Erdoğan ve Yahudi Lobisi Aşkı; Elizabeth Shelton, Eşref Bitlis ve Erdoğan

Elizabeth Shelton...
Elizabeth Shelton...

Elizabeth Shelton Kimdir?

Diğer isimlere nazaran en önemli isimlerin başında gelir dersek yalan olmaz, kadın olduğu için diplomatik kariyeri hep tehlikedeydi, belki de bu yüzden en hırslılarıydı. Evli kadınların yurt dışı görevi yapması yasaktı ve 13 yaşında diplomat olma kararı alan Shelton için tüm bunlar çok kısıtlayıcı idi, söz konusu yasak 1980 başlarında kalkınca tüm hırsıyla dünyaya saldıran bir diplomat edası ile göreve başladı, ne yazık ki görev yaptığı üç ülkeden birisi Türkiye. Shelton, öyle ayrıntılı bir konunun ortasında duruyor ki, Eşref Bitlis suikasti denilince akla ilk gelen kişi oluyor, Tansu Çiller’in yakın arkadaşı ve aynı zamanda da çektiği şüpheler nedeniyle Tansu Çiller’in CIA Ajanı olduğunun ispatlanmasının da önünü açıyor. TSK içerisinde, daha önce de dediğimiz gibi “vatanseverler ve vatan hainleri” bir arada bulunuyordu, tıpkı diğer kurumların da tamamında olduğu gibi. Genelkurmay Başkanlığı Başsavcılığı Çiller’e CIA Ajanı olmaktan suç duyurusunda bulunmaya dahi hazırlanmıştı, Prof. Gönesoy, Çiller’in er ya da geç Başbakan olacağını ona Shelton’ın söylediğini aktarıyordu, Shelton ile yalı komşusuydu, Shelton aynı zamanda Adana’da İncirlik Üssü ve JUMSAT yani ABD’nin ev sahibi ülke hakkında bilgi toplama merkezi ile Pentagon arasındaki iletişimi İskenderun’daki ABD 6. Filosu aracılığı ile sağlıyordu. Bu iletişim ağını ele geçiren kişi Eşref Bitlis oldu ve “Savaşa Bayrak 90” isimli bir planı elde etti, plana göre K. Irak’taki Aşiretlerin Saddamla yaptığı barış görüşmeleri iptal edilecekti, Kürdistan için gerekli adımlar atılacaktı, Shelton’ın şoför ve koruması Hasan da bir K. Iraklı Kürt’tü, eğitimini ABD’de almıştı, bazıları sevgilisi olduğunu da yazıyordu. PKK’nın tutuklularını ziyaret eden Shelton, “Başkan Clinton’ı mücadeleniz için ikna edeceğim.” sözleri de basına resmi şekilde yansımıştı. Eşref Bitlis, 1991 körfez savaşında ABD’nin Türkiye’yi kullanma planlarını öğrenen kişiydi, 90-1002  numaralı gizli planı saptayarak Özal’a bildirmişti, buna Doğan Güreş karşı çıkmıştı çünkü ona göre plan saçmalıktı, belki de bahsettiğimiz vatansever-vatan haini ayrımı söz konusuydu, bilemiyoruz. Planı Özal’a bildirince, Özal da boş durmadı planı kendisini besleyen efendisi olan Bush ve Savunma Bakanı Cheeney’e bildirdi, daha o zamanlardan Central Command Komutanı Schwarzkopf Bitlis’e takmıştı, Bush şaşkın ve sinirliydi, Cheeney de Özal’ı arayarak tebrik etti, olaylar gene basına yansıyordu ancak Türkiye’de bir kamuou yoktu, herkes siyasi partilerin farksızlığı arasında anlamsız öfkeler ve takımlaşmalar ile bölünmüştü.

Fetullahçı Eymür, bu konuda fazla kızgın, nedenini biliyorsunuz.
Fetullahçı Eymür, bu konuda fazla kızgın, nedenini biliyorsunuz.

