Uzaya Canlı Gönderecek Ülkeydik: Kaybolan Dahiler-2

Türkiye Silah Teknolojisi

Türkiye’nin adı duyulmamış ve projeleri çalınmış, Ankara’daki siyasi iradesizlerin ihmalleri ile hayatları söndürülmüş dahilerinde, Bandırma Füzecilik Kulübü ve Krikor Divarcının yaşamına devam ediyoruz.

RASAT KULELERİ DAHİ FÜZEYİ GÖREMEDİ

2 Eylül 1962 günü Hamdi Varoğlu’nun yayınladığı yazısından sonra Bandırma Füzecilik Kulübü pek çok başarısızlığına rağmen yılmadan yola devam edebilecek gücü kendisinde bulur.  Yeni hazırlıklarla, daha önceden tasarladıkları Marmara 2 Füzesini, 3 Eeylül 1962 günü fırlatırlar, söz konusu denemenin gözlemlenmesi için toplamda 9 ayrı Raşat Kulesi kurulur.  Gliserin ve asfalt karışımı bir sıvı roket yakıtı olarak kullanılır,  metrelerce duman tabakası oluşur, o hengamede ne olduğu anlaşılamadan yüksek bir hızla gökyüzüne doğru roket yol almaya başlar, görülmesiyle kaybolması bir olur, bulutların arasında kaybolur, kurulan hiç bir rasat kulesi füzeyi görememektedir, nereye düştüğü de anlaşılmamıştır. Bir süre sonra Fener Adasından haber gelir, roketin başlığı paraşüt ile Fener Adasına iniş yapmıştır.  Gözlemciler, roketin 15 km.’den fazla yol aldığını tahmin ederler, söz konusu 5.50 kg. ağırlığındaki roket haberlere konu olur ve yeniden Bandırma Füzecilik Kulübü gündemdedir, daha da ilginci Dünya Amatör  Füzeciler Arası Yarışlarda, söz konusu füze Türkiye’ye dünya üçüncülüğü kazandırmıştır.  Birincilik 56 km. ile Amerikanlara, ikincilik 36 km. ile Almanlara ve üçüncülük ise 15.km ile Bandırma Füzecilik Kulübü sayesinde Türkiye’nin olmuştur.  Uluslararası bu başarı, Türkiye’de olaylara bakış açısını değiştirir, THK binasında,  11 Ekim 1962 günü Füzecilik Sergisi açılır,  sergiye gelen Samsun Halkının yavaş yavaş fikirleri değişmektedir.

Her şey bir süre daha güzel gider, 15 Ekim 1962 günü Kızıksa Atış Sahasında, yeni denemler halka açık olarak yapılır, bir sonraki makalede hikayesini anlatacağımız, Krikor Divarcı da buradadır. Önce onun füzesi ateşlenir ancak infilak eder, daha sonra Gençlerin Marmara 3 füzesi ateşlenir ancak havalanmaz, ens onunda Marmara 4 füzesi ateşlenir ve olan olur.  5 km. 140 metreye kadar yükselen  Marmara 4 ile Hava Üs Komutanı Halim Menteş gençleri tebrik eder. Ünleri artan Havacılık Astronomi ve Roket Kulübü 300 kişiyi artık bulmaktadır, Artuğ Sayıner ile beraber Ankara Şubesi üyeleri, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’i  ziyaret eder, “Sizi yolunuzdan döndürmek isteyecek olanlara inat Türklerden başkasının yapamayacaklarını yapmaya devam edin.” diyerek öğüt verir, gençler Türkiye’ye mücadeleci ruhları ile örnek olmaktadır.  Bundan sonrasında daha uzmanca işler yaparak amatör olmayan bir topluluğa dönüşmüşlerdi, THK, THY, NASA ve bazı uluslararası kuruluşlardan destek alıyorlardı ancak herkes kulübün kime faydasının olacağı derdindeydi, herkes bu yüzden yardım etmekte idi, iç dinamiklerle dış dinamikler birbirine karşı savaşmaya çoktan başlamıştı, Krikor Divarcı ve Bandırma Füzecilik kulübü henüz olacaklardan habersizdi.

