Mete Han Kimdir? Çinlilere Boyun Eğdirdiği Tatung Meydan Savaşı ve Sonuçları

Mete Han anısına çizilmiş, Türklerin kutsal ongusu kartalla birlikte gösterilen bir temsili resim.

Türk tarihinin en önemli kişiliklerinden birisi olan Mete Han veya Çin Dillerindeki adlandırılmasıyla Modun, Tatung ya da Baeding Meydan Savaşıyla büyük bir ulusun kaderinde zamanın ruhunu değiştirmiştir. Türk özekininin atlı göçebe olduğu bir dönemde dünyaya gelen Mete, bilinen ilk Hun Tanhusu ya da Şanyusu olan Teoman’ın yani Duman Han’ın en büyük oğludur. Tahta çıkışı, Mete Han’ın annesi olduğu “Oğuz Kağan” Destanları nedeniyle tahmin edilen Ay Kağan’ın devlet yönetimindeki ardıllığı nedeniyle sancılı bir süreç sonucunda yaşanmıştır. Üvey Annesinin kendi oğlunu tahta çıkarmak istemesi nedeniyle, Yüeçi olarak çağrılan ve ileride Budizmi benimseyerek Kushan adıyla çağrılacak büyük bir devleti kuracak olan zaman içinde Çin yerel ekinlerini benimsemiş bir halka rehin olarak bir ticaret anlaşması kapsamında verilmiştir. Ardından, Teoman, oğlunun hayatını hiçe sayarak Yüeçilere savaş açmış ancak Mete’nin rehinlikten kaçarak kurtulması sonucu ona, ilin tigini olarak hakkını vermek zorunda kalmıştır.

Savaşa giden Hun Süvarilerinin, kendilerini uğurlayan aileleriyle temsili resmi.

10.000 Çadırlık bir halk kitlesini kendi hakkı olarak alan Börü Tigin Mete, üvey kardeşinin bir inalcık olduğunu düşünmekteydi. Yani Çinli bir kadından doğmuş ve yönetme hakkı, yani kutu bulunmayan bir kimse olduğunu… Bu nedenle tahtı ele geçirmek için mücadeleye girişmeye karar vermiş ve “çıkarttığı ses” nedeniyle “çavuş oku” olarak çağrılan özel bir silah geliştirmiştir. Bu okun farklı ses çıkaran türevleriyle farklı yönlere ordusunu yönlendirmeyi öğrenen Mete, aynı zamanda belirlediği komutlara uymayanları katı bir biçimde idam ettirmiştir. Böylece bir gün babasının, kendisini ziyareti sırasında av gezisindeyken, çavuş okunu attığı yöne bütün askerleri aynı anda oklarını fırlatmış, babası, üvey kardeşi ve üvey annesi ölmüştür. M.Ö 209 yılında ise bu destanın sonunda tahta çıkmış, Tengri Kut Tanyu yani Tanrının Kut Verdiği Şanyu (Kağan) olmuştur. Böylece, Türkçedeki çavuş sözcüğü de, orduyu yönlendiren ve önderin güvendiği anlamına gelmeye başlamıştır, benzer biçimde “teğmen” ise önde giden anlamına gelip aynı ordu geleneğinin bugüne olan kalıtıdır. Bir Başbuğ olan Mete Han’ın ayrıntılı yaşam öyküsü bir başka makale konusuyken kendisinin asıl sınavını verdiği yer, Baideng Meydan Muharebesi olmuştur.

Mete Han, Baideng Kalesi Önünde, Tatung Meydan Savaşı Sonrası, Bugünkü Detong Şansi’de, temsili resmi…

