Kim Bu Barzani? Sevimli Şeytan mı? Yoksa Günahını mı Aldık?

Barzani ve Öcalan
Barzani ve Öcalan

Tüm DNA’sı İle Karşınızda Barzani Aşireti

Barzani, kim bu adam? Bush onun için “Bir diktatöre karşı durdu!” diyordu, İlker Başbuğ ise “Türkiye’nin önünde sinsi bir tehlike.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bir zamanlar “O benim onbaşım ile dahi muhatap olamaz.” derken bugünlerde pek iyi geçinmekte. Peki kim bu Barzani? Neden bu kadar önemli? Nereden geldi? Amacı nedir? Çıkarları, dostlukları ve geçmişi ile sizin için Barzani hakkında bir özet hazırladık.

Barzani Ailesinin Geçmişi Nasıldı?

Barzani ailesinin geçmişi sandığımızdan çok daha köklü, bu konudaki en iyi kaynaklar gene bir Yahudi  Kürt olan Prof. Dr. Yona Sabar’ın “Kürt Yahudiler” isimli çalışmasına ait. Bir diğer kaynak ise, Kürtçe konuşan Yahudilerin varlığından İsrail ile ilgili araştırmaları sırasında haberdar olmuş Prof. Dr. Ahmet Uçar‘ın araştırmaları.

Barzani Ailesinin kökeni, Barzan köyüne dayanmaktadır, Irak’ın kuzeyinde bir köy olan Barzan köyünde doğanlara Barzani denir, Barzan köyünde doğarak Barzani soyadını almış ilginç bir isim ise karşımıza Sallum Barzani olarak çıkıyor. Kendisi Yahudi ve bir Haham, Osmanlı imparatorluğu tarafından bölgede gerçekleştirdiği etkinlikler yüzünden Osmanlı İmparatorluğu tarafından önce Selanik’e oradan da İsrail’in kurulması için Dünya Genelinde yürütülen Siyonist Konferansların yoğun olduğu dönemlerde Kudüs’e Hahambaşının dilekçe ve ricası ile gönderiliyor. 1982 yılında Yale Üniversitesinde yayımlanan ve UCLA(Kalofirniya Üniversitesi) öğretim üyesi Prof. Dr. Yona  Sabar‘a ait “The Folk Literature of Kurdistani Jews” isimli kitapta da Barzan Ailesi ve Sallum Barzani daha pek çok detay ile yer alıyor.

İsrail Eski Savunma Bakanı Jacques Neriah'ın Sözleri
İsrail Eski Savunma Bakanı Jacques Neriah’ın Sözleri

Geçmişleri Irak’ın kuzeyinde 16.-17. yüzyıllara kadar dayanan Barzani Aşiretinin tek ünlü üyesi Sallum Barzani değildi ve Sallum Barzani öyle geniş ve çağdaş eğitim kurumlarını bölgede kurmuştu ki, el yazmalarından oluşan büyük bir kütüphanesi ile Mısır’dan, Orta Doğunun çeşitli yerlerinden, öğrenciler ondan bilgi edinebilmek için yanına gelmekte idi. Hatta, Haham Nathanel Barzani öyle büyük bir kitaplığa sahipti ki bütün coğrafyada ailenin ünü bunun sayesinde yayılıyordu. Daha da ilginci ise Amerikan Reformcu Yahudileri ve Hahamları dünyanın ilk kadın Hahamını tam bir yüz yıl sonra Barzani ailesinden seçmişti, adı da Samuel Barzani’nin kızı Asenath Barzani idi.

Los Angels’taki Kaliforniya Üniversitesi (UCLA)da görevli olan Prof. Dr. Yona Sabar, konu ile ilgili olarak Barzanilerin tamamı Yahudi değil diyor ancak konuyu farklı kaynaklardan gelerek araştıran Prof. Dr. Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerine göre bölgede sadece bir tane Barzani aşireti ve ailesi olduğunu aktarıyor. Ahmet Uçar’a göre Haham Samuel Barzani 16. yüzyıl sonrası Erbil, Musul, Kerkük üçgeninde etkili birisi oluyor ve dini bilgilerini, hoşgörü ve insanlar üstündeki etkisi ile pekiştirerek zenginlik elde ediyor, toprak sahipliği ile de maddi gücünü arttıarak bölgede söz sahibi oluyor.

