Kuru Milliyetçilik, Bilim ve Anavatan Düşmanlığı

 
Kısa bir siteme bu başlığı, uygun gördük, kuru Milliyetçiliği, Atatürk bir sözünde Marksistleri eleştirirken toprağa sadece madde gözüyle bakmalarına değinmiştir, “İnsanın kendi toprağına sahip olup ona benim diyebilmesi kadar güzel ne olabilir.” diyerek, kendi vatanı ile Galapagos adaları arasında fark yok diyenleri değerlendirmiştir, her gün en fazla 3 ya da 4 saat uyuyabilmeye başladık, sıcaktan rahat bulabildiğinizde uykuya daldığınız, yürümeye üşendiğiniz bir yaşantının içine, kurak iklim ile hapsedildik.Urfalı Mateos‘u, Lisedeyken okumuştum, güzel Atalarımız Selçukluların, Anadoluyu işgal edişini akıcı bir dil ile anlatıyordu, anlatımında iki cümlesi hatrımızda kaldı,
“Türkler, Greekleri Constantinopolisin kapılarına bir yıl içinde hapsetti.”
 
“Yeşil otlakları ve gür ormanları, büyük limanları olan bu topraklar, Türklerin elinde kalacak gibi görünüyor.”
 
Şaşırtan kısım, yeşil otlaklar ve gür ormanlardır, bahsettiği ilk yer Urfa ve civarıdır. Yazımızın üst kısmına Türkiye kuraklık haritasını koyduk, Milliyetçilik, boş edebiyat değildir, gereksiz kan sohbeti değildir, birilerinden üstün olmak da değildir, bir araya gelmiş ve bir dil konuşan Homo-Sapienslerin çıkarları için yarattığı devletlerini genişletmesi ve büyütmesi etkinliğidir. Anadoluyu böylesine kuraklaştırmak ancak milliyetsiz bir homo-sapiens güruhunun yapabileceği iş olabilir. Sabahattin Ali bir SSCB Yanlısı olarak “Memleket sizden hizmet bekliyor Milliyetçi Gençler” derken haklıdır.
 

“Memleket sizden okul yapmanızı istiyor, tarla sürmenizi istiyor, demiryolunda çalışmanızı istiyor.” derken, Milliyetçilik karşıtı bu adam aslında Milliyetçiliğin ne için olduğunu anlatmaktaydı.

 

Yıl yıl para için yok edilen topraklarımız…
 

Türkiye’deki nehirlerin tamamına yakını kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır, Türkiye’deki çoğu alana çöldekine denk oranda yağış düşmeye başlamıştır, bu gidişat bizim için hiç olmaması gereken sonuçlar yaratabilir, sürekli aşağıladığınız Araplar, çocuk ölüm oranlarında, insani gelişmişlik endeksinde ve ağaçlandırma çalışmalarında da Türkiye Türklerinden yüksektedir, “ırkçı/aptal” diye aşağılanan Naziler dahi, büyük çevrecilerdi, ormanlarını, topraklarını korumak onlar için Ana Vatanlarına bir ibadetti.

NASA, Kolombiya Üniversitesinde İklim Bilimci ve Goddard Uzay Araştırmaları Kurumunda bilim insanı olan Ben Cook, son 900 yıllık belgeleri inceleyerek ve uydu görsellerini kıyaslayarak, Türkiye’nin en büyük kuraklık dönemini geçirdiğini belirtmişti, günlük yaşantıda geçim derdinde hapsedilmiş Türk insanı, günlük dertleri kadar, vatanının dertleri ile ilgilenmediği sürece, yüz yıllara dayanan ve nesilden nesile giden bir gaflet ile kendi topraklarının katili olabilir.

İklim değişikliği için ayrıca Ben Cook şunları söyledi;

“İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin önemi ve büyüklüğü, doğal iklim değişkenliğinin boyutlarını anlamamız gerektiğini gösterdi. Asırlar süren doğal değişkenliğin dışında kalan son olaylara ve anormalliklere bakarsak, bunlara insan kaynaklı iklim değişikliğinin sebep olduğunu görebiliriz”

Selçuklunun kümbetlerini dahi bina için, rant için taşıtan, tarihi eserleri rant için yıktıran, ormanları, nehirleri rant için yok eden AKP iktidarı ve muhalefetteki ortakları CHP-MHP-HDP, Türkiye’nin siyasi intiharıdır. Yaşadığınız koşullar her kötüleştiğinde, suçlamak için önce aynaya bakın.
“Ülkesini yaşanmaz bulanlar, onu yaşanmaz kılanlardır.”
Politik Deli
3 Temmuz 2017

2 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*