Tatung Meydan Muharebesi Öncesi Han ve Hun Devletlerinin Durumu

M.Ö 206 ve M.S 220 tarihleri arasında hüküm süren Han Hanedanlığının devri başladığında, Mete Han henüz 3. Egemenlik Yılını yaşamaktaydı. Eski efendileri olan Yüeçi Boylarını yenmiş ve Yüeçiler de ileride M.Ö 166’da Büyük İskender’in Belh yani Baktirya bölgesinde kurduğu Greek Egemenliğini yok edecekleri Batı Topraklarına doğru göçe başladılar. Yüeçilerin Doğu Asya’daki son varlığını ise Mete Han’ın oğlu Laoshang vuracaktır. M.Ö 221 yılında ise Çin Ülkeleri birlik haline getirilmiş, Liu-Pang ya da Gao-zu, General Meng-tien tarafından başlatılan Kuzey Savunma Duvarı Çalışımını güçlendirmek için harekete geçmiştir. Mete Han ise ilk öncelikle gene Ön Türk topluluklarından olan Donghu Boylarını yenmiş, Kuzeybatısında sağladığı güvenliğin ardından Kuzeydoğusunda, gene Türk Özekinden olan Tunguz Boylarını yenmiş ve kendi egemenliği altına alarak, yıllık vergiye bağlamıştır. Ardından, Çin topraklarıyla barış yaparak Yüeçilerin üzerine yürüyerek, M.Ö 203 yılında da onları yenerek söz konusu göçü başlatmış ve büyük bir bölümünü ise egemenliği altına almıştır.

Dağlık alanlara çekilen kalkanlı-atlı Hun Süvarileri.

Yüeçi(Kökenleri tartışmalı olan bu halkın, Hint-Avrupalı olması kuvvetle muhtemeldir), Tunguz, Donghu ve Ordos-Tahin Türklerinin ve çeşitli boylarının egemenlik altına alınması, kısmen sürgüne zorlanması sonrası, Tengri Kut Tanhu Mete ya da Modun, yönünü Çin Topraklarına çevirmiştir. Bu dönemde ise Çin’de Wolfram Eberhard’ın Çin’in Şimal Tarihi adlı kitabının Çin’deki Türk Kökenli Hanedanlıklar adlı yapıtında da belirttiği gibi M.Ö 1028 yılında kurulan ve gene Türk Kökenli göçebe bir boy olan Chou’ların zaman içinde Çinlileşerek göçebe ve Türk özekinini unutan devletleri M.Ö 223 yılında henüz yıkılmıştır. Bunun öncesinde ise M.Ö 5. yy’da “Savaşan Devletler Çağı” adını alan ve Chou Devletinin parçalanmasıyla ortaya çıkan Qin, Han, Qi, Chu, Wei, Yan, Zhao Devletlerinin birbirini yediği bir dönem vardır. Ve gene, Chou Hanedanlığının zaman içinde parçalandığı, İlkbahar ve Sonbahar Dönemi olarak çağrılan M.Ö 772-481 arasını kapsayan ve 170 ayrı küçük devleti içeren bölgesel kumandanlıkların merkezi Chou ya da Zhou “Wang“larını dinlemeyen “gōng“lerin isyanları bulunmaktadır. M.Ö 206 yılına kadar ise “Qin” adı ile anılan ve Çin coğrafyasına adını vererek onu birleştiren Hükümdarın Hanedanlığı hükmetmiş bulunsa dahi Han Hanedanlığı henüz iktidarını sağlamış ve pek çok siyasi dengesizlikle de mücadele etmektedir. Böylece, Baideng Muharebesine gidilen süreçte, Çin’in çok uzun süreli bir imparatorluk ve felsefesinin altın çağını yaşadığı zengin bir ekin tarihinden çıkarak büyük bir iç savaşa girdiği, hırpalandığı ve henüz kendisine gelebilmeye uğraştığı unutulmamalıdır.

Aynı zamanda, Çin’deki Türk Kökenli Hanedanlıklar ile ilgili makalelerimizden birisini okumak için işaretli alana tıklamanız yeterlidir.

Dağlık bölgeye çekilen Mete Han’ın temsili görseli.