Barzani, Bir Yıldır, Kerkük Petrollerini İsrail'e Türkiye Üzerinden Satıyor
Barzani, Bir Yıldır, Kerkük Petrollerini İsrail’e Türkiye Üzerinden Satıyor

Ahmet Uçar eklediği bir belge ile 1856 yılında  Sallum Barzani isimli bir Barzani’nin, Musul’dan Selanik’e sürüldüğünü aktarıyor daha sonra Hahambaşının verdiği dilekçe ve rica ile  Kudüs’e sürgün edildiğini belgelerden aktarıyor.  Kudüs bu dönemde Siyonist propagandanın altında ezildiği için Yahudileirn bölgeye gönderilmesinden şüpheli olan Osmanlı Hariciye Nezareti’ne 29 Şubat 1856 günü Hahambaşılığı kendisinin Kudüs’e sürülmesi için dilekçe veriyor. 11 Nisan’da konu görüşülüyor ancak Haham Sallum Barzani’nin Kudüs’e sürülmesi 20 Nisan 1861’i buluyor.   Olayın günümüzdeki Barzani aşiretine bağlanan kısmı da buradan gelmekte, Uçar, Tarih Ve Düşünce dergisinde “Sallum Barzani‘nin burada kurduğu ilişkiler öyle derindi ki yıllar sonra Kürdistan Demokrat Partisi Önderi Molla Mustafa  Barzani, Kudüs’e ziyarete gittiğinde bile bir Kürtçe konuşan ve Irakın Kuzeyinden bir Hahamın evinde kalmaktaydı, adı da David Gabay‘dı.”

Körfez Savaşı Zamanları
Körfez Savaşı Zamanları

Filistin Ruyası, Kürt Yahudiler, Kürt Yahudilerin Sosyolojisi gibi pek çok kitap ile Kürtçe konuşan Yahudilerden bahseden seyyahların raporlarından etkilenerek bu konuya gelen Prof. Dr. Ahmet Uçar, Yona Sabar‘ın araştırmasını da görünce Osmanlı arşivlerinde konu ile ilgili araştırmalarını yapınca günümüzdeki siyasete ışık tutan bilgileri böylece elde etmiş oluyor.  Molla Mustafa Barzani, ilk kez 1967 yılında İsrail’e gidiyor ve gittiğinde de bahsettiğimiz şekilde Kürt Yahudilerle pek samimi, farkındayız ki MOSSAD ve Barzani ilişkisinin derinliği de buradan kaynaklanmakta, kendisi ilk kez İsrail’e gittiğinde de yanında Kerkük Petrol rafinerilerinin planlarını da getiriyor, aynı zamanda İsrail Savunma  Bakanı Moşe Dayan‘a Kürt Hançeri hediye ediyor. 1969 Yılında da MOSSAD-Barzani işbirliği ile Kerkük Rafinerileri tamamen yerle bir ediliyor. Bildiğimiz gibi Büyük Orta Doğu Projesinin, İsrail merkezli oluşu ve Vaad Edilmiş Topraklar, Nil-Fırat arası olan arazi gibi söylemler popüler kültürden düşmemişken, bu biçimdeki bilgiler de akıl duyusuna hitap eden somut deliller olarak görünüyor.

Barzaniler ve MOSSAD
Barzaniler ve MOSSAD

Peki, bugüne kadar uzanan Barzan Aşiretinde, görülebileceği gibi  Mesud Barzani, asla Babasından ve Dedelerinden bağımsız ele alınamaz çünkü Aşiret Siyaseti, geçmişe dayanır, özellikle de söz konusu siyaset tek çizgi üstünde ilerlerdiği için aradaki bağlantı inkar edilemeyeceğinden, Mesud Barzani’den önce, Molla Mustafa Barzani’yi ele almalıyız.

Molla Mustafa Barzani Kimdir?

