Hep Tartışılan Konu, Osmanlı Şeriat Devleti Miydi?

Osmanlı İmparatorluğu!
Osmanlı İmparatorluğu!

Osmanlı Şeriat Devleti Miydi?

Osmanlı’nın bir şeriat devleti olmadığı ya da olduğu konusunda pek çok şey yazılıp çizilmektedir, açıkçası bu konudaki uzman tarihçilerin tamamına yakınının görüşü Osmanlının kesinlikle bir İslam devleti olmadığı yönündedir, bunun için sayısız kanıt ve kaynak bulunmaktadır ki Osmanlının da kendisinin bir İslam devleti olduğu yönünde bir iddiası bulunmamaktadır, çok fazla kanıt ve kaynak olduğu için elimizden geleni yazacağız, arta kalanı ise daha sonra yayınlayarak sizlere ulaştırma gereği hissediyoruz çünkü bu kadar geniş bir konu pek çok açıdan, pek çok farklı yönde ele alınmalıdır.

Osmanlının İçerisindeki Devlet Adamları ve Yapıları

Osmanlı Devleti içerisinde, pek çok kurum ve sınıf vardır, ilmiye, askeriye, ulema dışında saray kadınları, müneccimler, kethüdalar gibi pek çok grup vardır ve bu grupların içerisinde de çok ciddi muhtelif gruplar vardır, bu yüzden Osmanlı Devleti yer yer gericilikle tanışarak akıl ve bilim dışı faaliyetler gösterirken bazen Dini Bir Kurumun içinden, aydın birisi çıkarak bu durumu düzeltebilmektedir, yazacaklarımızı da bu bağlamda incelemeniz tarihimizi anlamanız için faydalı olacaktır.

Osmanlının Şeriat Devleti Olmadığına Kanıtlar

Kanıt 1- Osmanlı’da Alkol Tüketimi

Osmanlıda meyhane yok zanneden bir zihniyet türedi, bazıları ise bu meyhane yokluğunu ya da varlığını sadece gayr-i müslümlere bağlamakta ancak iş öyle değil, ne dedik az önce? Dini kurumların içerisinden dahi aydınlar çıkabilmektedir, örneğin alkolü, kahveyi, uyuşturucuyu yasaklayan 4. Murat’ın Şeyhülislamı, Zekariyazade Yahya Efendi şu satırları yazıyor.

“Mescitte riyamişler etsin ko riyayı/
Meyhaneye gel kim ne riya var ne mürai…”

(Bırak mescitte ikiyüzlüler devam etsin riyakárlığa/
Sen meyhaneye gel ki orada ne riya var ne riyakár.)

Osmanlıda, alkol tüketimi tüm sarayın ve halkın hemen hemen gerçekleştirdiği ve herkesin bunu bugünkü İran gibi belki gizlenerek belki gizlenmeyerek normal karşılayarak yapmasıdır,  İran’dan farkını ise birazdan çok net göreceksiniz.

İran’da ya da hiç bir İslam Devletinde, padişahlar alkolü serbest bırakmaz ve üstüne de, Küplü Meyhaneler, Koltuklu Meyhaneler, Gedikli Meyhaneler kurdurtmaz, bu meyhanelerden Koltuklu olanlar kaçaktır ve Osmanlının düşman oldukları bunlardır, Küplü Meyhaneler, özel fıçılara sahip olan Meyhanelerdir, Gedikliler ise normal meyhanelerdir ve vergilidir, alkolden vergi alan bir İslam Devleti olamaz!

Zecriye Vergisi Nedir?

Osmanlı İmparatorluğunda, alkolden Zecriye vergisi alınmaktadır, düşünün ki haramdan vergi alan bir İslam Devleti var olabilsin…  Bu vergiler daha sonra özellikle Abdülmecid döneminde, “Selatin Meyhanesi” yani Padişah Meyhanesi diye anılan meyhanelerden daha yüksek oranda alınacak ve meyhane sayısı iyice artacaktır.
Düşünün ki ülkenin en üst makamı kendi unvanını meyhaneye veriyor…

Fındıklı Mehmed Ağa bu durumu “Silahdar Tarihi” adlı eserinde şöyle yazıyor:

“Hazine çok sıkıntı içindeydi, içki yasağı kaldırıldı. Meyhanelere ve tütün içmeğe izin verildi. Tütüne de ayrıca gümrük kondu.”