Eşref Bitlis daha sonra Özal’a Org. Güreş‘in Çekiç Güç ile çalıştığını bildiren bir mektup yazdı, bundan önce de Güreş, Bitlis’i Özal’a şikayet ediyordu, Eşref Bitlis şüphesiz vatanseverliği ile neyin peşindeydi, Özal’ı tanımıyor muydu gibi gereksiz soruları sormuyoruz, basına yansıttığı olaylarla halka bir şeyleri gösteriyordu, biz dahi bu mektuplarla kimin ne olduğunu bugün öğrenmiyor muyuz?

Son olarak Shelton’ın nasıl kirli birisi olduğunu açıklamak adına çok geniş konulara çok bodozlama girdiğimizin farkındayız, daha sonra ayrıntılara gireceğiz ancak şu da söylenmeli.

18 Mart 1970 günü FM 30-31’E EK: B. Kararlılık Operasyonları, İstihbarat-Ajanlar isimli yönerge yürürlüğe girdi. Savunma Bakanı W.C Westmoreland ve ABD Karakuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Kenneth C. Wickham imzaları ile yürürlüğe giren yönerge dünyada Başkanlıkla yönetilen 40 fakir ülkenin nedeni ve Eşref Bitlis gibilerin de katiliydi.

Yönerge ilk olarak Ankara’daki Barış gazetesi tarafından duyurulmuştu, ardından da Emekli Kurmay Yarbay Talat Turhan’ın Doruk Operasyonu isimli kitabında çevrilmişti. Talat Turhan, Covert Dergisinin 1979 yılının 2. sayısında yayımlanan metni şöyle tercüme etmişti.

“Pentagon Yönergesine Göre, TSK ve her türlü Türk kurumu, yetkilisi ABD’nin tehditleri ile karşı karşıyaydı, hayatından edilmesinde de ne hükümetçe ne de NATO’ya göre bir sakınca yoktu.

FM 30-31 B, Ev Sahibi Ülke, ev sahibi ülkenin tüm ögelerini hedef ve tehdit olarak değerlendirir. Ev sahibi ülke ve örgütleri şu şekilde tanımlanır;

1- İç güvenlik örütleri
2- Silahlı kuvvetler
3- Ulusal ve yerel yayın, yönetim örgütleri, polis gücü, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim organları, propaganda örgütleri

Bir dönem, ABD, bu yönergeye ek getirmiş ve “Devlet Önderlerinin Öldürülmesine” engel olmak istemiştir ancak bu senatodaki iyi niyet gösterisinden ibarettir, özellikle de Carter-Clinton dönemlerinde bu iyi niyetlerin yerinde yeller esmektedir, her şey eski usullere göre ilerlemiştir.

Yönergenin ABD Ordu İstihbarat Harekatı kısmının 6. bölümünde şu cümleler vardır.

ABD Ordu istihbaratı herhangi bir güvenlik zaafiyetini somut olarak ortaya çıkaran hedeflerin ısrarcı olması durumunda kendisi için gerekli önlemleri alabilecek durumda olmalıdır. Bu tip hedeflerin elenmesi ile söz konusu kişiler ya da gruplar üstünde gerekli baskı oluşturulmalıdır, son olarak da EÜ (Ev Sahibi Ülke) Başkanları ve hükümet görevlileri arasında da baskı oluşturmak hedefler arasındadır.

ABD Konsolosluğu sıradan bir konsolosluk değildir.
ABD Konsolosluğu sıradan bir konsolosluk değildir.

Harekat ancak EÜ örgütlerinin ABD çıkarlarının önüne geçecek duruma geldiğinde gündeme gelebilir, hükümet yetkililerini de kapsayabilecek olan bu harekatlar resmi olabileceği gibi gayr-i resmi de olabilir.
Resmi önlemlerin hiç birisi bu belgede tartışılan durumlarda gündeme gelmez, gayr-i resmi durumlar ise tamamen harekat sahibi komutanlık, takım ve ABD örgütlerinin ortak sorumluluğu altındadır.

