Yeni Anayasada Özerklik Var Mı? Bilmediğiniz Süslü Maddeler !

Öcalan ve Erdoğan kardeşliği
Öcalan ve Erdoğan kardeşliği


Yazıya başlamadan şunu belirtmeliyiz ki,aşağıda göreceğiniz Aposeverlerin tamamı, referandumda evet demektedir ancak görüşlerimizi kim ne diyor diye değil de, neye evet ya da neye hayır dediğimizi bilerek oluşturmalıyız, bu yüzden Yeni Anayasada bulunan ve özellikle Milliyetçileri ilgilendiren iki maddeyi sizin huzurunuzda açıklamaya sunuyoruz. Yeni  Anayasa görüşmeleri süresince ulusal iki duyarlılık öne çıkmaktadır, bunlardan ilki  Türkiye’nin bölünmesi üzerine iken diğeri de Türkiye’nin şeriatlaşarak Türksüzleşmesi üzerinedir, özellikle de Türkiye’de pek çok siyasi bu konuda sinsi açıklama yapmaktadır, dün dündür, bugün bugündür siyasetinin Türkiye’de hakim olduğu bu dönemlerde, pişman olmamanız ve ağır veballerin altına girmemeniz için bazı bilgileri derleyeceğimiz bir yazı serimiz olacaktır.

Ne Çabuk Unuttunuz?
Ne Çabuk Unuttunuz?

Yeni Anayasada Özerklik Var Mı?

AKP İçerisinde, Türklük düşmanı Yasin Aktay,  Galip Ensarioğlu, Mehmet Metiner gibi PKK destekçilerinin olmasına ülke olarak alıştık ancak söylenen sözlere bir türlü alışamadık. O yüzden sizin için özerklikle ilgili son zamanlarda AKP’lilerin söylediği sözleri ve Yeni Anayasadaki sinsi özerklik maddelerini sıralayacağız.

“Özerklikten ya da eyalet sisteminden artık korkmayın.”
Naci Bostancı
AKP Grup Başkanvekili

“Anayasanın ilk dört maddesi değiştirilemez değildir.”
İsmail Aydın
AKP Bursa Milletvekili

“100 Yıllık prangaları çıkarıyoruz.”
Zehra Taşkesenlioğlu
AKP Erzurum Milletvekili

“200 yıllık sistemi değiştiriyoruz.”
Metin Külünk
AKP Rize Milletvekili

Sözleri daha da uzatırız ancak AKP’nin biraz da anayasa maceralarına girmek istiyoruz, biliyorsunuz ki bu AKP’nin ilk anayasa değiştirme çabası değil, 2013 yılında Çözüm Süreci içerisinde HDP ile birlikte hazırladıklrı anayasada, bırakın özerkliği, anayasanın ilk dört maddesi yerle bir edilmiş, koruyucu madde olan dördüncü madde de kaldırılmıştı. Buna göre, Atatürk milliyetçiliği ve ilkeleri ile dördüncü madde tamamen yok olurken, devletin dili Türkçe olmaktan çıkartılmış ve devletin resmi dili Türkçedir olarak düzeltilmişti, sadece birinci madde değiştirilmemişti, laik, sosyal, hukuk devleti argümanları sürse de 4. maddenin kalkması yüzünden bir güven yaratmıyordu, Bu dönemde Apo, Türkiye’nin 26 ayrı parçaya bölündüğü bir eyalet haritası da yayımlamış ve “Başkanlığı Tayyip Bey’e, Kürtlere özgürlük verirse veririz.” demekteydi, İmralı  Tutanaklarında “Tayyip Bey’i Gezide biz kurtardık, özerklik verirse gene kurtarırız.” sözleri de geçmekteydi.

İmralı Tutanaklarında Geçen Cümleler, "Erdoğan beni dinliyor." demekte Öcalan.
İmralı Tutanaklarında Geçen Cümleler, “Erdoğan beni dinliyor.” demekte Öcalan.