Osmanlıda, İçki İçen Padişahları ise Taib Ahmet’in, “Telhisü Mehasini’l-adab” adlı eserinden öğrenmekteyiz, söz konusu eserde, Cahiz’in (776-868) “Minhacü’s-süluk” ile tarihçi Mustafa Ali Efendi’nin (1541-1600) “Mehasinü’l-adab” eserlerinin bir özeti bulunmaktadır.

Osmanlı Devleti’ni geçtik, Cahiz kendi eserinde, İslam Devleti yani Emevi,  Abbasi Devletlerindeki alkol partilerini, alkol alan halifeleri anlatmaktaydı… Kendi tarihimize döner isek,  Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya taktim edilen bu eserin, 3. Bölümü, Osmanlı Padişahlarının alemciliğine değiniyordu. Esere göre Osman ve Orhan Gazi alkol almamakta idi ancak bunun doğru olmadığını Bizanslı Tarihçilerden ve dönemin farklı tarihçilerinden öğrenmekteyiz çünkü Bizanslı Tekfurlarla yapılan görüşmelerde şarap içmektelerdi, bu dönemde alkole “dolu” denirdi ve dolu içme işini bazen kendi yurtlarında, kendi tebaaları ile de yapmaktalardı. Yıldırım Beyazıt ise bir esrar keşti, yani esrar bağımlısıydı aynı zamanda eşi Maria Despina yüzünden iyice de alkolikti, Gedikli Ahmet Paşa’yı bir içki ziyafeti sırasında katletmişti, Timur ile olan mektuplarındaki kibirli ve akıl yoksunu tutumun da bu bağımlılıklar yüzünden olduğu varsayılmaktadır.

Keza, Çelebi Mehmet, 1. ve 2. Murat da alkol alan padişahlar arasındaydı, esere göre tükettikleri alkol kendileri açısından da ülkeleri açısından da bir tehlike arzetmemekteydi.  Yavuz Sultan Selim ise bazı zamanlar alkol alır, şiir söylerdi, esere göre bir gün bir kadeh şarap sonrası şunları söylemişti;

“Bint-ül inebin bikrini Cem etti izale.”

(Üzümün kızının bekáretini Cem yok etti!)

Kanuni Sultan Süleyman ise alkolü yasaklatmıştı ancak kendi içiyordu daha da ilginci ise Fransa’ya şarap ihraç ederek alkolden para kazanıyordu, yasaklamanın da üretimi iç pazar yerine dış pazarda paraya dönüştürmek olduğu böylece anlaşılıyordu, kendisi de şarabı pek severdi. “Osmanlının yasağı üç gün sürer.” mantığı bu dönemde Kanuninin davranışları ile başlamıştı ve bu söz bir kalıp haline gelmişti.

  1. Selim’in Unvanı ise Sarhoştu ancak bir gün Süleyman Efendinin telkini ile tövbe etmiş fakat halk alkol almakta sonuna kadar serbestti, efsaneye göre alkole öyle tövbe etmiş ki, doktorlarının hazırladığı ilaçlarda alkol olduğu için içmeyi reddetmiş ve hastalığının ilerlemesine müsade etmişti.
  2. Murat İçki içmezdi ama yasağı yoktu, içmemesinin nedeni ise 2. Selim, yani babası bir gün bir içki ziyafetinde, oğluna alkol aldırttı ancak önceden Saray Kethüdası Kurtoğluna, alkol içine baş ağrısı yaptıracak şeyler koydurttu, dört gün uyuyamayan 3. Murat, alkolden öyle nefret etmişti ki bir daha böylece içmedi, asıl soru ise bir İslam Devletinde, alkol ziyafetinin olması ve bunu şehzadenin babasının emri ile içmesi…

Ancak bu dönemde tütün çıktı, Allahtan tütün günah değildi, tüm  Osmanlı deli gibi tütün tüttürmeye başlamıştı, başta da dediğimiz gibi 1. Ahmed çok dindardı ve bu karakteri devlete yansıdı, içki yasağı katıydı ancak hala alkolden vergi alınıyordu ve saray adamları alkol almayı da sürdürüyordu, duraklama döneminde kaybedilen savaşlar, tarikatların gücünü arttırmıştı ve Laik Liderler Olan Padişahları da din sınıfı olan  Ulemanın baskısına sokmaya yavaş yavaş başlamıştı. Sultan İbrahim alkol almazdı ama daha beterini alırdı, enviye otu yani burun otu alırdı, burundan uyuşturucu çekerdi…

