Özgürlüğün Bedeli: 20 Yanvar Katliamı !

Yanvar Katliamı
Yanvar Katliamı

Kafkas Dağları, Fars Baskısı, Ermeni işgali ve Hazar Denizi ile Türkiye Hükümetlerinin unutmuşluğu arasına sıkışan bir Türk Ülkesidir, Azerbaycan. Güney Azerbaycan‘ından koparılmış ve Borçalı ismini verdiğimiz Batı Azerbaycan’ı işgal edilmiş, Şii denilerek ülkemizdeki İslamcılar tarafından ötekileştirilmiş mazlum Kafkas Türklerinin, 20 Ocak için söyledikleri şu satırlar asla unutulmamalıdır.

Azadlığı istemirem zerre-zerre, qram-qram
Kolumdakı zencirleri qıram gerek,
Qıram! Qıram!
Azadlığı istemirem bir hap kimi, derman kimi,
İsteyirem sema kimi!
Güneş kimi!
Cahan kimi!
Çekil!
Çekil, ey qesbkar!
Men bu esrin gur sesiyem!
Gerek deyil sısqa bulaq.
Men ümmanlar teşnesiyem!

Yanvar Katliamında, Parlamento Önü
Yanvar Katliamında, Parlamento Önü

 

20 YANVAR KATLİAMI NEDEN YAŞANDI?

Yanvar Katliamını basit bir şekilde anlatmanın bir yolu ne yazık ki yoktur. Çoğu kişiye göre sadece 20 Ocak günü siyasi karmaşdan doğan bir katliamdır ancak siyaset çözümleme yeteneği yüksek insanlar için bu dizgesel Sovyet Emperyalizminin, asla gerçekleşemeyecek ve Modern Dinler olarak adlandırılabilecek Komünizm-Sosyalizm maskesi ile şehir adlarını değiştirmesi, soyadlarını Ruslaştırması, bölgenin tarihi buluntularını taşıyarak bölgeye sürekli Rus olduğunun nakşeidlmesi, aydınların Magedan toplama kampında köleliğe zorlanması, özellikle Türklere ve Ukraynalılara ait topraklara Rusların, Ermenilerin ya da farklı milletlerin yerleştirilerek büyük ve merkezi bir Rus kültürü dışındaki kültürlere ait devletlerin oluşmasını engelleme çabası, tarih derslerinde zorla Rus olduklarının okutulması, resmi dilin sadece Rusça olması, Holodomor gibi 13 Milyon insanın açlıkla öldürüldüğü, Tatar Soykırımı, Kazak Soykırımı, Ürkün Katliamı ile pek çok sistematik katliam ve soykırımın günümüzde dünyanın en geniş sınırları ve en güçlü ikinci ordu ile büyük doğal kaynaklarıyla güçlü bir ekonomi haline gelen Rus İmparatorluğunun oluşmasına giden yolda atılan her Rus Emperyalist hamlesi, Yanvar Katliamının birer nedenidir.

Yanvar Katliamı Sonrası Yetim Bir Türk
Yanvar Katliamı Sonrası Yetim Bir Türk

Daha önce 21 Azer  Harekatı ile Kuzey ve Güney Azerbaycanın tek parça olarak birleşme çabasını makalelerimizde işlemiştik, aradaki dönemleri anlatmasak da neler yaşanmış olabileceğini sadece biraz derinliğe sahip iseniz görmeniz zor olmayacaktır.

20 YANVAR KATLİAMI NASIL YAŞANDI?

1980’lerin sonuna doğru Ruslar, Sosyalizm ve Komünizm dinleri ile gösterebilecekleri tüm vahşeti göstermiş ve diğer kültürlerin sahip oldukları toprakların, şehirlerin, zenginliklerin saihibi olmak kaydı ile yaşattıkları katliamlar ile gelebilecekleri son noktalara gelmişti, zaman içerisinde Çek Cumhuriyeti, Macaristan işgal edilmiş, Ukrayna’lılar silahlanmış, Moldovyalılar silahlanmış, Türkler Orta Asyada silahlanmış ve Kafkasyada da hem Ruslara karşı hem de birbirlerine karşı Gürcüler,  Osetler, Abhazlar ve Türkler silahlanmıştı. Dağılmak üzere olan Rus İmparatorluğundan kurtulurken de herkes yeni kurulacak düzene en iyi koşullarda girmek istiyordu, bu bağlamda Kafkas Türklerinin amacı, Güney Azerbaycan ile birleşmek ve Batı Azerbaycan‘ı da almaktı.