Bu dönemde, Ata Füzesi, Sirius Füzesi, Vega Füzesi, Uçan Türk Projesi projeler yapılmıştı, bunların bazıları askeri amaçlarla bazıları ise metrolojik amaçlarla yapılmaktaydı. Sirius projesi, çift kapsüllü ve kademeli bir projeydi, Kıbrıs 1 isimli de ek bir kapsülü vardı, Sirius astronomik amaçlarla gözlem yaparken, Kıbrıs 1 Füzesi vurucu amaçla kullanılacaktı, 1960’lı yıllarda, Kıbrıs adında bir füzenin yapılışı da halkımızın o dönemde yaşanan katliamlara nasıl duyarlı olduğunu göstermektedir.  Uçan Türk projesinin menzili ise 35 km. idi, Ata 1 ile menzil 70km. ye çıkmıştı, ileride 300km.ye varan menzillere ulaşılacaktı.

Dünyanın İlk Güdümlü Füzelerini Üreten Ülkelerdendik

Türkiye’nin tarihini bilmeyişi, Türkiye’ye en çok kayıp yaşattıran etkenlerden birisidir.  Türkiye, 1960’lı yılların başında ilk güdümlü füzeleri tasarlayan ülkelerden birisiydi, Krikor Divarcı ve Bandırma Füzecilik kulübü, güdüm sistemini tasarlamıştı ancak maddi imkanlar giderek kısılıyordu, hiç bir başarısızlığı olmamasına rağmen üretilen projeler üretildiği ile kalıyor, pek de seri üretime geçirilmiyordu, güdüm projesi ile TSK o dönem doğru düzgün ilgilenememişti bile, bazı Komutanlar ellerinden geldiğince destek oluyordu ancak doğru düzgün bir türlü Savunma Bakanlığından sipariş verilmiyor, üretimevleri kurulmuyordu, Güdüm Projesi tamamlanınca beklenen olmadı, önce savaş gemisi, sonra deniz motoru, ardından roketlerde denenmek istendi çünkü maddi imkanlar yoktu, buna rağmen hiç bir zaman proje denenemedi. Dönemin siyasi gerginliğinden Bandırma Füzecilik  Kulübü de nasibini almaktadır, o dönemde sergilerinde X-15 isimli bir uçağın maketi yayınlandığı için bazı çevrelerce Amerikan Propagandası yapmakla suçlanırlar, bunun üstüne şu efsane sözler, Kulüp Başkanı Artuğ Sayıner tarafından , 6 Şubat 1966’da  söylenir.

O dönemde Bandırma Füzecilik Kulübü Medyaya Böyle Yansıyordu
O dönemde Bandırma Füzecilik Kulübü Medyaya Böyle Yansıyordu

“Bazı çevrelerce yapılan saldırılar bizi üzmektedir, Amerikan progadandası gibi bir derdimiz asla olmamıştır,  bu serginin amacı en bilgili kişilerin bile bilmediği teknolojik gelişmeleri onlara aktararak bir bilinç aşılamaktır, çağdaş uzay çalışmalarını ve füze tekniklerini öğreterek ülkemizin geri kalmasını engellemektir. Biz ne Amerikan emperyalizmi ne de Sovyet sosyalizmi taraftarıyız, bizim tek ışığımız vardır o da Türk Milletinin senelerce köle olarak kullandığı devletlerden olan teknik geriliğini gidermek için ilk adımı atmış olmamız ve Türk Milletinin yüceliğidir.”

