Erdoğan ve Yahudi Lobisi Aşkı – Çocukluğundan Bugüne – 1

Abraham Foxman ve Erdoğan ödülleşirken.
Abraham Foxman ve Erdoğan ödülleşirken.

Yahudi Üstün Hizmet ve Cesaret Madalyasını, Filistinli Çocukların kanını içmek istiyorum diyen Abraham Foxman‘dan alan Erdoğan (Solda Fotoğraftalar), Amerikan Küresel Sermayesinin kalbi olan CFR‘nin temsilcilerinden Morton Abromowitz ile Türkiye Büyük Elçisi iken pek çok kez görüşerek Washington’a gitmişti, burada Yahudi kuruluşlarının ağırlıkta olduğu kurumlara gidiyor, Türkiye hakkında sözler vererek, ülkesine döndüğünde de edebiyatını yapmayı pek sevdiği Erbakan‘a baş kaldırıyordu. Erdoğan ve Yahudi Lobisinin aşkını anlatmak için bir makale yeterli olmayacaktır, bu yüzden tüm ayrıntıları mümkün olduğunca anlatabilmek için bir yazı serisi hazırlayacağız, şüphesiz ki bu yazılarımız bizim de hayatlarımızı riske atmaktadır, yaşadığımız diktatörlük dönemi bize unutturmamıştır ki Erdoğan’ın bir Yahudi ve  Siyonist olduğunu yazan Nasuhi Güngör, Ergün Poyraz aklımıza gelmesin, Ergün  Poyraz, Takunyalı Führer kitabında Erdoğan’ın Siyonizmin bir kuklası ve Amerikan Emperyalizminin işbirlikçisi olduğunu öyle ayrıntılı yazmıştı ki, altı ay sonra kitabı toplattırılıyor ve Fetullahçıların hedefi olarak Ergenekon komplosundan hapse atılarak 7 yıl hapis yatıyordu, nedeni ruhsatsız silah bulundurmaktı, silahın ruhsatını 13 kez mahkemeye vermelerine rağmen, Fetullahçı Hakimler her seferinde ruhsatı kaybediyordu, üstüne de Sinop Cezaevinde olduğu dönemde, Ergün Poyraz’ı örgüt toplantısı yapmak ile suçluyorlardı, bu tür gerekçelerden ötürü lütfen okuduğunuz metinleri, makaleleri önyargısız ve aydınlanmaya açık şekilde okuyunuz, bu millete, asıl düşmanlarını anlatmak isteyen bizim gibi insanlar her zaman en ağır bedelleri ödeyenler olmuştur.  Ergün  Poyraz’ın Takunyalı Führer ve Musa’nın Çocukları kitaplarına artık ulaşmak eskisi kadar kolay olmadığı için muhakkak ki bazı şeyleri eksik yazacağız ancak her halükarda, ne kadar derinden gelen bir dalganın ucunda ülkece can verdiğimizi göreceksiniz.

