Türk Mitolojisinde Bozkurt’un Yeri ve İnanışlarındaki Destanları

Türk Uygarlığında kurt, turna, kartal, geyik, çam ağacı, yüksek dağlar, nehirler ve çeşitli yıldızların evrenin algılanmasında sahip olduğu kutsal bir yan vardır. Bunlardan turna kuşu, Türklerle aynı göç güzergahlarını izlemesi ile Türk Ulusal Dininde vurulması ya da zarar verilmesi yasak olan bir kutsallığa erişmişken, Ak Çam ağacı olarak da geçen ağaçların dünyanın yaratılışında Ülgen tarafından Gökten inmek için kullanıldığına inanılır. Sahip olunan Buyan adlı bir erk ile toplumsal olarak işledikleri iyi ya da kötü işler için bir karşılık alınacağına inanılır. Bütün bunların içerisinde ise Kurt ya da “Börü” ögesinin mitolojilerinde ayrı bir önemi vardır. Bunun nedeni, Türeyiş Destanlarında yer alan Bozkurt’un Ülgen’in kızlarından birisi ile evlenerek sahip olduğu çocuklarından Türklerin geldiğine inanılmasıdır. Böylece Türkler, hem Tanrılarla, hem de Bozbörü ile aynı soydan geldiklerine inanarak kurtlara ayrı bir kutsallık atfetmiştir. Türklerde, sadece insanlara, hayvanlara ya da bitkilere özel olmak üzere çeşitli ruh biçimleri vardır, bunların bir kısmı sıcaklık, bir kısmı ise hareket edebilme yeteneği gibi işlevlere sahiptir. Bir diğer inanışları ise hayvanların sahip oldukları ruhların bir hayvandan çıkıp yeni doğacak bir canlıya can vereceğidir, bu yüzden onlara eziyet etmemeyi isterler ki söz konusu ruh yaşama yeniden gelmeyi istesin. Bütün bunların başında ise bütün bir hayvan türü için de ortak bir ruh vardır, bu ortak ruh her hayvan için görülüp genellikle Ata Ruh ya da Ana Ruh olarak adlandırılır. Kurtlarda bu ruha, kurt ana, kurt ata denmektedir. (Ögel 2010, 45).

Türklerin Ulusal Dini Tengricilikte Bozkurt’a Dair İlk Yazılı Kaynak Nedir?

Türkler’in Kurt ögesiyle ilgili ilk bulgusuna, yazılı ekine çok daha önceden geçmiş olan Çin Uygarlığında rastlanır, Roux bu kaydı şu şekilde aktarmıştır.

Atatürk’ün isteği üzerine İbrahim Çallı’nın yarattığı, Ergenekon Tablosu

Wu-sun’ların Kralı Kun-mo’dur. Kun-mo’nun babası, Hiong-nuların batı sınırındaki küçük bir toprak parçasında hüküm sürüyordu. Hiong-nular onu yakalayıp öldürdüler. Kısa süre önce doğmuş olan Kun-mo bir çöle atıldı. Orada ağzında bir et parçası tutan bir karga üzerinde uçtu ve bir kurt gelip emzirdi. (Hiong-nuların) Şan-yu’su bu mucizeye hayran kaldı. Çocuğu kutsal saydı ve büyümesi içi serbest bıraktı (Roux 2005, 301).

Kurt ögesine Türk Mitolojisinde çeşitli yerlerde rastlanır ancak ilk olarak Mete han’ın Tabgaç’taki bütün Türk Boylarını birleştirmesi sonrası Usun Ulusunu kendi devletine katmasını anlatan mektubunda geçmektedir.  M.Ö 91 yılında yazılan Shiji adlı kitabında Sima Qian bu mektuptan ilk bahsedenlerden olmuştur. Mektubunu daha sonra çeşitli yorumlarla kaynak alan Roux, şu şekilde aktarmıştır;

