Milliyetçilik, Ümmetçilik İle Nasıl Yok Edilir? Bir Endonezya Öyküsü!

Endonezya Nasıl Katil Oldu
Endonezya Nasıl Katil Oldu

Endonezya, uzak bir toprak parçası ve hiç tanımadığımız insanların dilleri, inanışları demek nezdimizde, nasıl Müslüman olduklarını da bilmiyoruz, tarihteki yerlerini ya da nelere neden oldukları, olmadıkları, neye maruz kaldıklarını da… Yemeklerini de bilmiyoruz, ruyalarını ya da kabuslarını da ancak Endonezya, Siyaset Biliminin temeli olan Kimlik Felsefesinin en önemli örneklerinden birisini taşımaktadır. Ümmetçiliğin, Milliyetçilik diye yutturularak, bölünmeyeceğiz derken ülkeyi gericiliğe, bilim düşmanlığına ve ulusal kimliğin yok oluşuna iterek bölünmenin eşiğine getirmiş olmanın örneğidir bu.

Dinlerin Pençesindeki Adalar
Dinlerin Pençesindeki Adalar

Endonezya isimli adalar silsilesinde  üç yüzden fazla farklı dili konuşan ve pek çok farklı mezhebe, dine sahip mikro uluslar silsilesi yaşamaktadır. Bu Mikro Ulusların önemli bir kısmı ise farklı Ulusların küçük parçalarıdır ki bu da yaşanılan durumu daha da zorlaştırmaktadır.  İkinci Dünya Savaşında 1942-1945 döneminde 4 Milyon insanları soykırımda can vermiştir, ardından 1800lerin öncesinden itibaren yüksek nüfusları, tropik ağaçları, sülfür ve altın madenleri ile çeşitli demir madenlerinin varlığı nedeni ile Avrupanın küçük çocuğu Hollanda tarafından sömürgeleştirilmiş olmanın intikamını almak için isyan etmişler ve 100.000 gibi bir kayıpla 1945-1949 arasındaki savaşı zaferle sonlandırarak Bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Hollanda‘ya karşı aynı derecede kayıp vermeyişlerinin en büyük nedenlerinden birisi de Hollanda’nın yeni ilkelerinde “Özgür Basın” ilkesi gibi bazı Politic  Correctness ilkelerinin bulunmasıdır ancak devletlerin çıkarları söz konusu olduğunda neler yapabileceklerini bilen herkes, bu tür nedenlerin sadece “başarısızlıkları” örtmek için sunulan bahaneler olduğunu da görmektedir.

Yaşanan ölümler, çok büyük bir nüfus kaybı gibi yansısa da aslında Güney Doğu Asyanın yüksek verimli topraklarının nasıl yüksek nüfuslar da barındırdığı bilinmektedir, bütün bu dönem içerisinde nüfuslarının sadece %5’ini kaybetmişlerdir. Savaş sonrasında da, yaşanan açlıklar, hastalıklar ve yıkımlar da ister istemez nüfus artış hızının eksilerde olmasına bir süre neden olmuştur. Savaş sonrasında, Endonezya’nın yaşadığı en büyük fayda ise şu olmuştur, Hollandalılar kolay idare edebilmek adına bütün topraklarını birleştirmiştir, bu sayede de savaş öncesi asla birleşmeyi bile hayal edemeyecek küçük kabileler, savaş sonrası kendilerini büyük bir devletin ortak sınırları içerisinde büyük bir Mikronesya gücü olarak bulmuştur ancak yeni bir sorun vardır.

Bu sorun, Fransa’nın 1789, İtalya’nın ise Birleşmesinden sonra yaşadıkları sorundur. “Ulus Yaratma” sorunu. Türkler için Uluslaşma süreci hiç olmamıştır çünkü tamamen doğal koşullarda oluşmuş, menşe, ırk, millet, tarih olarak tamamen aynı noktadan hareketle dünyaya saçılmış yüksek nüfuslu bir millet olmanın üstünlüklerinden birisi budur ancak Avrupalılar gibi kültürünüz ve milliyetiniz çeşitli Germen, Kelt, Latin, Slav göçleri ve istilaları ile sürekli değişerek gelişiyor ise yeni kimlikler yaratmak zorunda kalırsınız, Fransızlar bu yüzden, milyonlarca Burgund, Briton, Bask, Norman ve dahasını öldürmek zorunda kalmıştı, 2. Dünya Savaşı sonrası ise Sicilya, İtalya’dan ayrılmak istiyordu, bunlar Uluslaşma sürecinin doğal sıkıntılarıydı.

