Rusya’nın Bitmek Bilmeyen İşgalleri ve Ülkemizdeki Russeverler

“Rusya’nın komşuları, Rusya ile savaşmak istiyor, bakın ülkelerini nasıl da Rusya’nın yanına koymuşlar.” 

Ülkemizde belirli bir küme vardır, bu küme öyle ki Rusya nereyi işgal ederse etsin, kendi ülkesi dahil, ABD’nin olacağına onun olsun der, böylelerine biz Moskova Artıkları demekteyiz, İslamcıları Medrese Artığı olarak çağırdığımız gibi.

 
Rusya’nın son 20 yılı aşkın süredir gerçekleştirdiği işgallerin sadece bir kısmı buradadır ancak bizim asıl konumuz bu değildir. Asıl konumuz Uluslararası ilişkilerde hala dostluk aşığı olan barış ruyası gören ancak aslında memleketlerini düşmana teslim etme furyasında yüzen “Sınırsız Dünyalar İstiyoruz” kelebeklerinin ihanetidir.
 
1990 Yılında, Ukrayna dünyanın en büyük 3. Nükleer Gücüydü, 2000’den fazla nükleer füzesi ile bir anda dünyanın Süper Gücü haline gelmişti, güçlü ekonomisi, gelişmiş üniversiteleri, bilim kuruluşları ve büyük limanları vardı, halk eğitimi SSCB geneline göre de yüksek düzeydeydi ancak Demokratik hiç bir deneyimi ve teşkilatlanma kapasitesi olmayan bu halkın da yönetimi, genellikle olduğu gibi çıkar aşığı kişilerce işgal edilmişti.
 
Rusya ve ABD birlikte, Ukraynaya bir teklifte bulundular. “Egemenliğini ve sınırlarını koruyacağız, yeter ki nükleer füzelerini bize ver ve tesislerini kapat.”
 
Bunu gerçekleştirdiler, halkı umursamadı ya da halkın bir şeyden haberi yoktu, tıpkı 100 Atom Bombası üretebilecek, 1. kalite 5,6 kg. Uranyumumuzu bedavaya ABD’ye verdiğimizden haberinizin olmaması gibi, hatta ülkenin %80’i hafta sonu tatilinin kalktığını da bilmiyor, teşkilatlanma gücü olmayan toplumların kaderini anlatmaya çalışmaktayız.
 
Rusya, bugün Ukrayna’nın Kırım ve Donetsk bölgelerini işgal etti, Donanması ile Rusya’nın elinde bulunuyor, ekonomisi kötü durumda, hepsinin sorumlusu ise tabii ki Ukrayna halkı ve hain yöneticileri, uluslararası ilişkilerde asla farklı bir dış ulusa güvenemezsiniz, herkes o an için çıkarı ne gerektiriyor ise onu yapacaktır.
İşgalle boğuşan Ukrayna’nın politik hali.


Bir diğer konu da Kazakistan’dır, topraklarının yarısından fazlası hala Rus işgali altında olan bu ülke de gönüllü olarak kendi nükleer tesislerini dünyada kapatmış ilk ülkedir, peki sizce gerçekten gönüllü mü kapatmıştı?

Bir diğer örnek ise ABD’nin Suriye meselesinde bir şeytan olarak anılırken, zaten Rusya’nın bu bölgede, Lazkiye’de bir üssünün olmasıdır, ABD’nin aslında istediği şey, Rusya’yı üssünden etmek ve yerine geçmektir, iki ülkenin de çıkarlarını korumasını anlayabilmekteyiz ancak iki ülkenin de sürekli olarak birbirini şeytanlaştırırken kendisini masum olarak resmetmesi ve ülkemizde de bazı kitlelerin bu propagandaya kapılması, affedilebilecek bir şey değildir. Ukrayna ile olan savaşında, Rusya, söz verdiği ateşkesi tutmamış, hatta Ukraynalıların geri vereceklerini söyledikleri donanmalarını da geri vermemiştir, Ruslar, girdikleri bir bölgede Amerikanlar gibi yönetimler kurmak yerine doğrudan merkeze bağlayan bir yapıya sahiptir.

Öyle ki, Amerikanlar bir bölgeyi devşirmezler ancak Ruslar, şehir adlarını değiştirir, bölgenin dilini değiştirir, hatta kuruttukları Aral gölü örneği gibi coğrafyasını değiştirir, sahte tarihler ve değişik türdeki alfabeler ile toplumları bölerek, küçültür ve Ruslaştırır, bugün Asyanın hangi köşesine gitseniz, Rus olmayan bir toplumun tarihinin yok edildiğini görürsünüz.

Magedan Toplama Kampında pek çok Bağımsızlık aşığı ile birlikte hapis yatmış Kırımlıoğlu’nun bugün, Kırım’a giremediğini hatırlatarak, Google Earth üzerinden, Kırım’a bakınız, binlerce yıl Türklerin yaşadığı bölgelerde Türkçe isimler yok iken daha düne kadar Türkçe olan şehir isimleri de Kırım’da artık Rusça’dır, bu durumu  Çeçenistan’da da, Tuva’da da görebilirsiniz.

Diyebiliriz ki, söz konusu Uluslararası ilişkiler ise, güvenmek ya da güvenmemek bütün meseledir ancak güvenen her zaman için kaybedecektir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*