Bu dönemde Anayasadaki “Türk Milleti Adına” ibareleri çıkarılırken, Yürütmenin Başı da Başkan yapılıyordu ve tıpkı bugünkü gibi bütün erkler, tek bir kişide toplanıyordu, 2010 Referandumunda tabelaya hayır yazıp, seçmenine evet oyu verdirerek partilerinin kapattırılmasının önüne geçen HDP, özerkliğe doğru emin adımlarla ilerlerken, çözüm süreci PKK’nın ihlalleri ve Erdoğan‘ın seçimleri kaybetmesi yüzünden bitiyordu.

Ancak ABD’nin Erdoğan’dan kuklalık talepleri bitmiş miydi?

Yeni Anayasanın 123. ve 126. Maddelerindeki değişiklikler tamamen özerk yönetimlere izin vermektedir, buna göre Cumhurbaşkanı, istediği taktirde bir kararname ile yerel yönetimler kurabilmektedir, ülke toprağını yabancı şirketlere ya da hükümetlere kullanmaları için devredebilmekte ya da ekonomik, dini, kültürel gerekçelerle belirli toprak parçalarına oluşturulan yönetimlere özerklik verilebilmektedir.

İşte  eski 126. Madde “Kamu hizmetinin yapılmasında verim ve uyum için birden çok ili içine alan merkezi idare teşkilatı kurulabilir bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.”

İşte yeni 126. Madde:  “Merkezi idarelerin verim ve uyumu için bir çok ili içine alan yeni merkezi teşkilatlar kurulabilir ve görev kapsamı ile yetkileri Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenir.”

Yani Cumhurbaşkanı istediği taktirde istediği görevler ve sınırlamalar ile ülke içerisinde yerel yönetimler ya da eyaletler kurabimektedir zaten tek başına OHAL ilan edebilen, meclisi feshedebilen ve istediği gibi bakanları atayabilen, HSYK-Anayasa Mahkemesi üyelerini atayabilen birisinin böyle bir şeyi yapmasına kanun karşı olsa da engel olunamaz.

123. Maddede ise “Kamu tüzel kişiliği ancak kanunla ya da kanunun açıkça verdiği yetki ile belirlenebilir.” kısmı ise “Kamu tüzel kişiliği, kanunla ya da Cumhurbaşkanı kararnamesi ile belirlenebilmektedir.” şeklinde değişmektedir, peki bu ne anlama gelmektedir? Yaşar Canca gibi Anayasa Uzmanları durumun aslında bir ülkenin kaynaklarının belirli şirketlere kadar peşkeş çekilmesine getirebilmektedir ki keza Türkiye, günümüz kanunlarına rağmen “Danıştayın” yetkileri çiğnenerek AKP’nin daha önce bunu yapmasına tanıklık etmiştir ancak mevcut düzende kanunlar ulusal çıkarlardan yana olduğu için bu duruma kanunlar büyük ölçüde engel olabilmektedir, yeni anayasa ile bugün skandal denilen olaylar ileride alışkanlığımız olacaktır.

123.  madde aslında günümüzde Unakıtan gibi pek çok yolsuzlukçunun yaptığına benzer şekilde zorlanarak yaptıkları hırsızlıkları daha kolay yapabilmeleri içindir. Geçmişte, Cargill isimli bir Mısır Ürünleri işleyen fabrika, 212 bin metrekarelik alanı, metre karesi 5 Liradan satın alarak yolsuzluğun en büyüğünü gerçekleştirmiş ve devlet eli ile tarım arazilerini kendisine devrettirerek köylünün toprağına ve üretimine balta vurmuştur, Danıştay kararı kanuna aykırı bularak değiştirmiş ancak bu çok uzun sürmemiştir, işin sonu 2010 Referandumunda yargı da anayasaya aykırı şekilde hükümete verildiği için gene hükümet ve onun talancı yandaşlarından yana olmuştur.

Cargill Skandalı
Cargill Skandalı

Yaşar Canca ileride 123. Madde kapsamında, 126. Madde ile birleştirilerek, Fener Rum  Patrikhanesinin dahi özerk olabileceğini belirtiyor, kanunen önünde yeni anayasada bir engel bulunmuyor, işin üstüne bir de Cumhurbaşkanı Başdanışmanının “Kürtlere özerklik verilsin.” sözleri ile AKP’liler ile HDP’lilerin ezelden beri gelen ortaklığı ile sürdürdükleri Aposever bölücü sloganları binince, durum Türkiye için pek iç açıcı görünmemektedir. İmralı tutanaklarını lütfen unutmayınız, bu dönemde HDP, TV’lerde hayır demiştir ancak parti kapatmayı da zorlaştıran bir tasarıya HDP’nin hayır demesi akıllıca zaten değildir, keza 2010 referandumunda HDP tüm oy kitlesini örgütleyerek evet vermiştir,  HDP’li hiç bir beldeden hayır oyu çoğunlukta çıkmamıştır.