Katliam Sonrasından...
Katliam Sonrasından…

31 Aralık 1989 günü, Azerbaycan Halk Cephesi, Güney Azerbaycan ile Kuzey Azerbaycan sınırını ayıran telleri parçalamıştı, İran ve SSCB sınırını ifade eden bu teller, iki ülkeyi de tehdit eden Türkler arasında heyecana neden olmuş, Tahran’daki öğrenciler, Güney Azerbaycan Türkleri, Horasandaki  Türkmenler ve göçmen Kaşkay Türklerine kadar heyecan uyandırmıştı, 1925 yılında başlayan Fars  Rejiminin sonu ile 927 yıllık İran’daki Türk Hakimiyetinin yeniden kurulabileceğini ummaktaydılar ancak gidişat bildiğimiz gibi bu yönde olmadı.

Yanvar Katliamı Sonrası…

Batı Azerbaycan’da 18 Mart 1989 günü Dağlık Karabağ Eyalet Komitesi Plemunu, Karabağ’ın Ermenistan’a bağlanmasını talep ediyordu, ezelden beridir bölgede Türkiye ile Azerbaycan Türklerinin birleşmek istemesinden korkuluyordu, bu yüzden Mustafa Suphi, Stalin tarafından öldürülmüş, TKP ise Azerbaycan’dan Enver Paşa önderliğinde kovulmuştu, SSCB bu tehlikeyi önlemek için Türkiye ve  Azerbaycan arasına mümkün mertebe, kültürel bağları koparmak adına Azerbaycan Türklerinin soyadlarını değiştiriyor, bölge isimleriin değiştiriyor, mezhepçilik yaptırıyor, onları Ruslaştırırken iki Türk toplumu arasına da Ermenileri sokuyordu. Karabağ da bunun bir parçası idi ve en sonunda Ermenilerin taleplerinin önemi SSCB Rus İmparatorluğu tarafından iyice anlaşılmıştı, imparatorlukları yıkılmadan önce bu tehlikeyi önlemeleri gerekiyordu.

Yanvar Katliamı Sonrası…

Dağlık Karabağ Eyalet Komitesinin çağrısı ile Türklerin köylerine sayısız baskın yapılıyordu, olaylar karşılıklı yaşanıyordu, Bakü’de de Türkler huzursuzdu, Karabağ’ın işgal edilme korkusu hakimdi, gerilimin artması ile 1990’ın ilk günlerinde Türkler, Karabağ’dan dalgalar halinde göç etmeye başladı, SSCB Ordusunun desteği ile Ermeni terör örgütleri katliam gerçekleştiriyordu ve TASS yani SSCB Haber Ajansı, bu haberleri tam tersi şekilde yansıtıyordu. Bakü’de Ermeniler bir Türk’ün kafasını balta ile kesince olan olmuştu.

 

Yanvar Katliamı Sonrası…

1980’ler boyunca Azerbaycan Halk Cephesi, Çenlibel, Bağımsızlar, Yurt Birliği, Kale, Varlık gibi pek çok büyük örgüt kurulmuştu, örgütlerin tamamı ortak şekilde Azerbaycan, Bakü Parlementosu önünde bir eylem çağrısında bulundu. Milyonlarca insan eylem çağrısına öfke ve varlık korkusu ile karşılık verdi, 16 Ocak’ta başlayan eylemlerde Azerbaycan Türkleri ilk başta sadece tepki göstermenin peşinde idi, yan komşu Gürcistan’da, uzaktaki Kazakistan ya da Ukrayna’da bu tür hareketlerin cezası her zaman tank paletleri, daha ağır cezalar, açlık ve kışkırtılmış iç savaşlar olmakta, sürgüne giden akrabaları bir daha görememekle sonuçlanmaktaydı.

Yanvar Katliamı Sonrası…

17 Ocak’ta herhangi bir tepkinin gelmeyişi ve katliamların hız alması Azerbaycan Halkını daha da kızdırmıştı, bazı örgütler de olayı eylem olgusundan daha sert bir mantığa taşıdı, kalabalığın artışı ile Azatlık (Özgürlük) Meydanı ve 9. Kızılordu Meydanı insan taşıyordu, Parlamentonun bir şey yapmasını istiyorlardı, yapmayacaklarını biliyorlardı nitekim hepsini Ruslar seçmişti, sadece isimleri Türkçeydi.

