Türklüğün Rengi Olmaz Dedirten Zenci Musa Kimdir?

Zenci Musa, Türklüğün evladı.

Önsöz
Zenci Musa, zayıf çocukların doğduğu Sudan’da iri cüssesi ile doğmuş, kişiliği de bedeni gibi sıradışı olan bir Teşkilat-ı Mahsusa Gizmeni(Ajanı) idi. Zenci Musa, Sudanlı olduğu için her zaman olduğu gibi kökencilerin yani ırkçıların ve ümmetçilerin ayrı tepkiler geliştirdiği bir isimdir. Bir grup, kökeni farklı olduğu için  Türk kabul etmez, diğer grup ise Zenci Musa’nın uğruna savaştığı ülkesini, bayrağını ve Abdülhamid düşmanı generallerine, dostlarına rağmen onu bir Mücahid ilan eder ve ümmet sevdası ile Kurtuluş Savaşının da bir ayrıntısı olan bu kahramana sarılarak edebiyat dizer. Tıpkı Türkoloji Enstitüsünde ders vermiş “Irkıma izmihlal yok.” diyen  Abdülhamid’e hain, korkak, baykuş diyen Akif’i çaresizce, acizce edebiyatladıkları gibi. Bu yazımızda da bu önem verilmemiş ya da unutulmuş nice Kahramanın anısına olduğu gibi, Sudanlı Musa’yı ve hatırasını anlatmayı elimizden geldiğince deneyeceğiz.

Zenci Musa Kimdir?

Sudan’da doğmuştur, pek çok ulusal kahraman gibi yetimlik içinde büyümüştür, dedesi tarafından yetiştirilen Musa, okulları ve eğitimi ile ünlü Kahire’ye gönderilir, buradaki okullarda eğitimini tamamladıktan sonra Dedesinin Osmanlı hayranlığı ile İstanbul’a gelir, Türkçe öğrenir. Arkadaşları, siyahi teni için ona Zenci Musa der, iri yarı, fesiyle beraber kendisi için bir babadan daha önemli olacak Önder ile tanışır. Kuşçubaşı Eşref Bey. Teşkilat-ı Mahsusanın kurucularından ve önde gelen isimlerinden olan Kuşçubaşı Eşref Bey, Abdülhamid tarafından Hicaz’a sürgüne gönderilir, burada Abdülhamid’in yaverinin oğlunu kaçırarak, bölgedeki Arap Şeyhlerini ve Tarikatlarını gezerek kısmen kontrolü altına alır, Abdülhamid için  Selanik’ten gelecek son aslında Hicaz’dan çoktan başlamıştır. Kuşçubaşı Eşref bir türlü bulunamadığı için Şeyh-it Tuyyur yani Uçan Şeyh denmektedir. Geçirdiği kaçak ve savaşçı yıllarla istihbarat yeteneğini, savaşçılığını ilerleten Kuşçubaşı Eşref, kendisine oğlu gibi göreceği bir fedai bulur. Zenci Musa‘yı. Teşkilat-ı Mahsusanın önde gelen liderlerinden olan, Türk Meşrutiyet Devrimi sonrası, Kuşçubaşı Eşref, özellikle de Arabistan yarım adasını iyi bildiği için 1. Dünya Savaşında da bu bölgede hizmet vermiştir. Daha sonra Irak’ın ilk Kralı olacak olan Faysal ve onun isyancı 20.000 kişilik  Arap Bedevilerine karşı 40 kişilik Gizmen birliğiyle beş saatten uzun süre çatışmış ve geri çekilmiştir, bu çatışma Süveyş Cephesindeki 2. Kanal Harekatı sırasında yaşanmıştır.

