Kaybolan Dahiler: Kirkor Divarcı, Bir Öğretmen ve Kaşif

Önsöz

Daha önceleri, Bandırma  Füze Kulübü ve Kirkor Divarcı ile ilgili Kaybolan Dahiler serisinde iki makalemiz olmuştu. Bu makalelerden ilki(okumak için tıklayınız), Bandırma Füze Kulübü gibi geri kalmış ülkelerde görülebilecek atılımların engellenmesi için kurulmuş Amerikan Enformasyon Başkanlığı ve NSA-Ulusal Güvenlik Ajansı ile ilgili olup Bandırma’daki gençlerin denemelerini, halkın onlara bakış açılarını, bazı gazete yazılarını içermekteydi. Makalelerden ikincisi(okumak için tıklayınız) ise, Kirkor Divarcı’nın da dahil olması ile gençlerin ilerleyişini, TSK, THK hatta NASA’dan yardımlar almalarını, şubelerini, halk eğitim kurslarını açmalarını, seminerler ve sergiler düzenlemelerini, askeri füzeler tasarlamalarını, güdümlü füzeler tasarlamalarını içermekteydi. Burada ise kalınan yerde,  Kaybolan Dahilerin Kirkor Divarcı kısmıyla ilgilenilecektir.

Kirkor Divarcı Kimdir?

Kirikor Divarcı, Türkiye tarafından üretilmiş ilk başarılı füzenin Bandırma  Füze Kulübü ile birlikte mucididir. Bandırma Füze Kulübü çalışmalarını sürdürürken çeşitli yerlerde haberlere çıkmıştır. O da bu haberleri merak edenlerdendir, olayı yerinde görmek için Samsun’a yolculuk yaptığında, Gençlerin önemli işler başarabilecek düzeyde olduğunu görür. İstanbul Teknik Üniversitesinin de yer yer desteğini alarak özellikle kendi cebinden finanse ettiği projelerle Gençleri başarıya taşır. Onlarla birlikte çizmeye, okuma ve çalışmaya başlar, onlara çeşitli yardımlar yaparken aynı zamanda konu ile ilgili eğitimler de verir.

30 Ağustos 1962 günü, tasarladıkları Marmara 1 Füzesi fırlatılır ve başarılı olur. Marmara 2 Füzesi çok geçmeden gelir, öyle hızlı kalkış yapar ki önceden belirtildiği gibi rasat kuleleri füzeyi göremez, Marmara 3, Marmara 4 derken  Marmara 5 Füzesi tam 5415 metreye yükselir. Döneme göre muazzam başarılardır, bu durum daha da dikkat çekmelerine  neden olduğunda, Uçan Türk Projesi yani uçabilen askeri zırh projesi, güdümlü füze projeleri, gemi füzeleri projeleri konuşulmaya başlanır. İTÜ’den ARGE desteği alınır, TSK, THK ve NASA  da destek verir.

Ancak, Kirkor Divarcı’nın kim olduğunu bundan sonrası anlatacaktır. Marmara 5 Sonrası, Hürriyet 1-2 füzeleri ve ATA Füzeleri gelir ki menzilleri de hızları da daha iyidir. Örneğin ATA-1 Füzesinin menzili, 300 km’dir. Bir süre sonra ise Uzay Yarışının en şiddetli olduğu dönemde asıl mücadele başlar. Amaç, Uzaya bir canlı göndererek tarihe geçmektir.  Aktrüs Projesi kapsamına alınan uzaya canlı gönderme hedefinde, farenin füze içerisinde nereye konacağından, hareketlerinin “Mikrofilm” makinesi tarafından nasıl gözlemleneceğine kadar çeşitli detaylar belirlenmiştir. Füzenin ise  4 Metre uzunluğunda, 500 kiloluk bir yapıda, çeşitli bölmelerde olması hedeflenmiştir.

