Terör Nedir? Neye Denir?

Terörün kökeni nedir?
Terörün kökeni nedir?

Terör sözcüğü ile günümüzde pek sık karşılaşmaya başladık, tıpkı bazı kitlelerin sevmediği her kitleye karşı faşist, dinsiz demesi gibi özellikle de siyasi otoritelerin sevmediği her kitleye marjinal ya da terörist demesi ile karşı karşıyayız, bugün terörist olarak tutuklananlar zaman gelince serbest kalıp hükümetlerde görev alabilmekte ya da meclise girerek milletin kaderini tayin edebilmektedir, yaşadığımız karmaşık günlerde, terör nedir, nereden gelmiştir gibi bir konunun eksikliğini gidermeye çalışmalıyız.

Terörün Kökeni Nedir? 

Terör sözcüğü, Latince “Terrere” kavramından gelmektedir, anlamı korku yaymak ya da korku ile hükmetmektir, korku ile istenileni gerçekleştirme çabasının tamamıdır, Latin İmparatorluğu olan belki de en köklü imparatorlukların başında gelen Roma İmparatorluğu, bugünkü İsrail-Filistin toprakları olan Yahudiye bölgesini işgal ettiğinde, Yahudilerin inanılmaz direnişi ile karşılaşır, gittikleri bölgelerde Latin kültürünü yaydığı bilinen Roma İmparatorluğu, Keltleri ya da Mısırlıları dahi, Tanrılarını Yunan figürleri ile yeniden resmederek devşirmekte çok zorlanmasa da iş Yahudilere gelince değişmiştir. İbranice konuşmayı bırakmayıp, Latin kültürüne saygı göstermemeleri ve dinlerinden vazgeçmeyişleri ile bölgedeki zengin elmas, sülfür, demir kaynaklarının varlığı bir araya gelince, amansız bir işgal ve ona karşı yaşanan korkunç bir terörist direniş başlamıştır.
Jewish Zeatlos olarak geçen grup yani Yahudi Tutkunları, Sicarii olarak anılan bir örgüt kurmuşlardı.  Sicarii adını kullandıkları kısa kılıçlardan alıyorlardı, temel amaçları özgürlüktü, eylemler için özellikle de bayram günlerini ya da Paganların resmi bayramlarını hedef alıyoralrdı ki böylece propagandaları daha sert olsun ancak grubun 900 üyesi, çarmıha gerilerek idam edildi, bir süre sonra da silahlı terörist direniş yerini daha farklı eğilimlere bıraksa da, sürgün Yahudiyeyi ta ki M.S 1948 Yılına kadar bekliyordu.

Sicarii Ongusu
Sicarii Ongusu

Bir diğer terörist organizasyon ise Hasan Sabbah‘ın Haşhaşilerindendi, Fatımi Devleti ile Batıni mezheplerin arasında bir siyasi dengeye sahip olan Sabbah, Fatımilerin yıkılışı ile bazı soyluları getirdiği Alamut kalesinde kendisine ait bir hanedan oluşturmuştu, özellikle de Selçukluların siyasi organizasyonlarında çok etkiliydi, devlet erklerinin birbirine olan nefretinden faydalanarak hem siyasi hem de parasal kazanç sağlarken kendi mezhebini yayma fırsatı buluyordu, Selçuklu Sultanalrından bazılarının av sırasında ölmesi ile Haşhaşilerin olayda parmağı olduğu da düşünülmekte idi, ta ki Hülagü Han, Alamut Kalesini yerle bir edene kadar varlıklarını korumuşlar, “Asasssin” sözcüğünü kullandıkları Haşhaş bitkisinden türettirerek günümüze “Haşhaşi” türeviyle birlikte bırakmışlardır.