Kuşçubaşı Eşref Bey

Zenci Musa ile yaşadıkları maceralar bu kadar değildir. Yemen’deki 7. Ordu, İngilizlere ve yanlarındaki Lawrence (Lawrence of Arabia) ile bedevilerine karşı direnmekteydi ancak sahip oldukları olanaklar çok olumlu değildi, ordunun iaşe giderleri sıkıntıdaydı.  Libya’daki yerel direnişte bulunan Zenci Musa, burada Enver Bey, Mustafa Kemal Atatürk gibi isimlerle yan yana yer almıştır, Kuşçubaşı Eşref ile de burada tanışmışlar ve 7. Ordu’ya ulaşacakları zamana kadar da ayrılmamışlardır. Hicaz Demiryolunu kullanarak Tevfik Paşa’ya 300.000 Osmanlı altını ulaştırmaları gerekmektedir. Lawrence’ın istihbaratı Arap yarımadasında güçlü olduğu için bu durumu öğrenir, İngilizler ve Bedeviler 20.000 kişilik bir kuvvet ile trene saldırsalar da, iki günlük bir kovalamaca yaşanır, sonunda Kuşçubaşı Eşref Bey esir düşer, Zenci Musa ise 300.000 altını arkadaşları ile birlikte kaçırmanın yolunu bulur. London Times’a büyük puntolarla manşetler atılır.

Zenci Musa’nın hizmetleri bunla da sınırlı değildir, 1. Dünya Savaşı ve öncesi de vardır, öncesinde Balkan Savaşlarında da savaşarak Türklüğe hizmet etmiştir. Bir diğer hizmeti ise Kurtuluş Savaşında da olmuştur. Bu dönemde İstanbul’dan Ankara’ya kaçırılan mühimmat ve lojistik malzeme için hamallık yapmıştır. İstanbul işgal edildiği dönemde de kendisi hamallık yapmaktadır, General Harrington Zenci Musa’yı tanıyarak kendisini İstanbul’da da takdir ederek kendisi için çalışmasını ister, şaşırmayacağımız gibi Zenci Musa tarafından reddedilir. Bu dönemde gene Zenci Musa karakterini yansıtmayı sürdürmektedir.

Zenci Musa’nın fotoğrafı.

Yemen’den onu tanıyan Ali Sait Paşa, kendisinin ekonomik olarak zor durumda olduğunu bildiği için ona emekli maaşı verdirilmesi için dilekçe yazmayı teklif eder, “Fakir milletin parasını alamam.” diyerek reddeder, ardından ona torpil denilebilecek şekilde bir devlet kurumunda kahyalık teklif eder, bunu da reddederek hamallığı seçer, kahyalığı yaşlı olana verin der. Kurtuluş Savaşı boyunca da savaşı desteklemiş, elinden geleni yapmıştır.  Kendisinin anılarını ve yaptıklarını Mehmed Niyazi Bey aktarmıştır, aynı zamanda Üsküplü Osman, Oğuz Amca, Uşaklı Mehmed Baba, Mihrail Bey, Mamaka Mustafa gibi Ulusal Kahramanların da unutulmasına engel olmuştur.

Emir Faysal ve İngiliz Bedevileri

Kuşçubaşı Eşref Bey ise Malta Sürgünü sonrası Çerkez Ethem‘e katılmıştır, onu yetiştiren isimlerdendir, alınan yanlış kararlar sonrası Çerkez Ethem isyanı ile birlikte kaderi yurt dışına çıkmıştır, Lozan’da 150’lilikler listesinde yer alsa da 1936 yılında af çıkması ile yurda dönmüştür. Alaşehir Kongreleri ile İngiliz mandasını kabul eden ve sonrasında da Yunanlara sığınan ve TBMM Ordusuna karşı savaşan Çerkez Ethem’in yanında neden yer aldı, bilmiyoruz ancak her halükarda, bilinen şekli ile kendisi Cumhuriyete bir düşmanlık beslememiştir. Zenci Musa öldüğünde, ardında Kuşçubaşı Eşref Bey’in bir fotoğrafını geriye bırakmıştır.

Zenci Musa Mezarı

Unutulmuş ve hatırlanan tüm Ulusal Kahramanlar adına yazılmıştır.

Politik Deli
27 Nisan 2017

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*