 

Katliam Günlerinde Kalabalığı Tutan Ordu
Katliam Günlerinde Kalabalığı Tutan Ordu

18 Ocak’ta olaylar daha da tırmandı, Karabağ’dan göç eden Türklerin sayısı 250 bini bu tarihlerde geçiyordu, kalabalığı barış yanlısı olmayan bir hale sokmak adına da KGB Ajanları tarafından bazı tertipler düzenleniyordu. yaşanan kızgın yürüyüşler sonucunda şehirde 60 kişi izdihamda hayatını kaybediyordu, durumun kontrolden çıkmasını sağlamışlar, Ermenilerin de şehir içerisinde düzenlediği provokasyonlarla bir milyonu geçen halk kitlesini artık AHC dahi kontrol edemiyordu. Parlamentonun önünde, Bağımsızlığını ilan etmek isteyen kalabalığın önünde bir engel kalmamıştı, Mihail Gorbaçov’un buradaki temel amacı bağımsızlık isteyenlere ve SSCB’ye karşı çıkanlara ne olduğunu yeniden hatırlatmaktı. Olaylar tırmanırken TASS‘ın haberleri ile de bütün BATI sadece Ermenileri desteklediğini açıkça beyan etmişti, Ermenistan Dağlık Karabağ’ı ilhak ediyordu, SSCB tarafsız değildi, nedenleri ve sonuçları ile Marksizmin modern çağın Kral-Peygamber dinlerinin bir parçası olduğu yakında SSCB’nin yıkılması ile ortaya çıkacak olan gerçeklerle tüm dünyaca anlaşılacaktı.

Katliam Sonrası Karanfilli Tabutlar...
Katliam Sonrası Karanfilli Tabutlar…

19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece saat 1.00’da Sovyet Ordusu ve Ermeni Taşnak Çeteleri Bakü’ye Mihail Gorbaçov’un emri ile girerek sivil halka ateş açtı, Bakü Devlet Üniversitesi ve Azerbaycan Layiha Enstitüsü öğrencilerinin başı çektiği bu harekette de en ağır bedelleri aydın ve lokomotif görevini üstlenen kitleler ödüyordu, akrabalarını hiç bulamayanlar oldu, tutuklamalar sürgünlerle sonuçlandı, “resmi rakamlara göre” 134 Azerbaycan Vatandaşı, 37 Azerbaycan Askeri şehit olurken 770 sivil ve 80 asker yaralanmıştı. Ufak çaplı bir savaş yaşandığı aşikardı, milyonlarca kişinin üstüne yürüyen tankların ve askerlerin kurşunlarının, taretlerinin izleri Parlamento dahil tüm binalardaydı, yere saçılmış cesetlerde ve yaralılarda, izdihamda ölen ve resmi rakamlara girmeyen binlerce kişi tek tek yüzlerine bakılarak acaba arkadaşım mı, annem mi denilerek aranmaktaydı. Kan rengindeki karanfiller, şehitlerin üstünü ertesi gün örterken, dünya basınına olaylar yansımamıştı, Azerbaycan için bu Sovyet Esaretinde normal bir durumdu, komşu olan Türkiye’den de tepki gelmemişti, bugün hiç bir demokratik düzen ögesinin olmadığı Aliyev Hanedanlığının sömürdüğü Azerbaycan’da ya hapiste olan ya da sürgünde olan sayısız Türk Aydını o gün orada halka önderlik etmekte idi.

Yanvar Katliamı Sonrası…

Rusların kuklası ve kendilerinin boğaz doyurucusu olan Aliyev Hanedanlığı, Karabağ konusunda hiç bir şey yapmadığı gibi yapmak isteyenleri ülkemizdeki “Sahte Milliyetçiler” gibi tutuklamaktaydı. Bu dava ve harekette, Güney Azerbaycan Türklerinin katkısı çok büyüktü, yaşanan katliam ile 21 Azer Harekatı ile birleşip tekrar parçalanan ve yer yer ihtilallerle bağımsızlığını kazanan Güney Azerbaycan da Bakü Katliamı ile kan ağlıyordu, ruhuna her zaman muhtaç olduğumuz Ebufez Elçibey‘in çevresinde her zaman Güney Azerbaycan‘dan Türkler bulunmaktaydı ve İran’da yaşayan Türkler büyük eylemler düzenleyerek, Ermeni büyük elçiliği önünde toplanıyordu, bugün İran’da Ermeniler anadilde eğitim alırken ve İran Ermeni Soykırımı iddialarını tanırken aslında kendi nüfusu içerisindeki Türklerden korkmaktadır.

Yanvar Katliamı Sonrası Şehitlik Ziyaretleri
Yanvar Katliamı Sonrası Şehitlik Ziyaretleri

Yıllar geçti, 27 yıl zaman içinde döküldü, 20 Ocak Unutulmadı, o gün orada karanfillerle defnedilen şehitler, milliyetçiliğin gerekliliğini öğrettiği halkına bir ülke armağan etti, sen, ben ve diğerleri de aynı cesaret, bilinç ve aşkla çalışarak, feda olarak geleceğe aynı ruhu taşıyaak nice Elçibey’ler yaratmaz isek bunca şehit, bunca kan ve acı boşa gider, Türkçe konuşan şu insanlar, kendi yurdunda sürgün yaşar.

Politik Deli
21 Ocak 2017

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*