Son Olarak!
Son Olarak! İmralı Tutanakları unutulmamalıdır!

Cumhurbaşkanı  Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi‘nin bu sözleri Aralık 2016 Sonunda söylenmiştir.

Bugün yapılan, Milliyetçilerin oyları ile Milliyetçilerin mezara gömülmesidir, “Biz her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık.” diyen Erdoğan’ın Büyük Orta Doğu Projesine ve onun onur konuğu olan Barzani’nin Büyük  Kürdistan hayalleri ile ikisinin de efendisi olan ABD’nin çıkarlarına çanak tutmaktır, yeni anayasa kapsamında önümüze konan maddeler ortadadır, söylenen sözler otadadır, bunların hepsini bir makaleye sığdırmak tercihimiz olmadığı için şimdilik, 123. madde kapsamında hangi bölgelere özerklik verilebileceğini belirterek, aklınızı başınıza almanızı temenni ederek yazımızı sonlandırıyoruz.

“Liman bölgeleri, doğal kaynak bölgeleri, maden bölgeleri, su toplama havzaları, boğazlar, su yolları ve nehir alanları, vakıf arazileri, boru hatları geçitleri, GDO’lu tarım ürünleri üreten alanlar, elektrik dağıtım şebekelerinin geçtiği yerler, belirli bir etnik grubun yaşadığı alanlar ile belirli bir dini azınlığın yaşadığı alanlar, özel amaçlı eğitim bölgeleri.”

Peki Hangi Amaç (Bahane) ile Özerklik Verilebilir?

“Ekonomik Özerklik, üst kullanım hakkı özerkliği, maden çıkarma özerkliği, enerji kaynakları özerkliği, su toplama özerkliği, dini özerklik, kültürel azınlık özerkliği, turizm amaçlı özerklik ve dahası…”

Tarihimizde Lazistan vardı Kürdistan vardı diyenlerin, bir anda Anayasanın ilk 4 maddesine dokunmasını beklemeyiniz, bunu 2013’te HDP ile denediler ve yapamadılar, bugün ise daha tehlikeli gelmektedirler, Milliyetçileri kullanarak kimseyi dinlemek zorunda olmadıkları sinsi bir CIA düzenine geçerek, amaçlarını devlet organlarını denetimsiz hale getirerek elde etmeyi deneyecekler, bu gücü onlara verenler çok büyük bir vebalin altına girmektedir.

Ne çabuk unuttunuz?
Ne çabuk unuttunuz?

Unutmayın ki AKP Milletvekili İsmail Aydın, “İlk 4 madde değişebilir.” dedikten dakikalar sonra MHP‘liler kürsüye çıkmış ve kendi kesimlerinin öfkesini dindirmek için göstermelik tepkiler vermişti, ardından  Başbakan Binali Yıldırım kürsüye çıkarak gene göstermelik bir tepki ile “Günü gelmeden civciv yumurtası kırılmaz.” mantığı ile açıklamalar yapmıştı, karşınızdaki  AKP Ülkücülere, “Fatiha bilmez.” “Vampir.” “Irkçı”, “Kafatasçı” diyen AKP’dir, “Türk diye bir ırk yok.” diyen Yasin Aktayların AKP’sidir,  “AKP ile hepimiz Türk olmaktan kurtulduk.” diyen Aziz Babuşçu‘nun, “Ermenilerden özür diliyorum.” diyen İsmail Uçmağ‘ın ve “Ben Türk değil, Gürcüyüm.” diyen Potamyalı Recep Tayyip Erdoğanların partisidir.

Türküm diyebilen herkesin, hangi mezhep ya da dinden, kökenden olursa olsun, Türkiye’nin birliği, bütünlüğü için evet demeden önce çok daha fazla düşünmesi gerekmektedir.

Politik Deli
2 Şubat 2017

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*