HDP Neden Evet Diyor? Evetçilerin Bilmediği Politika!

Erdoğan ve PKK'lı teröristler.

HDP Neden Evet Diyor?

Politik Bilimin en ince ayrıntılarının yazıldığı çağ, Soğuk Savaştır, SSCB dağılmış olabilir ancak bu savunmasız 2. ve 3. dünya uluslarının uyanışının engellenmesi için Soğuk Savaş tekniklerinin kullanılışının durdurulacağı anlamına gelmiyor. Düşük Yoğunluklu Demokrasi Doktrini gibi pek çok doktrin bu dönemde üretilmiştir, bunlardan birisi de “Popülerleştirme” doktrinidir. Günümüzde, dünya üzerinde, ABD’den, onun istekleri doğrultusunda başkanlığa geçiş yapmış 40’ın üstünde ülke vardır ve hepsinde de temel olarak aynı düzlemde kanunlar belirlenir. Bu kanunların doğası, üç madde ile aşağıdaki gibidir.

1- Federatif Yapı
2- Güçler Ayrılığının Ortadan Kalkışı
3- Totaliter Rejim

Ne çabuk unuttunuz?
Ne çabuk unuttunuz?

Irak’ta yaptıkları günümüzde budur, federatif yapı ve totaliter yapı birleştirilerek, sert isyanlar, düşük yoğunluklu bir otoriteyi yüksek yoğunluklu otorite yaratabilecek bir dizgeye bağlayarak, sürekli yerel ve merkezi yapıları çarpıştıran, belirli kişi ve grupların zenginleşirken, ülkede basın kuruluşlarının işini yapamadığı, siyasetin aile işi haline geldiği, yöneticilerin kamuoyunu ezdiği ve sadece belirli düşünceden olanların zenginleşerek devletin kaynaklarından faydalanabildiği bir düzen ortaya çıkar. Bu düzenin en büyük faydası ise her örnekte olduğu gibi “Amerikan Tipi Başkanlıkta” iki parti olmasıdır, böylece altta kalan kısım bilenir, fırsat onu geçince elinden geldiğince baskı kurarak ülkedeki, baskıcı ve anti demokratik düzen devam ederken, iktidardan düşmemek için dışarının taleplerine kulak tıkayamaz. Burhan Kuzu’nun “Seçimden sonra MHP kapatılacak.” sözünü bir de böyle anlamayı deneyin, gene iki partili bir dizge ve Amerikancı başkanlık…

Türkiye’deki başkanlık sisteminin böyle olacağını nereden biliyoruz?

Tabii ki de okuduğumuz maddelerden ve geçmişten, Türkiye’ye başkanlık sistemi ezelden beri getirilmek isteniyor, Özal’ın da, Demirel’in de ruyası bu idi, yıllardır her Amerikan kuklası bunu hedefledi, böylece saltanatları otururken, siyasi rakiplerini eleme şansları vardı, bu sıralarda bugünün Amerikan kuklaları da “Başkanlık, Amerikan emperyalizminin bir dayatmasıdır.” diyordu, 3. Köprü yalanlarıyla aynı paralellikte sadece kendi çıkarları için döneme göre yapılan açıklamalardı.

Mevcut tasarının ana maddelerine bakarsanız;

1- HSYK Üyelerinin 12’sini doğrudan Cumhurbaşkanı atıyor.
2- Cumhurbaşkanı Parti Genelbaşkanı olabiliyor.
3- Cumhurbaşkanı, Milletvekillerini seçebiliyor.
4- Cumhurbaşkanı, meclisi fesh edebiliyor.
5- Cumhurbaşkanı, doğrudan Ordunun kuvvet komutanlarının sorumlusu, Genelkurmay eleniyor.
6- Cumhurbaşkanı, Anayasa mahkemesi üyelerini atabiliyor.
7- Cumhurbaşkanı, rektörleri seçebiliyor.
8- Cumhurbaşkanı, aynı zamanda meclisin başı oluyor.
9- Cumhurbaşkanı, Bakanları seçiyor.
10- Bakanlara, soruşturma açmak yasaklanıyor.

Kısacası,  YSK’nın da Cumhurbaşkanına bağlı olduğu bu düzende, herhangi bir şekilde oyların tarafsızca sayılması, meclise güvenmek mümkün değildir, basın ilan kanunun düzenlenişi ile de Cumhurbaşkanı, istediği şeyi devlet sırrı ilan ederek, yayın yasağı getirebiliyor, kısacası Gambiya’daki, Senegal’deki ya da Tanzanya’daki başkanlıktan farklı bir sürece gitmeyeceğimiz düzene hapsediliyoruz.

Gelin, 1994 yılında, Erdoğan ile birlikte, Kürt  Raporu hazırlayıp, özerklik isteyen  Altan Tan’dan dinleyelim Erdoğan ne yapacakmış!

Peki, HDP’nin Aamacı Nedir?