Kürtlerin deyimi ile Mele Mustafa Barzani,  İran’da SSCB’nin desteği ile kurulan Mahabad  Kürdistan Cumhuriyet’inde idarecilerden birisi idi, Ahmet Kalavun’un İran’da iktidara gelmesi ile izlediği Amerikancı siyaset sonuç vermiş ve Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti yıkılmıştı, Molla Mustafa Barzani, SSCB’ye kaçtı, oğlu Mesut  Barzani ise bu sırada Irak’a geçiş yaptı. 1958 yılında Oğlunun yanına gelen Molla Mustafa Barzani, geçmişi derin bir adam ve kendisi aynı zamanda daha önce Irak sınırından Türkiye’ye gelen isyancıların da başında bulunmuş ve Türk askerlerini şehit eden saldırılarda bulunmuş bir isim. Bu dönemi anlayabilmek için SSCB-Britanya çatışmasını da anlamak gerekmektedir. Britanya, Irakın Kuzeyindeki Kürt aşiretleri Türkiye’ye sistematik şekilde saldırtarak  Şeyh Sait, Ağrı, Dersim gibi isyanları örgütlemekte ve lojistik destek ile eğitimli Kürt İsyancıları da Türkiye’ye sokmaktadır. Barzan Aşireti ise bu dönemde pek çok Arap Aşireti gibi İngilizlerden memnun olmadığı için bazı üyeleri ile isyan eder, Mahmud Barzani isyanın ele başısıdır ancak yakalanması uzun sürmez, ona destek olan Ahmet Barzani de aynı kaderi yaşar, Molla Mustafa Barzani ise eski efendisine karşı kaçmanın yolunu bulur. Türkmen Köylerini birlikte basarak Britanya’nın  Türklerin Musul-Kerkük ısrarını ezme çabasında onlara yardım eden Barzani Aşireti, hemen hemen her üyesi ile  Britanya ile ters düşmüş ve sonrasında Mahabad Kürdistan Cumhuriyetine giden yolda, SSCB ile anlaşmıştır. İran’da iki yıl Mirava Köyünde kalan ve Mahabad girişimi de başarısızlıkla sonuçlanan Molla Mustafa Barzani, Moskova’ya giderek Kürdistan Demokrat Partisini kurar. KDP, 1958 Yılında, Kerkük’te büyük bir Türkmen Soykırımı başlatır, bu dönemde Türkiye’de haberler sansürlü çıkar.

“Şayet davamızda başarıya ulaşırsak, ABD’nin 51. Eyaleti olmaya hazırım.” Molla Mustafa Barzani ABD Temsilciler Meclisi’ne bağlı İstihbarat Komitesi’nin hazırladığı Pikes Raporunda Dr. Kissenger'a Söylediği Sözdür.
Şayet davamızda başarıya ulaşırsak, ABD’nin 51. Eyaleti olmaya hazırım.” Molla Mustafa Barzani ABD Temsilciler Meclisi’ne bağlı İstihbarat Komitesi’nin hazırladığı Pikes Raporunda Dr. Kissenger’a Söylediği Sözdür.


1958 Türkmen Soykırımı
sonrası 1961 yılında Büyük Barzani İsyanı başlar, Saddam Hüseyin ileriki yıllarda, ABD Desteği ile iktidara gelince Türkiye’nin atlattığına benzer bir Çözüm Süreci başlatarak, Kürtlere bölgesel yönetim hakkı tanıma hatasını gerçekleştirir. 1970 yılında başlayan çözüm süreci ile günümüzdeki hengamenin ilk adımı atılmış olunur. Bu dönemde Kürtler, AK-47’lerden de anlayabileceğiniz gibi SSCB kontrolündedir. Molla Mustafa Barzani, 1979 yılında ölür ancak geçmişinden beri gelen Kürtçü hareketini iyi bir noktaya taşımıştır. Sıra artık Mesud Barzani’dedir.  1991 yılında İkinci Körfez savaşında bölgenin uçuşa ve Irak denetimine kapatılması, Kürtlerin haliyle de Barzani’nin işine gelir ancak Barzanilerin önünde bir engel daha vardır. Celal Talabani.  Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYP) kurucusu olan Talabani ile şiddetli savaşa girişirler, bu dönemde de Talabani Tekoşin’i kurar, Mesut Barzani ise PKK’yı kurar.  İkisi de aynı zamanda Türkiye Kürdistanı diye isimlendirdikleri bölgede hakimiyet mücadelesi vermektedir. Talabani iki bölgede de kaybeder, TEKOŞİN, kısa sürede yok edilir ve  Abdullah Öcalan Türkiye ayağını ele alır, Talabani ise Kuzey Irak’tan kaçar. 1987 yılında 6 Kürt Partisi birleşerek Kürt Cephesini kursa da 1994 yılındaki “Seçimlerde” hem Barzani hem Talabani aday olunca, ortam gerilir ve bir savaş daha çıkar, Talabani tekrar kaçar. Barzani, Irak Ordusundan Talabaniyi yakalamak için yardım ister, çok geçmeden SSCB dağılması ile bölgeyi devralan ABD, gelir ve tüm Kürtleri zorla barıştırır, küçük çaplı çatışmalar dışında artık bir sorun bir süre daha çıkmayacaktır. (1998)