Başkent Jakarta
Başkent Jakarta

Endonezya da aynı sıkıntı ile karşılaştı ancak Avrupanın derin temelleri olan felsefesinden yoksun ve hiç kendisini yönetememiş, çeşitli acımasızlıklara ömür boyu maruz kalan bu ülke, daha farklı bir şey yaptı, ülkenin bölünmemesi için  Milliyetçilik adı altında, herkesin Müslüman olması zorunluluğunu getirdiler, ülke halkının sadece %85’i, farklı mezheplerden olma kaydı ile Müslümandı, geri kalan %10 ise Hristiyandı ve Çinlilerden oluşuyordu, Çinliler genellikle Konfüçyenist ya da Budist olsalar da Hollanda sömürgesindeyken Hristiyanlara dönüşmüşlerdi, %2 Oranında Hinduist, %2 Oranında Budist ve yerel dinlerden de çeşitli gruplar olmak üzere %1 dini azınlık vardı.  Burada önemli etkenlerden birisi de Müslüman olmayanların aynı zamanda Javalar ismi ile Çin Kültüründen olmalarıydı, diğer Hristiyanlar ise Sumatra yerine Timor ve Papuada yaşamaktaydı. Çin Kültürü köklü bir kültür olduğu için, iktidarı elinde bulunduran küçük uluslar için tehlikeydi, önce onların elenmesi gerekiyordu. Nitekim 1965 ve 1998 yılları arasında Suharto diktatörlüğünde çok ağır işkenceler ve katliamlar ile ülke giderek Müslümanlaştırıldı, bu bağlamda da diğer ulusların dillerine pek dokunulmadı ancak bu durum sadece dini nefretlerin daha da yara açmasına, mikro ulusların daha da birbirine düşman olarak bölge kavgalarına girmelerine neden oldu, farklı dillerin konuşulduğu devlet yapılanmalarında, ortak bir yaşam alanı kurmak, fizikteki aynı yerde iki cisim bulunamaz kanunu ile paraleldir, bu yüzden düşük yoğunluklu bir iç savaş yaşanmaktaydı.  Çinliler genellikle, Komünist Parti üyesi olduğu için, KP üyeleri toplanıyordu ve bazı kaynaklara göre 2-3 Milyon civarında Çinli bu dönemde öldürülmüştü, diğer azınlıklara yapılanlar da bu kadar ağırdı, Endonezya, bu dönemde diğer azınlıkların yaşadığı Batı Papua ve Doğu Timor bölgelerinde işgal başlattı, bir zamanların mazlum halkı, büyük bir soykırım makinesine dönüşmüştü.  Doğu Timor bölgesinde, 200.000 Katolik 1975-1999 Arasında öldürüldü. O dönemdeki, Doğu Timor nüfusunun 4/1’i yok edilmiş olunuyordu.  Suharto, 1998’de Öğrencilerin ağır isyanları ve protestoları yüzünden istifa etmek zorunda kaldı, böylece ülke Doğu Timor’daki hak talebinden vazgeçti ancak Batı Papuadaki işgal sürüyordu. 1963 yılında başlayan işgalden bu yana 500.000 Protestan öldürüldü ve hala yaşanan soykırım günümüzde de sürmektedir, ülkedeki siyahi topluluklar Papua Yeni Gine ile birleşmek için hala siyasi ve silahlı savaşlarını sürdürmektedir. Durum, yapılan hataların farkına varılması ve aslında hiç ulus olamadıklarını aksine herkesin kurtulmaya çalıştığı bir köellik devletine dönüştüklerini görenlerin artması ile değişmekte, günümüzde başkent Jakarta’yı bir Çinli yönetmekte ancak hala pek çok asılsız iddia, pek çok karışıklığa kolayca nden olabilmektedir.

İstifa Eden Diktatör Suharto
İstifa Eden Diktatör Suharto

İnsanları birleştirmesi ve vazgeçilemez olan Dil ihtiyacının ortakça giderilmesi için doğamızın parçası olan Milliyetçilik, ümmetçiliğin baskıcılığı ile tekrar Milliyetçilik perdesi ile böyle bir soykırım ve bölünme silsilesine neden oluyordu, biz kendi ülkemizde, Milliyetçiliğin, ümmetçilik ile sömürülmesine hiç de yabancı insnalar olmayarak, aslında Endonezya’yı daha iyi okuyabiliyoruz.
Hala yabancılara ve Müslüman olmayanlara zulüm sürmektedir, 2002 yılında Bali adasında, 202 Turistin öldürüldüğü terör saldırısı ülkedeki canavar kültürün de bir sonucuydu, Barrack Obama‘nın örnek İslam ülkesi olarak öne sürdüğü Endonezya aslında katliamlardan ibaret ve her an bölünmeye müsait bir ülkedir, aslında tam da Obama’nın istediği gibi örnek bir

Okuduğunuz için teşekkürler, kısık sesimiz, zamanda yayılmayı sürdürecektir.
Politik Deli
16-01-2017

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*