Çin’in Hiç Anlatılmamış Türk Tarihi

Çin'deki Türk İsyanı
Çin'deki Türk İsyanı

Öncelikle başlığın kapsamında olan konu inanılmaz derecede geniş, kanıtları kesin ve bilim dünyasında yaygın olmasına rağmen Türkiye’de popüler hale gelememiş bir konudur. Bu yüzden duyacaklarınız size çok şaşırtıcı gelebileceği gibi bu söz konusu geniş konuyu sadece bir kerede ele almak zordur.

Çin’in Türk  Tarihine olan etkisi, katkısı ve içinde oluşu dünyanın en büyük sinologlarından birisi olan Eberhard tarafından şaibeli cümlelerle dahi kabul edilmek zorunda kalınmıştır. Türkler için Çin’in adı aslında Çin dahi değildir. Han Hanedanının, M.Ö 3. YY’da bu bölgeye verdiği isim budur ve Çin’de Mandarinler, Baifarenler, Nanfarenler gibi pek çok farklı ulus yaşamaktadır, bizim bugün  Çinli diye çağırdıklarımız kendisini Han Hanedanının kültürel mirasını sahiplenenler olarak gördüğü Han Ulusudur ve Çin’de, Mao’nun büyük katliamlarla yoğrulmuş kültür devrimi sonrası en büyük kültürel gruptur. Türklere göre Çin, aslında Çin değil kendi anavatanlarıdır çünkü o dönemde Çinliler daha da güneyde yaşamaktadır, Türkler ise bu bozkırlardan faydalanırken daha güneye akınlar düzenlemektedir, Çin Seddinin bugün Çin’in iç bölgelerinde kalması ve Türk Piramitlerinin de iç bölgelerde kalması bu yüzdendir, Göktürk yazıtlarının bugün Moğolistan’da olması da aynı nedendir, Türklerin sistemli bir şekilde Batıya göç gerçekleştirmiş olmaları ile Çinliler bu bölgeleri ele geçirmiştir.

Henan Müzesindeki, “Muhteşem Hun Ordusu” isimli tablodur.

Bu dönemde Kaşgari’nin Divan-ı Lügatit Türk‘ünde belirttiğine göre Çin üç parçaya ayrılır, ilk parçasının adı Tavgaç ya da Tobgaç yani Toba’dır, Çinlilerin deyimi ile Tou-ba, diğeri Xitay ya da Kitay’dır, son parçası ise Barxan’dır, bunlar Yukarı Çin, Aşağı Çin ve Orta Çin gibi anlamlarda kullanılır, Kaşgari dönemin yabancısı olmadığı ve hala Türkler için bugünkü Çin Anavatan olduğu için Toba Yurdundan övgü ile bahseder, Toba Türkleri daha sonra 17. yy’da da Çin’i bir kez daha fethederek kendi ana yurtlarına geri dönecektir. Hunların, Çinlilerin verdiği isimler ile Xionghu’ların Güney kolu Konfederasyondan ayrılarak Sien-Pi adını aldı ve Tuyuhun olarak bildiğimiz bir başka Konfedarasyon kurdu, Güney Batı Çin’de bulunan bu bölgenin hemen ilerisinde de Künhas’ın Ak Hunları vardı, Hunların derin etkileri kendisini göstermeyi sürdürüyordu, Çinliler her ne kadar Bozkır toplumlarını kontrol etmek istese de durum pek içiçi gelmiyordu çünkü hem kendi içlerinde savaşıyorlardı hem de Türklerin kalabalık nüfusları ile Çinlilerin barışçıl kültürleri durumu zorlaştırıyordu.