Tukiular Hiung-nuların özel bir koludur. Aile adları A-se-na’ydı. Ayrı bir topluluk oluşturdular, ancak daha sonra komşu bir devlete yenildiler ve bu devletin askerleri on yaşındaki bir erkek çocuğu dışında tüm aileyi yok etti. Askerler bu çocuğun gençliğine acıyarak onu öldürme cesaretini gösteremediler. Ayaklarını kesip otla kaplı bir bataklığa attılar. Orada dişi bir kurt vardı ve onu etle besledi. Böylece çocuk büyüdü ve kurtla çiftleşerek dişi kurdu gebe bıraktı. Çocuğun hala yaşadığını öğrenen hükümdar onu öldürmek için adamlarını gönderdi. Bunlar çocuğun yanında dişi kurdu gördüklerinde onu da öldürmek istediler. Dişi kurt hemen Turfan memleketinin kuzeyinde bulunan bir dağa kaçtı. Bu dağda bir mağara ve mağaranın içinde sık otlarla kaplı düz bir ova bulunuyordu. Buraya sığınan dişi kurt dünyaya on çocuk getirdi. Büyüdüklerinde bu çocuklar dışarıdaki kadınlarla çiftleştiler ve hemen gebe bıraktılar. Bu soydan gelenler bir aile adı seçti ve birisi de A-se-na adını aldı (Roux 2011, 199).

Bu mitoloji hem Bahaddin Ögel’in “kitabında hem de Jean-Paul Roux’un kaynaklarında aynı şekilde anlatılmaktadır yazılmıştır. Bir diğer önemli nokta ise Aşina Soyu bundan sonra pek çok yerde karşılaşılacaktır. Türk Boyları güç iddiasında bulunmak için soylarını bundan sonrasında ya efsanevi İskit Kağanı Alp Er Tunga’ya ya da Aşina Soyuna dayandırarak prestij elde etmeye çalışacaklardır. Bu yüzden Avrupa’ya giden Bulgar Kağanlığının kalıntılarında bulunan Kağanlar Listesinde dahi Aşina Soyundan geldikleri görülecek, kendilerini de doğruca Hunlara dayandıracaklardır. Daha sonrasında Macar Boyları da Magor ve Hugor gibi Efsanelerle de soylarını tekrar Aşinaya ve Hunlara dayandıracaktır.

Türk Mitolojisinde Bozkurt, Ergenekon ve Yaratılış Destanları

Türklerin, Börü efsanesi, Ergenekon efsanesi ile daha da zenginleşmiştir. Kendilerini türeten ve kurtaran rehber olarak görülen kurt ögesi ya da imgesi, Ergenekon’da tekrar ortaya çıkmıştır. Bu durum Bahaddin Ögel’in kitabında da anlatılmaktadır.

Ata kurt motifinin geçtiği en bilinen mitoloji ise Kurt Ata anlamına gelen Kağoçı’dır. Bu Tanrının tüm kurtları koruduğu, onlara can veren ruh olduğu ve Türklerin de bahsedildiği üzere yarı Atası olduğuna Eskil Türk Uygarlığında inanılmaktaydı. Kendisini de doğruca Kurt Ata’ya dayandıran topluluklar onun adı ile anılmıştır. Bu topluluklar da  Hunların soyundan gelmekte ve Kurt Ata ögesini mitolojilerinde yaygınca bulundurmaktadır. Daha çok ise Uygurlarda yaygınca görülen Kurt Ata ögesi bazen Uygur Efsanesi olarak da adlandırılmıştır, Türeyiş Destanı da bazı durumlarda sadece Uygurlara ait olarak gösterilmiştir. Jean-Paul Roux’un ve Bahaddin Ögel’in çalışmalarında mit oldukça yakın bir şekilde yer bulmaktadır. Anlatılana göre;

Hiong-nuların Şan-yu’sunun çok güzel iki kızı vardı. Bir insana verilemeyecek kadar güzel olduğunu inandığı kızlarını Göğe adamaya karar verdi. Bu amaçla kızlarını devletinin kuzeyindeki uzak bir yerde inşa ettirdiği yüksek bir kuleye hapsettirdi. Bir kurt geldi. Üç ay boyunca kulenin çevresinde dolaştı, sonra da inini kulenin dibine kurdu. Bunun üzerine prenseslerden biri kardeşine şöyle dedi: “İmparator babamız bizi Göğün kadınları olmaya adamış. Bu gelen kurt Gökten gönderilmiş olmasın?”. Kuleden çıktı ve kurdun karısı oldu. Bunların çocukları kavmin ataları oldular (Roux 2005, 302-303. Ögel 2010, 17-18).