1998 yılında PKK ise ağır kayıplar vermiştir ve 1999 yılında kendisini fesh etmiştir. Bu dönemde TSK, Kürtlerin kendi içindeki çatışmalardan verimli şekilde de faydalanmış ve Barzaniyi kendisine muhtaç hale getirmiştir, Eşref Bitlis’in Barzani ve  Talabani ziyaretleri de bundandır.

Eşref Bitlis-Talabani-Barzani
Eşref Bitlis-Talabani-Barzani

Olayın Saddam Ayağını da anlamadan, Barzanileri tanıyamayız. İran’daki Kürtler, Irak-iran savaşında Irak’ı, Irak’taki  Kürtler yani Barzaniler ve dahası da İran’ı desteklemişti. ABD eliyle iktidara gelen ve ABD’nin kontrolünden çıkan Saddam Hüseyin, Kürtlerin ihanetine öfkelenmişti ve Halepçe diye anacağımız büyük bir katliamı ihanetin bedelini ödetmek için başlattı. Bu dönemde Barzaniler, ABD’ye sığınarak Körfez Savaşı ile elde ettikleri tüm ayrıcılıkları korumak istediler,  Türkiye’de PKK yok edilmiş ve kendisi de Irak’tan silinmek üzere iken İkinci Körfez Savaşı ve sonrasındaki Irak  İşgali ile işleri hem ABD hem de ABD’nin Türkiye şubesinden çok farkı olmayan AKP İktidarının, Saddam’ın benzeri başlattığı  Çözüm Süreçleri, TSK’ya kurulan kumpaslar ve PKK’ya operasyonlara izin verilmeyişi ile HDP’nin planlı olarak büyütülmesi sayesinde durumu hem PKK hem de Barzani toparlamıştı. 2005-2009 arasında  Türkiye ve Barzani arasındaki iletişim soğuktu, Merkezi Hükümeti baz alınıyordu ancak merkezi hükümet kimdi dersiniz?

Celal Talabani, ABD, bu iki Kürt aşiretini barıştıramayınca ve ülkedeki Sünni Gruplara da Şii Gruplara da tam anlamı ile güvenemeyince, Sünnileri baskılamak ve Emekli CIA Ajanı Michael Schauer‘in dediği gibi “Tek Ümidimiz Sünni-Şii Savaşı” dediği savaşı tetiklemek için hem Kürt hem de Şii olan Celal Talabani‘yi iktidara taşımış, Irakın Kuzeyini de Barzaniye bırakmıştı. Böylece ikisi de büyük lokmayı almıştı. Bu dönemde haberlerde gördüğünüz “Direnişçiler ve Mücahitler” ise bugün herkesin terörist dediği Sünni Örgütlerdi, en başta IŞİD o zamanki adı olan Jamal Al Tawhid Wal Jihad ve Irak El Kaidesi Musab Al Zarkavi önderliğinde başı çekmekte idi, ABD Askeri öldükçe Türkiye’deki olayları tam göremeyen ve gerçeğin orta seviyesinde duran yandaş medya da İslamcı salyalarla sevinmekteydi.

