“Rabitat-Ül Alem-ül İslam” Nedir? İslamiyet İçindeki Arap Milliyetçiliği ve Türkler

Uğur Mumcu'nun İlgili Kitabını okuyunuz.
 
Rabitat-ül Alem-ül İslam, şeriat düzeni üzerine İslam Devletler Birliği kurmak isteyen bir kuruluştur. Bu kuruluşun maddi destekçisi “Aramco” adlı bir Amerikan petrol şirketidir. Kuruluşun Hicri Recep 1383 tarihinde Mekke’de yayınlanan tüzüğünde Müslüman ülkelerde İslamcı yönetimlerin kurulmasına çalışmak amacı yer almaktadır. Tüzükte yer alan bir başka maddeye göre de bu zengin kuruluş İslamcı yayın organlarını destekleyecektir.
 
Özetle örgütün amacı İslam enternasyonalizmi kurmak, bu uğurdu çalışmaktır. Rabitat-ül Alem-ül İslam örgütünün İslam Kültür Dairesi adıyla bilinen bir kolu bulunmaktadır. Bu dairenin başlıca amaçlarından biri İslam ülkelerinde yürürlükte olan yasaların İslam ülkelerine getirdiği eziyet ve ayrılığı izah etmek ve bu laik yasalar yerine şeriat kurallarının benimsenmesine çalışmaktır. Daire ayrıca, İslam ülkeleri arasında toplantılar düzenlemeyi ve “milliyetçilik ve ırkçılık” ile savaşmayı amaçlarının arasına almıştır. 41 Kişilik kurucu meclis ile yönetilen Rabıtat-ül Alem-ül İslam örgütünün İslam ülkelerinde temsilcileri ve üyeleri bulunmaktadır.
 
İslam Enternasyonalizmi’ni amaç edinmiş bu örgütün etki alanı içine almaya çalıştığı ülkelerin başında Atatürk devrimleri ile batılı laik bir düzen seçmiş olan Türkiye gelmektedir.
 
…Ülkemizde son zamanlarda laiklik ilkesi büsbütün unutulmuştur. Atatürk’ün laiklik ve devletçilik ilkeleri, neredeyse hiç anımsanmaz olmuştur. Atatürk’ü kalkan yaparak Atatürk’ü unutturmak isteyen yeni bir ideolojik akım, devlet çapında önemli köşeler tutmuştur. Atatürk’ün çağdaşlaşma anlamındaki Batılılaşma çabaları Amerikan destekli Araplaşma daha doğrusu Araplaşma içindeki Suudileşme eğilimleri ile yer değiştirmiştir.
 
Suudi Arabistan sermayesine dayalı bir Suudileşme-Araplaşma süreci içinde yaşıyoruz. atatürk’ün milliyetçilik ilkesi İslam Ümmetçiliği ile yer değiştirmekte, egemen ideoloji , milli devlet kavramı yerine İslam enternasyonalizmini amaçlayan necip millet kuruntularına dayalı bir çeşit Arap ırkçılığı yerleştirmeye çalışmaktadır.
 
Üstüne üstlük, laik devlet başkanının kardeşi bu Arap sermayesi Türkiye temsilcisi ortakları arasındadır (Korkut ÖZAL.)
İstanbul’da toplanan “İslam Tıp Kongresi” de işte bu İslam enternasyonalizminin son çalışmalarından birisidir. Çağdaş tıp anlayışında dinlere göre bir ayrıma yer verilmemektedir. İslam ülkelerinden çıkan hekimler, çağdaş tıp eğitiminden yararlanmak amacıyla Batılı ülkelerde tıp eğitim merkezlerine gitmekte, hastalanan Arap zenginleri soluğu doğru Batılı ülkelerdeki hastanelerde almaktadır.
 
İslam Tıp Kongresi‘nde konuşma yapan YÖK Başkanı Prof. Doğramacı da ileri tıp eğitimini, doğum yeri olan Irak’ta değil, Birleşik Amerika’da yapmıştır. Sayın Doğramacı’nın çocuk sağlığı üzerine yazdığı ünlü kitaptaki esin kaynağı da bir İslam hekimi değil Dr. Spock adlı bir Amerikalı profesördür.
 
Bu toplantıda amaç, tıp değil siyasettir, amaç, İslam enternasyonalizmini laik bir ülkeye yerleştirme çabalarıdır. Amaç Rabıtat-ül Alem-ül İslam’ın tüzüğünde yer alan yayılma siyasetini bir laik ülkede güçlendirmektir. Daha geçenlerde toplanan İslam Belediye Başkanları da bu amaç için bir araya gelmiş değiller miydi?
 
Ülke topraklarını Arap zenginlerine satarak kalkınmayı amaçlayan tutum, İslam enternasyonalizmine de açıkça yeşil ışık yakmaktadır.
 
Bu konuları okuyan yetkililer, sakın olup bitenleri “Atatürkçülük” adına savunmaya kalkmasınlar.
 
Savunurlarsa Atatürk’ün kemikleri sızlar, kemikleri…

Cumhuriyet, 26 Eylül 1984, Uğur Mumcu’nun bir yazısıdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*