Şili Genelkurmay Başkanı Rene Scheneider böylece öldürülüyordu, TRUCK II Operasyonu ile solcular terör estiriyor ve karşılığında da darbe resmi hale geliyordu, General Pinochet yönetime ABD desteği ile Şili’de el koyuyordu, siyasetçilerin bir kısmının eli kolu bağlı kalıyordu, gerisi zaten haindi.

Eduardo Galeano da aynı şekilde ABD Emperyalizminin düşmanı olan tarihçi öldürülüyordu. Rüzgarın Yüzyılı isimli kitabında Eşref Bitlis gibi öldürülen isimleri açıklamasının bedelini ödemişti.

-Mayıs sonu uçak düşüyor, Ekvator Başkanı Jaime Raldos ölüyordu.
-Doktorlar otopsi yapamıyordu.
-Traktörler her yeri düzlüyordu.
-Talihsizlik deniliyordu.
-İki ay sonra bir uçak daha düşüyordu, Panama Kanalını hayatta tutan Omar Torrijos ölüyordu.
-Ardından Peru’da bir helekopter düşüyordu, General Rafael Hoyos Rubio ölüyordu, Rockefeller’a ait Standart Oil şirketinin düşmanı bir Milliyetçiydi.
-Hepsi de talihsizlikti.

Türkiye’de yaşanan Eşref Bitlis suikastinin arkasında ise Binbaşı Ersever vardı, kendisini operasyonlar yüzünden seven bir kesim Milliyetçi aslında vatanseverlik ile vatan  hainliğinin birbirine hep paralel ve yakın gittiğinin hiç farkında olamamıştır, böylece CIA her zaman bazen şantaj bazen adam kayırma-yerleştirme ile Milliyetçileri yönlendirmenin ve ev sahibi ülkeyi ev sahibi ülkeye kırdırmanın yollarını bulmuştu. Tansu Çiller de Shelton ile cinayetin içerisindeydi, Ersever’i de öldüren Çatlı için şerefli demesinin nedeni buydu, kendisi bütün bu rezaletlerin ardından CIA Ajanı olmakla suçlanması yüzünden istifa etmek zorunda kaldı, Shelton ise görevden alınmasına aylar varken Çiller ile aynı dönemde ortadan kayboldu, ülkesinde Savaş Akademisinde öğretmenlik yaptı.

Elizabeth Shelton...
Elizabeth Shelton…

Pek çok bilgi ve ayrıntıyı atladığımız Eşref Bitlis-Shelton-Çiller-Çatlı-Ersever konusuna sonra değineceğiz.

Tüm bu operasyonları yöneten Özel Harp Dairesi ve benzeri küresel kuruluşlar ise NATO kapsamında Lord Corrignton tarafından kurulmuştur. 21 Nisan 1986, News Week isimli gazetede itiraf etmiştir, Avrupada Nazi artıklarını, Türkiye’de ise Nazi işbirlikçilerini SSCB karşıtlığı için kullandıklarını söyler, kendisi Özel Harp Dairesinin de kurucusudur, Bitlis-Kıvrıkoğlu gibi Ulusal kahramanların savaştığı Özel Harp Dairesinin… Elizabeth Shelton’ı şu yüzden anlattık, Shelton, Erdoğan ile sık sık görüşen isimlerdendi, kendisini ziyaret ederken, Gül de Sir David Logan ile görüşüyordu, buradaki görüşmelerin temasını anlamanız hiç zor değildir çünkü işin sonunda Eşref Bitlis’i öldüren Shelton’ın güven oyu verdiği Erdoğan’lar, TSK’nın elini kolunu bağlayarak Türkiye’yi bölmeye ramak kalan konumlara getiriyordu.

Yazımız şimdiden yeteri uzunluğu yaratacak sözcüğü geçmiş bulunmaktadır, bu yüzden Fetullah Gülen, Recep Tayyip Erdoğan, Abdülhalim Arvasi, Bülent Arınç gibi isimleri sonraya bırakıyoruz, hayatımızı riske attığımızın da yukarıdaki isimlerden ötürü farkındasınızdır.

Sağlıcakla kalın.
Politik Deli
17 Şubat 2017

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*