Abromowitz-Erdoğan
Abromowitz-Erdoğan

Erdoğan’ın Geçmişi ve Yahudi Lobisi İle Bağları – Çocukluğu

Recep  Tayyip Erdoğan, Rize’nin Güneysu ilçesinde doğmuş sıradan bir insandı ancak kökleri Türkiye’nin her zaman karşısına çıkan tehlikeleri barındıran örneklem ailelere uzanıyordu. Kürt Teali Cemiyetinin kurucularının torunu olan Cüneyt Zapsu, Selahattin Demirtaş ya da Osmanlı İmparatorluğuna isyan eden Cizre Emiri Bedirhanın torunları olan Ahmet Türk gibilerdeki bağlantı Erdoğan’da da görülmektedir. Kendisi, İslam Gürcistanı isimli bir dergi de çıkaran ve Gürcü Bağımsızlığı için Karadeniz’de ayaklanmış, K. Savaşında da Kuva-i Milliyecilere karşı savaşmış ve sonunda da İstiklal Mahkemelerinde idam edilmiştir, bahsettiğimiz kişi,  Tayyip  Erdoğan‘a adını veren Bakatoğlu Teyyüp’tür. Erdoğan’ın dedesi öyle bir Cumhuriyet ve Türklük düşmanıdır ki, Türkçe konuşmayı dahi günah saymaktadır, kendi öğrencilerine ve medrese öğrencilerine öğrettikleri ile Rize ve civarında bir isyan başlatır, idamı sonrasında Rize ve yöresi yeniden Türkçülerin denetimine girer, yıllar geçer ve Erdoğan babası ile birlikte İstanbul’a gelir, babası boğazdan karşıya geçmek isteyenleri taşır ve bazen de balıkçılık yapmaktadır, bu dönemlerde Erdoğan, “Bir  Devrin Şehitleri” isimli kitabı ile kendi dedesini güzelleyen Necip Fazıl Kısakürek‘i çok sever ve ilginçtir, kendisi Fetullah Gülen’in kurduğu Komünizm İle Mücadele Derneğine üyedir, aynı derneğe daha sonra Erdoğan, Öcalan, Arınç ve Gül de üye olacaktır, bütün Türklük ve Cumhuriyet düşmanlarının Fetullah Gülen gibi bir Siyonizm odağının kurduğu Komünizm İle Mücadele  Derneğine üye olması tabii ki de tesadüf değildir.

Erdoğan ve Gülen, Almanya, 1992
Erdoğan ve Gülen, Almanya, 1992

Erdoğan, bu dönemde Erbakan’ın akımına kapılır, kendisini babasının ve dedesinin İslamcı geleneği içerisinde, her ne kadar  Yahudi kökenli olsa da bulur, Osmanlı İmparatorluğunda, “Evliyazadeler” gibi çok dindar görünen ve  Hacdan çevresine sürekli hediyeler getiren ailelerin gizli Yahudi oldukları, çocuklarını yolladıkları Notre Dame Sion okulları gibi yerlerden ve Osmanlı İmparatorluğuna verdikleri zararlardan, evlerindeki isimlerden ve hatıratlarından çizdikleri tablolara kadar kanıtlıdır. Erbakan‘ın partisine ilk girdiğinde Kasımpaşa Akıncılara üye olur, günümüzde gene Erdoğan diktatörlüğü ile kaldırılma kararı alınan Sabahattin Önkibar‘ın “Bahçeli” kitabında da anlatıldığı üzere kendisi rahat durmayan ve hızla yükselmek isteyen birisidir. Eminönü Akıncılarından sürekli olarak dayak yemektedir, nedeni ise bu iki akıncı grubunun parti makamları için birbiri ile kavga etmesi ve Eminönü Akıncılarının Kayseri Huzurevi ya da Denizli Çocuk Esirgeme Kurumu usülsüzlüklerine kadar varan geniş çaplı ve duyarlı eylemler gerçekleştirirken, Kasımpaşa Akıncılarının pek de ileri düzey bir başarı elde edememesidir. Hatta bu dönemde, Ergün Poyraz’ın da aktardığı ve Erdoğanın arkadaşlarının da aktardığı üzere kendisi ve grubu, Eminönü Akıncılarının ayakkabılarına, onlar cuma namazında iken işemişti, daha sonra kendisinin Ülkücüler ile kavga ederken falakaya yatırılacağı zamanlar da gelecekti. Parti içerisinde biraz yükselir yükselmez Erdoğan asıl kişiliğini belli etmişti, zaten bir mason ve Erbakan‘ın sağ kolu olan Üzeyir Garih kendisini de partiyi rezil etmemesi için uzakta tutmaya çalışmıştı fakat orman arazisine kaçak iki katlı bina çıktığı ortaya çıkınca, koalisyon dönemlerinde tüm siyasi partilerin hemen hemen eşit güçte olmasından dolayı basının daha özgür ve siyasetin daha keskin olmasının yarattığı etki ile Erbakan ve arkadaşları zarar görmüştü. Üzeyir Garih‘in emri ile partiden uzaklaştırıldı ancak bu çok uzun sürmedi çünkü Garih, bir süre sonra öldürülmüştü, Erdoğan’ın karşısına her çıkan ismin çeşitli şekillerde öldürülmüş olması da ayrı bir şüphe kaynağıdır, hakkında kitap yazan isimler “O Müslümanlar Bu Müslümanlar” değil kitabının ardından Ukrayna’da kazaya uğruyordu, gene kendisine rakip parti kurmak isteyen ve İsmailağa Cemaatine üye olan Esat Coşan Avustralya’da trafik kazasında ölüyordu, “Sayın Apo” “Şehide Kelle” ikiliklerini de Avustralya’da çıktığı bir radyoda söylüyordu, İlginçtir, Fetullah Gülen‘e de eşcinsel diyen ve onun gizli aşklarını anlatan Gazeteci Haydar Meriç domuz bağı ile bağlanmış şekilde helekopterden dağ yamacına atılmış şekilde bulunuyordu. Garih‘in ölümü ile Erdoğan Erbakan‘ın yamacına yanaşma fırsatını bulmuş ve onun kredisi, adı ile İstanbul belediyesini kazanmıştı ancak partiyi rezil etmeye son sürat devam ediyordu. Tam 16 adet yolsuzluk davası bugün hala adliyede beklemektedir, bazıları şunlardır;