Köylü kökenli olması nedeniyle Çin tarihinin ilginç bir etkeni olan Han Hanedanlığı Kurucusu Gazou, Mete’nin güçlendiğini fark ettiğinde, kuzey sınırındaki ileri karakollarını ve kuzey ticaretini henüz bozkır halklarına kaptırmış bulunmaktaydı. İmparatoru Gazou, Kuzeye doğru gelirken, Mete Han, Çin içlerinde ele geçirdiği bölgeleri dağınık birliklerle yağmalayarak hem beylerinin bağlılığını arttırıyor hem de bölgede kurduğu egemenliği güçlendirirken Han Hanedanlığına gözdağı veriyordu. Önemli bir diğer nokta ise söz konusu üslerin, Gobi Çölünün güneyinde olmasıydı ki bu bölgede Hunların sağlamlaşması, ilerideki istilalara engel olan en büyük “doğal engel”in de aşılması demekti.

Mete Han ve Tatung ya da Baideng Meydan Muharebesi

Mete Han, Mai Kalesi adlı, Tabgaç yani Kuzey Çin bölgesinin en önemli kalesini kuşattı, kaleyi ise Han Hsin adlı, Han Hanedanlığına ait bir Çinli Prens savunmaktaydı, ne kadar uğraşsa dahi göçebelerin gücüne dayanamayarak Hun Şanyusu Mete’nin hizmetine girmeyi kabul ederek taraf değiştirdi ve kaleyi teslim etti. Bu durum, Han Hanedanlığının birliği için daha da büyük bir tehlike oluşturur hale getirdiği istilayı, İmparator Gazou için daha da acil ve inatla ele alınması gereken bir konu haline getirdi. Chun-su Chang’ın “Çin İmparatorluğunun Yükselişi, Ulus Devlet ve Sömürgecilik, Erken Çin Dönemi(İlgili kitabı çevrimiçi okumak için tıklayınız.) adlı yapıtında, Çinli keşişlerin yazımlarına dayanarak Hun Ordusunun 320.000 Süvariden, Çin Ordusunun ise 400.000 birimden oluştuğunu aktarmaktadır.

Mete Han’ın Çin’i yağmalarken temsili görseli.

Ancak, Lev Nikoleyeviç Gumilev, Hunlar Betiğinde(Gumilev’in Slav-Turan Tezlerini okumak için tıklayınız.), bu sayıların çağın yazın ve kayıtçılık anlayışında bir abartı geleneğinden doğduğunu, böyle sayıları beslemenin bir imkanı olmadığı gibi birden fazla ata sahip olan Hun Süvarilerinin ise atlarını otlatmak için gerekli çayırları bu sayılarla elde edemeyeceğini belirtmiştir. Bu yüzden de asıl sayıların, 40 bin ile 80 bin arasında geliştiğini vermektedir. Hun Ordusu, geleneksel Türk Eğitim Dizgesinden gelen doğar doğmaz ata binme, ok atma, yay germe, kılıç, mızrak kullanmayı öğrenme, dokumacılık, hayvancılık, avcılık gibi çeşitli yeteneklerden gelen yükselime sahipken Han Ordusu ise büyük ölçüde yaşamını çiftçiliğe borçlu olan ve gerekli silahlara savaşmak için sahip olmayan köylülerden oluşmaktaydı. Süvari Ordusu kendi ihtiyacını yanında taşırken Çin Ordusu ise ardından gelecek ikmal hatlarına muhtaçtı. Bütün bu farklılıklar büyük bir tarih kesitinde, her zaman için atlı göçebelerin lehine tarım imparatorluklarına karşı üstünlük sağlamış bulunmaktadır.

Mete Han’ın geri çekilmeyi kesip, güçsüzleştirdiği Gazou’ya saldırmasını gösteren temsili resim.

Mete Han, bu üstünlükleri değerlendirerek hem sayısını alana yaymış hem de büyük bir yağma hareketiyle Çinlilerin yavaş hareket eden ordularını birden fazla parçaya bölmüştür. Tibet Dağlarına doğru yağma ile çekilirken ordusunu giderek küçük parçalara ayırarak Çin İmparatoru Gazou’nun Hun Ordusunun giderek eridiğini düşünmesini sağlayan Mete Han’ın düşmanını kendi hazırladığı tuzağa adım adım çekmekteydi. Yükselen dağların soğuğunda, gerekli kıyafetlere ve lojistiğe sahip olmayan, çoğu piyade olan Çin Ordusu birimleri, donarak can verirken önemli kısmı firar etmekteydi, özellikle de parmakları donduğu için ok gerememeleri, bazılarının parmaklarının kopması kayıtlarda geçen üzücü ve düşündürücü betimlerdir.