Hasan Sabbah İçin Örnek Çizim
Hasan Sabbah İçin Örnek Çizim

Bugünküne benzer yapısıyla terörün çıkışı ise Fransız İhtilali ile olmuştur, 1792-194 yılları aralığında, ihtilale karşı çıkanları bastırmak için kullanılan yöntem terör olmuştur, yani bu bağlamda terör, hükümetlerce kendi halkına karşı da kullanılabilmektedir.  Bu dönemde, Vilmodit gibi bazı ksabalar baştan sona yakılıp yıkılmıştır, üç yüz bin kişi tutuklanırken on binlerce kişi de giyotin ile idam edilmiş, sokaklar kırmızı rengini ceset kokusuyla aylarca korumuştur. Bu bağlamda, terör hükümdarlığının dünya tarihine gelişini Fransız Devrimi ile bağdaştırmak gerçekçi olacaktır.

 

Fransız Devrimi Tablosu
Fransız Devrimi Tablosu

Çağdaş terörün ortaya çıkışı ise, 19. yy’da Rusya’da Çarlığa karşı ortaya çıkan “Halkın İradesi” anlamında Narodnaya Volya isimli örgüt olmuştur, gerçekleştirdikleri eylemler dönemin teknolojisi ile birleşince eski örneklerden daha etkin olmuştur, Çarlığın pek çok aykırı davranışı ve pek çok ulusu sindirişi yüzünden daha da şiddetli şekilde büyümüşler ve 1888 yılında Çar 2. Alexander‘ı öldürmüşlerdir, “Mevcut düzen tamamen despotik ve halkın iyiliğini düşünmüyor.” gibi kısa ve karşıt iddiaları ciddiye bile almayan sloganları, bildirileri halkta da etki yaratmıştır.

 

Narodnoya Volya'nın Örnek Saldırısı
Narodnoya Volya’nın Örnek Saldırısı

Günümüz Terörü Nasıl Ortaya Çıktı?

Günümüzdeki terör, Devlet Terörü, Devlet Hoşgörüsü, Devlet Desteği, Devlet Karşılığı gibi kavramlarla pek çok ayrı politik düzleme ve amaca, en önemlisi de terör örgütleri üstündeki kontrol de pek çok bölgesel ve küresel etkene bağlanır halde karşımızda durmaktadır. SSCB ve ABD, Nazi tehlikesini eledikten sonra, Dünya Egemenliği için birbirlerine karşı savaşa giriştiklerinde, Nükleer Gücün ortaya çıkışı, savaşın zamana ve yoğunluk olarak da farklı tekniklere yayılmasına neden oldu, artık doğrudan sıcak güçler çarpışamadığı için iki ayrı savaş unsuru ortaya çıktı.

1- İstihbarat Örgütleri Savaşı
2- Terör Örgütleri Savaşı

ÖSO İle IŞİD Arasında Fark Yokken, ABD'nin ÖSO'yu Destekleyip, IŞİD'e Saldırmasını Eleştiren Karikatür.
ÖSO İle IŞİD Arasında Fark Yokken, ABD’nin ÖSO’yu Destekleyip, IŞİD’e Saldırmasını Eleştiren Karikatür.

Günümüzde terör örgütleri, bölgesel kaynakları ve argümanları kullanabilir ancak mutlaka amaçlarına göre farklı devletlerin hükümetlerinden Devlet Hoşgörüsü ya da Devlet Desteği gibi kavramlar bağlamında yardım almaktadır, örneğin, PKK, Irak’tan Devlet Hoşgörüsüne sahiptir çünkü kendi topraklarında öyle ya da böyle barınmasına izin verirler ancak Devlet Desteği söz konusu değildir, ASALA için ise doğrudan Devlet Desteği, Ermenistan babında geçerlidir. SSCB, KDP yani Kürdistan Demokrat Partisini kurmuştur, ABD ise SSCB’ye karşı El Kaide’yi kurmuştur ancak şu yanlış anlaşılmamalıdır, bu örgütler tamamı ile kukla değildir, kendilerine ait çıkarları ve amaçları vardır, hükümetlerin kuklası değil onların müttefikidir, onların denetiminde ise ancak bağımlılıkları ölçüsünde bulunurlar, örneğin SSCB yıkılınca, KDP’nin tüm bağlılığı Rusya’ya değil, ABD’ye geçmiştir, El Kaide ise ABD denetiminden çıkıp, ona karşı savaşır haldedir fakat kendi aralarında ticarette bulunmaya ve ortak çıkarlarına göre Suriye-Irak düzleminde Şii-Sünni savaşını alevlendirmekten de geri durmamaktadırlar, bu konudaki en karmaşık örgüt ise HAMAS’tır, aynı anda Suriye ile de İran ile de ve Mısır’daki Amerikancı Müslüman Kardeşlerle de dost olabilen, siyasi düzlem ve çıkar dengesinin hemen hemen ortasında bulunan dünyanın en zengin terör örgütlerinin başında gelir.