Haydar Meriç'in resmi.
Haydar Meriç’in resmi.

1- Kalpazanlık
2- Sahte Otopark
3- Ağaç Yolsuzluğu
4- Bilardo Yolsuzluğu
5- Zimmete Geçirme

Bu dönemde, İst. Belediyespordan İst. Halkekmek’e kadar tüm kurumlar batmaktaydı, değer kaybediyordu, üstüne de o dönemin PKK‘sı, DEHAP’ın Genelbaşkan Yardımcısı Mehmet Metiner, Erdoğan’ın yanından eksik olmuyordu, IBDA-C Terör örgütü, Türk  Askerini öldürünce, düzenlenen Eminönü’ndeki pilav gecelerine de Erdoğan tebrik kartları yolluyor, İst. Belediyesi otobüslerine de DEHAP’ın reklamlarını bedava yerleştiriyordu, bu dönemde MİT, Belediyeyi incelemeye alınca Metiner, Yemyeşil Demokrasi kitabında aktardığına göre “PKK’lı şüpheleri ve ithamları artınca, bir süre Erdoğan’ın yanından uzaklaşmak zorunda kalıyordu.”

Foxman ve Erdoğan
Foxman ve Erdoğan

Ancak  Erdoğan için her şey kötü gitmiyordu, parti, Erdoğan’dan iyice nefret etse de, ABD Ankara  Büyükelçisi ve CFR’nin temsilcisi Morton Abromowitz, Erdoğan‘ı keşfediyor, “İstanbul’u parlattığınız gibi,  Türkiye’yi de parlatabilirsiniz.” diyerek onu ABD’ye davet ediyordu, Erdoğan bu süre boyunca Gül ile birlikte pek çok konuda Britanya Başkonsolosu Caroline Haggins ya da İsrail Dışişleri Müsteşarı  David Sultan gibi baş aktörlerle görüşerek iyi ilişkiler kuruyordu, hiç bir siyasi statüsü olmayan birisi ile sadece bir belediye başkanı olan isimler, ABD Devlet Başkanı ile görüşüyordu, bu durum Erbakan ve arkadaşlarında huzursuzluk yaratıyordu, CIA’in diğer partilerde olan ideolojik etki ajanları da Erdoğan’ın ve onu Başbakan yapacak olan Fetullah Gülen‘in  çıkarlarına göre konuşmalar  ve siyasi düzenlemelere yönelik etki üretiyordu.

Bankasya Açılışında, Bütün Amerikancılar Yan Yana...
Bankasya Açılışında, Bütün Amerikancılar Yan Yana…

 

Yazı serimizin ikinci bölümünde, Erdoğan’ın kimlerle görüştüğüne ve ne anlaşmalar yaptığına, Büyük Orta Doğu Projesine daha ayrıntılı bir şekilde değineceğiz, CIA’in yayın kuruluşu Rand Cooperation‘ın dediği gibi, “Erdoğan’ı Başkanlığa hazırlıyoruz.”

Bizimle kalın.

Politik Deli
3 Şubat 2017

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*