Esir alınan Han İmparatorunun Hun Okçularının arasından geçişini gösteren temsili resim.

Mete Han, yer yer Çin Ordusunu dağlık alanda ok yağmuruna tutarken kendi sayısını giderek azalttığı ana birliği ile hızla İmparator Gazou’dan kaçmaktaydı. Gazou, bu durumda, savaşı kazandığını düşünerek eriyen ordusuna rağmen hızla Mete Han’ı takip etse bile, ona yetişemiyordu. Bu yağmacı göçebeye cezasını vermek ve kaybettiklerini geri alabilmek için onu yakalaması gerektiğini bilen İmparator, piyadelerini ardında bırakarak daha hafif bir birlikle Mete Han’ı kovalamaya başladı. Tuzak izlemi işe yaramış ve Mete Han, yol boyunca ufalttığı birlikleriyle çizilen yolca(plan) içinde birleşerek sayı üstünlüğünü elde etmiş ve dinç birlikleriyle İmparator Gazou’yu Baideng Kalesi önünde yenmiştir. Kaleye sığınan İmparator, etrafını sarmış binlerce Hun Süvarisinin duvarlarının önünde kendisini kuşattığını görme şanssızlığına maruz kalmaktaydı.

Bugünkü Detong Şansi, bölgesindeki Baideng Kalesi önünde, Hun Süvarisinin temsili resmi.

7 gün süren kuşatma sonucunda Baideng’de Gazou, Mete’ye bir anlaşma önerdi. Çinli kaynaklara göre, Tanyu’nun karısı “Yenge” ile iletişime geçen Çin Diplomatları, “Yenge”nin gözünü pahalı ve değerli armağanlarla boyamış, Eşinin düşüncesini ise değiştirmişti. Ancak, yaşamı akıl ve yurtsever ilkelerle dolu öykülerin destanlaşmış biçimlerine çatı olmuş Mete Han’ın bu sav ile barış teklifini kabul ettiğini düşünmek, tarihi tutarlı bir biçimde ele almak olmayacaktır. Çin coğrafyasının içinde yer alan Hun Ordusunun, geriden gelen düşman nedeniyle çift düşman gücü arasında kalması ihtimali ve anlaşma teklifinin uygunluğu ile 1000 yıllık Çin Egemenliği sonucu Türk Özekinini kaybeden Chouların durumunu bilen Mete Han’ın Çin’i dışarıdan yönetme düşüncesi, bu kararında “Yenge”nin öğütlerinden ve telkinlerinden daha etkili olmuş olmalıdır.

Mete Han’ın sonraki yağmalarında, temsili Hun Savaşçıları resmi.

Mete Han, Çin İmparatoru Gazou’nun Baideng Kalesi’nden dağlık geçit alan boyunca, Hun Süvarileri atlarının sırtında, kişneme sesleri, yayların kirişi gergin, temrenler dimdik kendisine bakarken ve yürüyerek çıkmasına izin vermiştir. Böylece ruhbilimsel bir üstünlüğü düşmanı üstünde sağlayan Mete Han, Çinli bir prensesi de Hanedanına katarak, “armağan” adı altında yıllık yüklü bir vergi anlaşmasını da güvence altına almış ve Baideng ya da Tatung Meydan Muharebesiyle, binlerce yıl sonraya aktarılacak büyük bir zaferi, akıl ve savaşın erdemleriyle kazanmış, Kuzeyin Ticaretini ve üs bölgelerini de kendi topraklarında tutmuştur. Aynı zamanda, bu tarihten sonra da yer yer Çin topraklarını yağmalamış ancak yağmalama olmamış gibi anlaşma gereği belirlenen vergiyi toplamayı sürdürmüştür.

Mete Han’ın yaşamına dair makalelerimiz, ileride yayımlanacaktır.

Politik Deli
28 Ekim 2017

 

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*