UZAYA  İLK  KEZ CANLI GÖNDERME PROJESİ VE TÜRKİYE

Türkiye’nin içindeki durumlar bir türlü çözülememektedir ancak gençler tüm hızıyla Türkiye’ye 1940’larda kaçırdığı havacılık teknolojisi fırsatlarını geri vermek için kararlıdır, Genelkurmay Başkanı Cemal Tural gençlerle buluşmak için Samsun’a gelir, projelerini beğenir ve destek olunacağını duyurur,  THK-THY de hala arkalarındadır, Cemal Tural hatta iki askeri barakayı Bandırmaya gönderir, kendisi bir de sıvı yakıtlı bir roket siparişi verir, ödenek 300.000 TL’dir.  Artuğ Sayıner’in başkanlığını yürttüğü projede, bilimsel M.S.B Araştırma-Geliştirme yöntemlerine göre yürütülmüştür ve başarıya ulaşmıştır.  Gençler ve Krikor Divarcı ise sona yaklaşmaktadır, NASA 1973 yılında Kulübe her türlü yardımın yapılacağını duyurur, THK’dan istedikleri ödeneği alırlar, kendi eğitimleri ve askerlik durumları nedeni ile bazen ilerlemeleri yavaşlar ancak askerlik işlerinin bitmesi ile yollarına ilerlemeyi sürdürürler fakat bir anda beklenmedik şeyler olmaya başlar. THK desteğini çeker, NASA ise gençleri unutur, Krikor Divarcı’nın evi gelecek makalede anlatacağımız ve daha iyi anlayacağınız üzere yanar, tüm planlar mahvolur. Maddi desteğin çekilmesi ile medyada da Krikor Divarcı karalanmaya başlanır, Gençler de aynı şekilde medyadan nasibini alır, unutulurlar ve kendi ekonomik zorlukları ile boğuşmak zorunda kalırlar, bir süre sonra füze çalışmaları tamamen durdurulur ve model uçak yarışmalarına katılmaktan öteye gidilemeyen işler yapılır, 1975 öncesinde tüm bilimsel ve teknik faaliyetleri durdurulur, görünmeyen bir el her şeye el koymuştur.  Görünmeyen el demişken, NSA, yani birinci makalenin başında belirttiğimiz National Security Agency’nin takma adı “Görünmez Adamlardır.” Türkiye’nin elindeki fırsatlardan birisi daha böylece gitmiş olur, hala güdümlü füze teknolojisine sahip değiliz, halbu ki daha o dönemde Yom Kippur savaşlarında bile bu füzeler hayati rol oynamakta idi, üstüne koyarak ilerleyebileceğimiz çok şey olabilirdi, onun yerine sadece unutulan Dahilerimiz ve hiç öğrenilmemiş ihanetlerimiz oldu.

Füze Denemelerinden Bir Görüntü
Füze Denemelerinden Bir Görüntü

Nuri Demirağlar, Şakir Zümreler, Nuri Killigiller, Hasan Özfidanlar, Emrullah Ali Yıldızlar ya da Krikor Divarcı ile adı duyulmamış sayısız Türk Dahisine armağan edeceğimiz yazı serimiz daha ayrıntılı şekilde devam edecektir. Görünmeyen Adamları, özellikle de Uzayla iligli olan Bandırma Füzecilik kulübünde göreceksiniz çünkü Krikor Divarcı ve Gençler, uzaya ilk canlı gönderen ülke olmak istemişti, bir rokete yerleştirilecek fare ile uzaya çıkmak amaçlanmakta idi, o dönemde SSCB ve ABD bunun için yarışıyordu, Türkiye’de ise bir grup dahi neden biz olmayalım demişti! Kilometrelerce yükselen füzelerini sadece biraz daha yükseltmeleri gerekiyordu ancak “neden onların bunu yapamayacağı” kısa süre içerisinde hem kendi siyasetçilerinin hem de kendi medyalarının ihaneti ile anlaşılacaktı.

Politik Deli
26 Aralık 2017

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*