  1. Mehmed, eğlence düşkünlüğüne rağmen alkol almadı hatta alkol yasaklarını katılaştırdı, içenleri astırdı, katı cezanın nedeni ise halkın bu yasakları takmamasıydı çünkü bu yasaklar yüzünden Milli İçkimiz Rakı keşfedildi, rakı su gibi görünüyordu ve sokakta dolaşırken dahi rahat rahat içebiliyordunuz bir süre sonra, yasağı uygulayacak olan da yasağı delmeye başladı, gericiler ise alkol üzerinden, ilericiler ile bir hakimiyet kavgası veriyordu ve kaybedilen savaşları alkole bağlıyordu, halbuki bütün Batıda Şarap içmek ibadetti…
  2. Ahmed Balkonda, yarı çıplak, yastıklar ve tüylü örtüler içerisinde oturur şarap içerek şiirler okurdu, 1. Mahmud da alkole aşıktı ve bu dönemde de alkol serbestti.  En içkiçi  Padişahımız ise yenilikleri ile tanınan 2. Mahmut idi, fesi getirdiği için gavur ilan edilen padişahımız…
    Osmanlıda son içki savaşını ise 3. Selim verdi, ne kadar içen varsa astırdı, kaçak, yasal bütün meyhaneleri kapattırdı, peki niyeydi?  Osmanlı İslam Devleti diye mi? Hayır tabii ki, İstanbul’da alkol tüketimi yüzünden yangınlar çıkıyordu, ahşaptan ibaret şehir yanıyordu, gene bu dönemlerde İstanbul İtfaiyesi bu yüzden kuruldu, düşünün alkol tükettiği için itfaiyeyi keşfeden bir İslam devleti… Ardından 2. Mahmut geldi ve alkol tüketimi daha da arttı.

Abdülmecid, içki bağımlısıydı yani diğer bir deyiş ile alkolikti, 2. Abdülhamid ise kendi anılarında söylediği üzere, şekerli su yani Rom içiyordu, gene anılarında kardeşi 5. Murat’ı ise alkole Kıbrıs’a sürdüğü Namık  Kemal’in alıştırdığını söyler.  İçki içen İslam Devleti Halifelerine belki sonra değiniriz şimdi, kanıtlarımıza devam edelim.

2- Osmanlı’da Padişahlar Laiktir

Türk Devlet yapılanması her zaman için Laiktir, dinin ne dediğini umursamaz, onun yerine gerekli olanı yapar, bu yapı Selçuklularda, Halifenin ve Ulemanın din işlerinden kovulması ile daha da katılaşmıştır ve katı tarikatçıların öldürülmesi ile de Selçuklular Laik yapısını öyle güçlendirmiştir ki, Ömer Hayyam gibi Ateistler, Saraylarında görev almıştır, Osmanlı’da ise Padişah, Sekülerdir çünkü dini yapının başı olan Şeyhülislam, Padişaha bağlıdır ve Padişah ne isterse onun fetvasını vermek zorundadır, bu fetvaların dine uygun olup olmamasının önemi yoktur, içki yasakları nasıl kaldırıldı sanıyorsunuz? Din istedi diye mi hayır, Padişah istedi diye, konu sadece de bu değildir, Padişah ile Ulema arasında her zaman güç savaşı vardır, bu yüzden de Padişahlar, Ulemaya karşı, Askeriye ve İlmiye sınıfını yanına çeker, tahta çıkmak isteyen şehzadeler de Ulemayı kullanır ancak gücü eline alınca, Ulemanın kendisine karışmasına engel olmak için onlar da ayni şeyi yapar yoksa, Nakşilerin iktidara getirdiği Abdülmecid’in alkolik olması neye bağlanabilir, Abdülaziz’in Nakşi olmasına rağmen Opera kurmasına, alkollü balolar vermesine ne denilebilir?

Osmanlı Padişahları, bir din adamı olmadığı gibi din adamlığı işlevini de yürütmez, İslam Devletlerinde ise devletin başı her zaman için dini sıfatı önceldir, Osmanlıda ise Hilafet sıfatı, devlet yıkılana kadar kullanılmamıştır.