Öcalan ve Talabani, Değişen Dengeler İçinde Yeni Müttefiklikler
Öcalan ve Talabani, Değişen Dengeler İçinde Yeni Müttefiklikler

Merkezi hükümet ile iyi geçinmemizin ilk nedeni Türk Kamuoyunun Barzaniye henüz hazır olmayışı idi ve aynı zamanda ABD kontrolü düşük yoğunluklu olduğu için Amerikan kuklaları kendi kamuoylarından ve iç dinamikleri ile kendi zaaflarından daha fazla etkilenmekte idi, PKK’ya Barzani’nin açık yardımı vardı, TSK bunu dillendiriyordu ancak bir şey yapılamasa da en azından siyasi sözler sarfedilebiliyordu. daha sonraki süreçte ise Barzani ve PKK bizim dostumuz oldu, onur konuğu olarak ülkemize geldi, PYD yani Suriye PKK’sına gücünü arttırmak için yardım yolladı, geçiş hakkı verdik ve daha pek çok  Türkiye’ye ihaneti hep birlikte izlemek zorunda kaldık. Türkiye’nin Barzani’ye bakışını BOP’tan ve ABD baskısından ayrı düşünemeyeceğiniz gibi bu ihanetlerin TSK’ya Şemdin Sakık gibi PKK teröristlerinin tanıklığı ile kurulan Ergenekon-Balyoz kumpaslarından sonra yaşanmasının ne anlama geldiğini de anlamalısınız. Koşullar müsait olunca, Molla Mustafa  Barzani‘nin Saddam‘a yaptığını, Mesud  Barzani bize yapıyordu.

PKK ve Mesud Barzani Neden Çatışma İçinde?

ABD Öncülüğünde Barıştırılan Kürtçüler. Barzani ve Talabani
ABD Öncülüğünde Barıştırılan Kürtçüler. Barzani ve Talabani

KYP ve KDP neden kavgalı ise o yüzden, PKK‘yı Mesud Barzani kurdurmuş olabilir ancak bu her zaman onu dinleyeceğini göstermez, tıpkı Saddam’ın kontrolden çıkması gibi, PKK da kendi çıkarlarını koruyan ayrı bir oganizma halindedir. PKK Irakın Kuzeyinde, Barzaninin olarak gösterilen bölgelerin yarısından fazlasını yönetmektedir ve ticarete el koymakla birlikte, PKK Yöneticileri, Barzaninin gücüne göz dikmiş durumdadır. Hepsi aynı amaca aynı bayrak ve sözlerle yürüyen Kürtçü örgütler olmanın yanı sıra, en önde olma dileğine sahip farklı etkenlerdir. Barzani ile PYD örneğin şu sıra iyidir, bu demek değildir ki PYD, Türk Askerini vurduğunda artık ona da dost olarak bakacağız! Ülkemizde bazı kesimlerin politik deliliği artık öğrenmesi gerekmektedir.

 

15 Ağustos 2014, Mahmur PKK Birlikleri Ziyaretinde Barzani
15 Ağustos 2014, Mahmur PKK Birlikleri Ziyaretinde Barzani

Peki Barzani’nin Amacı Nedir?

Barzani Gerçeği
Barzani Gerçeği

Barzani’nin amacını anlamanız için geçmişine bakmanız yeterlidir. Amaçları tam ve birleşik  Kürdistan’dır. TEKOŞİN, Kürtçe’de 5 Parçacık demektir. Bu 5 Parça, Irak-İran-Türkiye-Suriye Kürdistanları ve Brüksel’deki Kürdistan yayın organlarıdır. Molla Mustafa Barzani, Türkiye’ye saldırmış bir terörist iken, Mesud  Barzani de 1993-1995 yılları arasında Sınır Ötesi Operasyonları yapmış isim Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu‘nun da aktardığı şekilde PKK’yı korumuş ve kendi karakollarından Türk Askerine ateş açtırmış, Ankara’daki temsilcilikleri ile meclisten aldıkları tüm bilgileri, teröristlere vererek onların hayatlarını kurtarak Türkiye’ye düşman faaliyetler geliştirmiş bir isim.Bugün bize dost görünmesinin tek nedeni, ileride daha büyük bir projenin parçasıdır.

“Türkiye, Kürdistanınını Demokratik yollarla kuracağız.”

Duran Kalkan
KCK Yürütme Konseyi Başkanı

 

Türkün Kanı oluk oluk akmalı diyen Leyla Zana'dan
Türkün Kanı oluk oluk akmalı diyen Leyla Zana’dan

 

“Barzani,Talabani,Öcalan Önderimizdir.”
Leyla Zana
Terör Hükümlüsü ve HDP Milletvekili

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*