Terör Örgütlerinin Gelir Kaynakları Nelerdir?

Abdullah Öcalan kendi kitaplarında buna da açıklık getirmiştir, dış ülkelerin istihbarat örgütleri, hükümetleri, çeşitli inşaat şirketleri, gurbetçi dernekleri, iş adamları, siyasi aktörler, uyuşturucu, petrol, silah, kadın ticareti gibi pek çok etken vardır. Günümüzde, terör örgütlerinin, devletlerin paralı ve gizli orduları olduğu gibi gizli ve yasaklı materyaller için de gizli nakliye şirketleri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır, kendi hükümetinize yaptıramadıklarınızı, ordunuzdan gizli onlara yaptırırsınız.

Daha Fazla Para-Daha Fazla Terör
Daha Fazla Para-Daha Fazla Terör

Pablo Escobar, bir terörist olabilir ancak ABD hükümeti onlarla ticaret yapmaktan geri durmamıştır, uyuşturucudan kazandıkları para ile de ABD Hükümeti kendi halkı, ordusu ve hatta Narkotiğinden gizlice, Nikaragua’daki anti-komünist yerel savaş ya da terör örgütlerini silahlandırmıştır, böylece Kongre’den para istemek zorunda kalınmamıştır, 2. Dünya Savaşın’da Churchill, Mathias ile de ELAM ya da ELAS ile de aynı oyunu yapmıştır, özellikle de SSCB’nin dağılması ile eskiden hakim olduğu bölgelerin denetimi için tüm dünya devletleri, terör örgütlerini kullanarak hakimiyet savaşına girişmiştir.

ABD-PKK Bağlantısı Artık Gizlenme Gereği Duyulmuyor.
ABD-PKK Bağlantısı Artık Gizlenme Gereği Duyulmuyor.

Ülkemizde ise, başta AKP olmak üzere pek çok parti, terör örgütleri ile işbirliği yapmıştır, FETÖ ile TSK’ya kumpas kurulması, Fetullah Gülen’in tutuklanmak üzere iken DGM’lerin kapatılıp, ABD’ye kaçmasına müsade edilmesi ya muhalefet partilerinden CHP Genelbaşkan Yardımcısının Terör örgütünün cenazelerine gidişi, AKP’li Ensarioğlunun PYD Cenazelerine  giderken, Hizbullahçıların Hüda-PAR isimli bir parti kurması, El Nusranın “yürüyüşler”, IŞİD’in “konvoylar”, PYD Önderi Salih Muslim’in Ankara’da 4 kere ağırlanıp Tayyip Erdoğan ile yemek yemesi gibi ilginç ve bize düşman olan terör örgütleri ile sarmaş dolaş olduğumuz hem terörün kullanılış hem de çıkış amacına aykırı ve Anayasanın tamamen çiğnendiği bir terör politikası ile karşı karşıya olmamız bizi dış politikada bitmişlik, iç poltikada ise kafa karışıklığı ile yalnız bırakmıştır. Hele hele Habur’da teröristleirn karşılanışı, PKK ile anayasa yapmak için Dolmabahçe’de mutabakata varılışı bugünkü medya ile halka unutturulan yakın geleceğin sanrıları halini almıştır.

Terörsüz ve bağımsız bir Türkiye dileğiyle…
Politik Deli
1 Şubat 2017

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*