5 Barbar Hanedanlık ve 16 Krallık Türklerdir

Bu döneme Çin  Tarihinde 5 Barbar Hanedanlık ve 16 Krallık denmektedir. Türklerin Çin tarihine olan en büyük etkisi ve Çin coğrafyasındaki varlıklarının en derin hissedildiği dönemdir. 4 yy’da Türkler “Yeşil Başlıklılar” isimli bir isyanla Kuzey Çin’i yağmalamaya başlarlar ve bölgeyi ele geçirmeyi sürdürürler, Çinliler bu insanları Wu-Hu‘lar olarak çağırır yani Han Olmayanlar. Kendi topraklarında yeniden hakim olan Türkler, Kuzeyde, Wei Devletini kurarlar, Wei Devleti ya da Vey Hanedanlığı, pek çok Çin Devletini yıkar, Wu Hu isyanı sırasında, Batıda Jinq Hanedanlığı çöler, Bütün Tobgaç Boylarını birleştiren Wei İmparatoru  Tai-Wu, Kansu Hun devleti ile beraber 39 şehir devletini yıkarak Kuzey Çin’i yani Türklerin deyimi ile Tobgaç’ı birleştirdi. Çinliler için bu dönemin neden bu kadar önemli olduğunu anlamışsınızdır, İngilizler için Viking istilası ne ise, Çin için de Güney Çin’den Kuzey Çin’e kadar her yere yayılan Türkler de  o idi, kendi ülkelerini eskiden dışarıya karşı savunabilmekte idiler, setler örüyorlardı şimdi ise Toba’lar setlerin ardında onların içindeydi ve üstüne üstlük Bozkırdaki Konar-Göçer Türk toplulukları bu işe hiç karışmamıştı bile, sadece yerleşik düzendeki ve Çin içlerinde yaşayan Türkler onları ele geçirebiliyordu, Wei İmparatorluğu’nu bir başka İmparatorluk olan Shu İmparatorluğu da 5 Barbar Hanedanın eseri olarak takip ediyordu, bir süre sonra Türklerin hanedanlıkları o kadar güçlendi ki tüm Çin’de, Göktürklerin İşbara Kağanından gelen Şa’to Türklerine ve devamına kadar Çin’de hep Türkler egemen oldu, artık Çinlilerle Türkler değil, Türklerle Türkler bölge hakimiyeti için mücadele ediyordu, Çinliler bu tarihleri öyle detaylı yazıyordu ki Tai-Wu, İpek yolunu ve  Güney Çin denetimini aldığında, Çin askerlerinden “Zayıf böcekler” kendi askerlerinden ise “Börüler” yani kurtlar olarak bahsediyordu.

Göktürk yazıtlarında, Tabgaç, Coğrafya adı olarak geçiyordu.

Tai-Wu, Sien-Pi,  Şa’to, Shu, Xionghu, Tao-ba hepsi Çince isimler olduğu  ve Çinlilerin de bu durumu kendilerine yediremeyişi ile “halklarının çoğu Çinli idi” diyerek bazen sahiplenmeye bazen ise “Barbar” dedikleri için Türkiye Türkleri tarafından her zaman Çinli zannedilmişlerdi halbu ki Mete’nin adı dahi  Mo-Tun idi, ondan sonraki Hun Hükümdarının adı ise Lao-Sang idi, bu kişiler özünde Türktür ancak yazılı kaynakları Çinliler geçirdiği ve dil farklılığı ile de ne yazık ki onları bu isimlerle anmak zorunda kalıyoruz.

Tobaların Dilindeki Türkçe Sözcükler Nelerdi?

Tou-ba’ların dilinde, tespit edilen bitegçin (bitikçi, kâtip), kapukçın (kapıcı,hacip?), atlaçın (atlı, süvari), korakçın (koruyucu,muhafız alayı), aşçın (aşçı), törü (yasa, töre), il (devlet) gibi sözcükler mevcuttu, aynı zamanda Tai-Wu Türk yaşayış biçimine uygun olmayan Budizmi 438 yılında yasaklamış ve Budist propagandayı tapınakların dışına taşırmamıştı. Bundan sonrasında çok uzun bir süre ta ki İngiliz Emperyalizmi bölgeye ulaşana kadar, Çin’i, Avrasya Bozkıarlarını, Mısır’ı, Hindistan’ı, Balkanları,  İran’ı farklı dinlerden ve farklı kollardan Türk  Hanedanlıkları yönetecekti, bizim yapmamız gereken ise bu dağınık  tarihi derlemek, zaten var olan kanıtları sınıflandırmaktır.

Eberhard bir sözünde,  “%60’ı Türk, %35’i Moğol; %2 Tunguz ve bir Hint-Avrupalı kabile oluşuyorlardı.” diyerek Tobaları özetliyordu ancak Eberhard her zaman Türkleri, çeşitli kültürel gruplara bölen kavramlara sahip birisi olarak burada bile gerçeği yeteri kadar yansıtmıyordu.

Ok yağdıran ordularıyla Türkler…

Orhun Yazıtlarında, Bilge Tonyukuk “”Bilge Tonyukuk ben özüm tabgaç iliñe kılındım türk bodun tabgaçka körür erdi.” demekteydi, Özüm Tobgaç denmektedir ve Çinli manasında da Türklerin, Tobgaçlara ait olduğu anlatılmaktadır, burada da neden bir süre sonra “Türklerle Türkler” savaşmakta idi dediğimizi anlamışsınızdır, Kara Kitaylılar ile Xitay-Kitay sözünün benzerliği, Karahanlıların kullandığı Tafgaç-Tabgaç unvanının aslında Tabgaç yani Tou-ba’dan geldiği ve Sibir Boyları içindeki Tou-ba’ların Çinlilerin bu bölgeye gelen Türklere verdiği genel bir isim olduğu gibi asla tek makaleye gelişigüzel sığdırılamayacak bir konudan bahsetmeyi denedik bugün, konuştuğumuz konu hiç bahsedilmeyen derin bir konudur, en azından artık Çinlilerin, 5 Barbar Hanedan, 16 Krallık filmlerini izlerken, kimleri izlediğinizi daha keskin görebilirsiniz.

Teşekkürler.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*