Dikkat çeken bir üst düzey projeleri ise VEGA Projesidir, bu proje ise ilk balistik füze denemesini oluşturur, VEGA, 300 kilo ağırlığında ve 3 metre 60 santim olarak tasarlanmıştı. 150 kg kalsit yakıt kullanması planlanan füze, 90 KM yükseklikten, 320 km’lik balistik bir yol izleyebilecek düzeyde hesaplanmıştır. Yaşanan tüm bu gelişmeler, “Fuhuş yuvası” denilerek köylüye okuma yazma, tarım, sanat, dans, enstürman yapımı gibi alanlarda öğretim veren Köy Enstitülerinin kapatılması nedeni ardındaki korkuyu uyandırmıştır. Bahsi geçen NSA ve Amerikan Enformasyon Başkanlığı, Köy Enstitüleri gibi “fabrika açmak komünistliktir.” sloganını da yaratarak Türk Sanayisini çökerten oluşumlardır. Daha İnönü döneminde, Nuri Demirağ, Şakir Zümre ya da Emrullah Ali Yıldız gibi dahilerin hayatlarını ve Türkiye’nin geleceğini karartanlardır. Nuri Killigil‘in silah fabrikalarına ve atölyelerine olan olay çok geçmeden Kirkor Divarcı’ya olacaktır. VEGA, Aktrüs, ardından Uçan Türk projeleri, ilk güdümlü füze denemeleri Türkiye’yi giderek aydınlanan bir yapıya sokmaktaydı, bu durum ise Türkiye’yi kontrol edilemez, bağımsız bir yapıya kavuşturabilirdi.

Nelson Rockefeller‘ın  Adnan Menderes Türkiye’si için söylediği “Oltadaki Balık” benzetmesi ile Türkiye’nin artık bir kukla olduğu ve daha fazla da yeme gerek olmadığı belirtilmişti, aynı oltadaki balık, oltadan kurtulmak için bu şekilde dahilerini öne sürüyordu ancak çok geçmeden Kirkor Divarcı’nın evinde yangın çıktı. Bütün füze planları yok edildiği gibi olayın üstü örtüldü, araştırılmadı, ardından NASA, TSK, THK da HUZAD’a yani Bandırma Füze Kulübüne desteğini çekti. Neden belirtilmedi, hiç bir başarısızlıkları da yoktu, bu nedenler Nuri Demirağ‘ın NUD 36’larını bitiren nedenlerle aynıydı. Kirkor Divarcı, Marmara 1 Füzesini üretebilmek için döneme göre önemli bir para olan 400 Lirasını harcamıştı, bu para onun evlenebilmek için biriktirdiği paraydı. Gayrimüslim bir Türk ve Ermeni kökenli olmasına rağmen o Atatürk’e adadığı füzeleri yapmış istisnai bir insandı. Çok geçmeden HUZAD çalışmalarını sonlandırdı, 1959’dan 1962’ye kadar elde edilen bu müthiş ilerlemeler 1974 yılında tamamen bitirildi ve model uçak yapımına geçildi.

Türkiye’nin füzecilik ile imtihanı bu kadar da değildi, sayısız Kaybolan Dahi gibi, deli sanılan ve gene Adnan Menderes tarafından ABD’ye hediye edilen çeşitli bahanelerle de vatandaşlıktan atılarak iyice ABD güdümüne verilmiş, İrfan Marduk, radarsız füzelerin mucidi vardı. Nuri Demirağ’ın NUD 36’ları için Emrullah Ali Yıldız makalesine göz atabilirsiniz.

Dipçe:  Tüm  Türkiye gazeteleri dahi Bandırma  Füze Kulübü ile dalga geçerken düzgün ilk röportajı yapanlar Amerikanın Sesi Radyosu olmuştu.

Politik Deli

29 Eylül 2017

1 yorum

  1. Bu konuyu TV de ki bir röportaj dan öğrendim. En azından sizin gibi ekipler bu örnekleri canlı tutsun ve biz de çevremizde bilinirlik yaratmak için çaba gösterelim ki tekrar ve tekrar bu filmi görmeyelim. Başarılar..

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*