Bahaddin Ögel kitabında bu mitoloji ile ilgili yaptığı yorumlarda, mitolojide geçen prensesin ve kurdun nerede yaşadığının, nerede türediğinin eksik olduğunu belirtir (Ögel 2010, 18). Ancak efsanelerde bu şekilde ayrıntıların olmasına gerek yoktur.

Önceleri bir kutsal ifade olan Börü, Göktürklerle birlikte bayraklarında bir ongu olarak görünmüştür. (Ögel 2010, 40). Kurt hem mitolojilerde üstlendiği ana ve ata karakteri hem de rehber olma rolüyle önemini göstermektedir.

Kurttan türeme bazı Sibirya kavimlerinde, Altay kavimlerinde ve Deniz Kağan (Cengiz Kağan) devletinde de görülür. Bunun nedeni Kurt Atanın Çına adı ile Moğollarda da olması olduğu gibi Uygur Türkçesinin ve topluluklarının Moğollarda geniş bir yetkiye sahip olması ile Deniz Kağan Ordusunun ve komutanlarının çoğunun Türk kökenli olmasıdır. Birçok kaynakta Cengiz Han’ın doğruca Börte’nin soyundan geldiği söylenmiştir. Bu yüzden Deniz Kağan’ın Hanedanlığının adı “Borjigin” olarak seçilmiştir. Borjigin, Türkçe bir sözcük olup anlamı Börü Tigin yani Kurt-Prens şeklindedir. Günümüzde SSCB döneminde yakılan kaynaklardan dolayı Moğollar arasında bu soyadını alma hakkını ve hevesini kendisinde bulan ve bu soyadını taşıyan milyonlarca insan bulunmaktadır. Sibirya’da yaşamış ilkel Türk kabilelerinin mitlerinde de ata kurt motifine rastlanmaktadır (Ögel 2010, 44). Bahaddin Ögel, Cengiz Han ve onun kurt atası üzerinde daha çok durmuştur. Bu mitolıjide de gökten gelen ışık kurt motifine dönüşür (Ögel 1995, 113).

Türkler türeyiş mitlerinde geçen kurt motifine kutsallığından dolayı “Gök Kurt” ya da “Bozkurt” diye adlandırmışlardır. Gök ya da Kök, Türkçede “kutsal” ya da “sonsuz” anlamlarına gelmektedir. Özellikle “Gök Kurt” demek, Bahaddin Ögel’ e göre Türkler’in Gök-Tanrı inancından gelmekteydi. Ancak bu durum yanlış bir çeviri ve görüşten doğmuştur, Türk İnanışlarında “Kök Tengri” “Sonsuz Kutsallık” demektir, günümüzdeki anlamı ile bir Tanrıyı ifade etmemektedir.  Kök Türk adında bir devletin kurulmasının nedeni de Evreni yaratan Ülgen’in Kök’ün en üst katında oturması ile onun kutsallığına kendilerini atfetmesinden doğmaktadır ancak Ögel, Türk İnanışlarının tek Tanrılı olduğunu iddia etmiştir. (Ögel 2010, 42). Fakat bu görüşü özellikle de Abdülkadir İnan “Türk İnanış Sistemleri” adlı kitabında çürütmüştür, günümüzde bilindiği kadarıyla Türklerin inanışları Tek Tanrılı değildir ancak merkezi devletlerin kurulduğu dönemlerde Tek Kağan ve Tek Tanrı düşüngesi benimsenmek istenmiştir. Bunun bir benzeri ise Babillerin Marduk Efsanesinde Üçlü İnanışın temeli olarak da görülmüştür. (Samuel Noah Krammer – Sumerian Mytology) Türk mitolojilerinde kurt motifi, ana kurt ve ata kurt haricinde rehber, yol gösterici olarak da oldukça önemli bir yere sahiptir. Tukiular’ın Aşina ile ilgili olan türeyiş mitolojisi içinde bulundurduğu mağara ve ova motifleriye rehber/yol gösteren kurt motifini bulunduran Ergenekon Destanı’nın ilk şeklini oluşturmuştur.

Atatürk’ün Cumhuriyetin 10. Yıl için hazırlattığı asıdaki Bozkurt.