Yazımızın en başında, Popülerleştirme kavramından bahsettik, eğer CIA, bir kavramı ya da hareketi güçlendirmek istiyor ise onu popülerleştirmek için karşısına aşılması kolay engeller ya da söz konusu kavram-kişi eksenine halkı itecek etkenler kullanır, örneğin, Erdoğan’ın söz olsun diye ceza-evine girişi bir popülerleştirmedir. Gelin, o parti, bu parti demeden düşünelim, siz HDP olsanız ve gerçekten “Hayır” sonucu çıkmasını istiyor olsanız, hangi açıklamayı yaparsınız?

Eğer, HDP evet der ise, MHP evet diyemez ve MHP tabanı bu duruma zar zor ikna bile edilememişken tamamen hayır der, eğer HDP evet der ise, AKP seçmeni dahi hayır diyecektir, bu yüzden de 7 yıl süren Çözüm Süreci denen ihanet süreci boyunca hesaplanan bütün “Eyalet Sistemi” “Öcalan Maddeleri” “İmralı Tutanakları” “Dolmabahçe Mutabakatı” boşa gidecektir. Yazımızın ana resminde dikkat ederseniz, 2010 Referandumu sonuçları bulunmaktadır ki bu referandumdan sorumlu olan bugünkü Cumhurbaşkanı “Yargıyı denetleyen mekanizmayı bozmak ile hata ettik.” diyerek halkı anti-demokratik oylamalarda birbirine kışkırttığını ve ülkenin dizgesini bozarak, FETÖ üyelerine devleti açtığını da itiraf etmiştir.

HDP 2010'da da Hayır gösterip evet dedi!
HDP 2010’da da Hayır gösterip evet dedi!

HDP’nin ezici çoğunluğu bulunduğu her nokta, 2010 Referandumuna “Hayır” oyu ile girerken “Evet” oyu kullandı, böylece parti kapatmak imkansızlaştı, çözüm süreci güvence altına alındı, şimdi yapılan da aynıdır.

Bakınız;

“CHP, Hayır diyerek, 100 yıllık stotükoyu koruyor.”
Ahmet Yıldırım
HDP Milletvekili

“Kürtlere, statü verilsin, başkanlığı destekleyelim.”
Kadri Yıldırım
HDP Milletvekili

“HDPliler,  MHPlilerin onayı için tutuklanıyor, biz yeni sisteme karşı değiliz.”
Altan Tan
HDP Milletvekili

Son Olarak!
Öcalan’ın yayınladığı eyalet haritalarını ne çabuk unuttunuz?

 

HDP, yıllardır AKP ile aynı yolda yürüyen partidir, hiç bir şekilde HDP’lilerin Erdoğan’ı Batıya şikayet etmeyişinin nedeni de budur, ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abromowitz’in seçerek ABD’ye götürüp eğittiği Erdoğan, Amerikan çıkarları için gerekenleri yapmaktadır, 15 Temmuz sonrası Cumhurbaşkanı Başdanışmanı yapılan Adnan Tanrıverdi, yeni anayasa ile yapılacakları şu şekilde özetlemektedir, bu konuşması Doğudaki köyler, kasabalar ve şehir merkezleri dışında yerlerde halka anlatılmamaktadır, böylece herkes her açıklamayı kendi açısından olması gerektiği kadar dinleyerek, olması gerektiği kadar bilmekte, ülkemizde giderek artan putperestlik hastalığına yakalanan siyasi kör kitleler de “HDP evet diyoooooor.” diye bağırarak, HDP, Allah var dese yok diyecek siyasi körlüklerini belli edercesine propagandasını yapmaktadır.

Buyurun  Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi ile tanışın “Kürdistan kurulsun”

Politik Deli
31 Ocak 2017

2 yorum

  1. 2010 Referandumunda BDP’nin evet dediği konusunda yanılıyorsunuz. BDP seçmeninin seçimi boykot etmeye davet etmiş ve sonucunda BDP seçmenin çoğu sandığı gitmemiştir. Böylece Kürtlerin yoğunlukta olduğu illerden evet oyu çıkmıştır. Ayrıntılı bilgiyi 2010 Referandumuna doğu illerinden katılım oranını araştırarak bulabilirsiniz.

    • Haklısınız ancak “Seni Başkan Yaptırmayacağız” sloganlarına hazırlandıkları süreçte, oy kapıları için yapmaları gerekeni yaptılar, iki seçenek var, kendi seçmenini hayıra yönlendirmemeleri bölgelerinden eveti çıkarttı, boykot burada açıkça evet sonucuna hizmet etti, diğer bir konu ise 2010 Referandumu ile parti kapatmak zorlaştı, partisi 6 kez kapatılmış Kürt Siyasal Hareketinin de parti kapatmayı zorlaştıran bir referandum için hayır demesi ya da hayıra hizmet etmesi beklenemez.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*