3- Osmanlı Devletinde Dine Karşı Savaş Verilmiştir

Osmanlı  Devletinde, dine daha doğrusu Sünniliğe savaş açan Padişahlar olduğu doğrudur, devletin temeli Bektaşidir ve Bektaşi gelenekten giderek uzaklaşılması ile Nakşiler güç kazanmış ve yobazlık ile devlet baskısı artınca padişahlar kendi güçlerini pekiştirmek ve özgürlüklerini korumak için de yobazlara karşı savaşmıştır, Evliya Çelebi Seyehatnamesinde “Ulema ili yıkacak.” derken bunu kast etmektedir, Ulema devleti yıkacak demektedir, örneğin 3. Murat, Müneccimbaşı  Takiyüddin  Raşit’e bir gözlem evi kurdurur, gözlem evini Şeyhülislam “Allahın evi gözlemlenmez.” diyerek bombalatır, düşünün içki içmeyen bir Padişah olan 3. Murat, Ulema ile ters düşer nedeni ise basittir, ulema bilimi sevmez, olayları din ile açıklamak yerine, bilim ile açıklanması durumunu tehlike olarak görür.

4- Osmanlıda Kerhaneler Vardır

Osmanlıda kerhanaler olduğu bir gerçektir, bu kerhanelerden vergi alınmaktadır ve devlet adamları da gitmektedir, daha beteri ise Osmanlı’da Eşcinsel Oğlancılar vardır ve esnaf geçitinde bu eşcinsel seks işçileri, geçite katılırlar, pek çok yerde gördüğünüz, eşcinsel seks minyatürleri de Osmanlıya aittir.

5- Osmanlıda Eşcinsellik

Osmanlıda, eşcinsel bir padişah da yaşamıştır,  3. Osmanın hiç çocuğu olmamıştır ve kadınlardan da nefret etmektedir, sarayda kadınları görmemek için ayaklarına çıngırak bağlatmıştır böylece, saray kadınlarını duymaktadır, kendi çıngırağı da vardır, kadınlar da onu duyunca kaçmaktadır, kendisinin eşcinsel olduğuna dair ise pek çok söylenti o dönemde de çıkmıştır.

Ayrıca daha beteri, Osmanlı Ordusu Yeniçeri Ocağında, Civelekler taburu isimli bir eşcinsel taburu vardır.

5- Osmanlıda Hristiyan ve Ateist, Yahudi Devlet Görevlileri

Osmanlıda, 17. yy’da Fener Rumlarından, Alexandros Mavrokodadros gibi Hristiyan Devlet Adamları baş tercümanlık yapmıştır, daha sonra ise Eflak-Boğdan Valiliğine geçmiştir, Yahudi Haim Naum gibiler ise diplomatlık yapmıştır, Osmanlı Ordusunda Halil İnalcık’ın “Osmanlıda Hristiyan Askerler” çalışmasında da belirtiltiği gibi orduda gayr-i müslimler vardır, devletin başlangıcında özellikle de Ankara Savaşı gibi savaşlarda, Sırp  Hristiyan ve Ermeni Hristiyan Sipahiler, Türk ve  Müslüman askerlerin sayısından fazladır. Hatta bu durumdan yola çıkarak Timur, Osmanlıya Rum Köpeği demiş ve sonucunda da Osmanlılar soylarını Oğuz Kağan’a dayandıran söylentiler ve raporlar hazırlamışlardır.

Açıkçası, 2. Abdülhamid döneminde kurulan Bira Fabrikaları ve Laik Eğitim Kurumlarına, Mısır Hidivliğindeki Operalara, Tıbbıyelere ve Ordudaki Laikleşme ile Bakanlıkların tamamen Laikleşmesine, Mebuslar Meclisine ve dahasına sonra girmek istiyoruz, hem daha sonra, bu yazdıklarımızı da size daha ayrıntılı ve daha geniş kaynaklı sunabiliriz çünkü yazımız şimdiden uzun bir hal almış bulunmaktadır, sonuç olarak, ordusunda, kadrosunda, alkolik, eşcinsel, gayr-i müslim olan, alkolden, kerhaneden vergi alan, din adamıyla kavga eden, savaşan, fetvaları kafasına göre verdiren, laik eğitim kurumları oluşturan ve dini sıfatını kullanmak yerine her zaman siyasi-askeri sıfatlarını kullanan, haram ihraç eden bir İslam Devleti olamaz, Örfi Hukuk gibi Şeriata aykırı hukuk türlerinin Osmanlıdaki varlığına da sonra gireceğiz.

Şimdilik kalın sağlıcakla:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*