Türk İnanışlarında Bozkurt’un Yol Gösterici ve Ata Olmasına Dair Türevleri

Mehmet Özkartal’ın kitabında Ergenekon Destanı’nda rehber/yol gösteren kurt motifinin çobana gözükmesi, çobanın kurdu takip ederek bir çıkış noktası bulması ve bu çıkış yerinde demircinin ocak yakarak dağı erittiğinden bahseder (Özkartal 2012, 65). Ebru Şenocak ise eserinde Kurt ögesinin burada bir mecaz olarak kullanıldığını, kurtuluşu gösteren kişi ya da olaya bir kurt imgesi verilerek adlandırıldığından bahsetmiştir.(Şenocak 2013, 2534).

Mustafa Duman’ın eserinde ise İslami bir motifle benzerlikleri açısından karşılaştırılan rehber/yol gösteren kurt motifi Ergenekon ve Oğuz Kağan Destanları üzerinden ele alınmıştır. Bu iki destanın analizinde Mustafa Duman, kurdu takip eden ve onun söylediklerini yapanların bir şekilde mükâfatlandırılmakta oldukları ve bu yönüyle de kurdun rehberliğinde hareket eden birey ya da toplulukların başarıya veya kendilerinin yararına olacak bir sonuca ulaştıkları bilgisine ulaşmıştır (Duman 2012, 196). Oğuzların Bozkurt Destanı’nda da okuyucunun karşısına tekrar yol gösteren kurt ögesi çıkmaktadır. (Hacer 2013, 4). Bu yüzden de kurtların sadece bir Ata değil aynı zamanda bir Yol Gösterici olduğu Türk inanışlarında kabul olmaktadır. Bu durumun bir nedeni de, Kurtların yaşadıkları geniş coğrafyayı hafızalarına kaydedebilmeleri ve her zaman yönlerini bulmaları da olabilir, kurtların sahip oldukları özelliklerden onları örnek alan bozkır insanı da böylece etkilenmiş olmalıdır.

Bozkurt, Türk Mitolojisinde, yol göstericidir. Atatürk’ün halkı için üstlendiği vazife de bu olmuştur.

Kurt motifi bütün Türk kavimleri ve Türkistan bozkırlarında yaşayan halklar için oldukça önemli bir yere sahiptir. Ata ve Ana kurt ögeleri, Türk Efsanelerinde farklı dönemlerde ortaya çıkmıştır. Türkler için kurt, bazen bir yol gösterici olmakta, bazen ise kurtarıcı olmaktadır. Türk Uygarlığında, Kurt ögesi, geyik, at, çam ağacı, turna kuşu, nehirler, gök yüzü, ateş, Ülker Takımyıldızı gibi çeşitli ögeler içerisinde daha öne çıkan bir öneme sahiptir. Öyle ki Türklerin savaşlarda kurtlarınkine benzer sesler çıkarmalarından, savaşlarında da kurtlar kadar sinsi yollar izlemeleri, çocuklarına her zaman için tehlikeye açık bir yaşam biçimini eğitimleri ile aktarmaları da doğadan öğrendiklerinin mitoloji aracılığı ile uygarlıklarına olan yansımalarıdır.

Dipçe: İlerideki makalelerde değinilecek olan Etrüskler’deki Romus ve Romulus Efsanesindeki Kurt tarafından büyütülen kardeşler, Etrüsklerin DNA’larının da Türklerinki ile yakın olması nedeniyle, Etrüsklerin Türk ya da Asyalı olup olmadığı tartışmasını yaratmıştır.

KAYNAKÇA

Duman, Mustafa. “Bozkurttan Hızıra’a Türk Halk Anlatmalarında Kılavuz” Milli Folklor. Sayı 96. s. 190-201, 2012.Gülşen, Hacer. “Kurt Motifi Üzerine Bir İnceleme” Akademik Bakış Dergisi, Kasım-Aralık. Sayı 39, 2013.Ögel, Bahaddin. Türk Mitolojisi. Vol. I. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2010.Ögel, Bahaddin. Türk Mitolojisi. Vol. II. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1995.Özkartal, “Mehmet. Türk Destanlarında Hayvan Sembolizmine Genel Bir Bakış” Milli Folklor. Sayı 94. s. 58-71, 2012.Roux, Jean-Paul. Türklerin Ve Moğolların Eski Dini. İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2011.Roux, Jean-Paul. Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar. İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2005.Şenocak, Ebru. “Göç ve Ergenekon Destanlarında Mitostan Ütopyaya Yolculuk” Turkish Studies: International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic. Vol. 8/1. s. 2525-2537, 2013.

Politik Deli

11 Aralık 2017

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*