Bulgaristan’da Bir Garip Turan Partisi Varmış!

Kubrat Kağan ve Oğulları
Kubrat Kağan ve Oğulları
Aslında biraz tarih okuyan ve bu okumaları da tarafsız kaynaklardan, kanıtlarıyla elde eden herkes, Bulgarların Türk olduğunu biliyor ancak Avrupa Merkezli tarih anlayışının nefret ettiği yegane şeylerden birisi, karşısında bütün dünyaya yayılmış ve sayısız devlet kurmuş bir Türk Uygarlığı bulmaktır, ikinci nefret ettiği şey ise kendisinin çıkardığı savaşlar ve sömürgeci faaliyetlerinin, geçmiş dönemlerdeki barbarlarla ilişkilendirilmesidir. Bu yüzden de bu ikisine engel olabilmek adına 1930’larda Atatürk’ün tarih tezlerine gülerler, Türk tarihi diye bir şey yoktur derlerdi, Bozkırda dolaşan göçebeler olarak aşağıladıkları insanların bilimsel verileri ortaya çıkınca da kendilerini büyük bir hevesle bu milletin tarihini yazarken buldular ancak temel amaçları Türk Uygarlığına ait olan Babürler gibi devletlere Mugal diyerek Hintleştirmek, Avarları Moğollaştırmak, Eyyübileri ise Araplaştırarak tarihimizi paylaştırmaktı. Neyseki Avrupa’da yetişmiş dahi olsa pek çok Alman ve Macar Türkolog günümüzde, Hunların ve İskitlerin Türk olduğunu, filolojiyi kullanarak kanıtlamakta ve bunu dillendirerek de geleneksel Avrupa merkeziyetçi anlayışı bilime ihanet etmeyerek yıkmakta. Türklerin bir Boyu olan Bulgarlar hakkında söylenebilecek çok şey var ancak bu yazımızda, Avarlardan dahi bölgeye önce gelen Bulgar Türklerinden, Kubrat Kağan’dan onun oğullarından, Türkçe konuşan Çarlardan, Bizans’ı yenerek kendilerine bir Krallık kurmuş Bozkırın Çocuklarından bahsetmeyeceğiz. Onun yerine günümüzde tarihini yeniden keşfeden ve AB’nin talepleriyle yazılmış Türk düşmanı bir tarih yerine, dinlere dayalı ayrımcılığı bırakarak, Ulusları Ulus yapan, tarihleri, dilleri ve kültürel bağlarına bakarak Turancı bir tarih yazan Prof. Dr. Stoyan Dinkow’dan bahsedeceğiz. OSMANLI BULGARLARI YOK OLMAKTAN KURTARDI Dinkow, Bulgaristan Resmi Tarihindeki gibi, Osmanlı döneminin, kölelik dönemi olarak adlandırılmasına karşı çıkıyor, Osmanlı İmparatorluğu olmasa idi Bulgarların, yok edileceğini ya da parçalanacağını, birbirine yabancılaşacağını ancak Osmanlı sayesinde dillerini ve varlıklarını koruduklarını söylüyor, hiç bir ulusun Osmanlı himayesinde de devşirilip eritilmediğini aktarıyor, buna da kölelik denmez diyor ancak ortada gene de apaçık bir işgal ve boyunduruk olduğunu da kabul etmek gerekir, belki Britanya ya da Fransa İmparatorlukları gibi acımasız ve kültürel yıkıma kadar giden bir sömürgecilik olmasa da ağır vergiler Hristiyan oldukları için Bulgarlara yüklenmişti ve pek çok dönemde renkli kıyafetler giyememe, Kilise çanlarını çalamama, ata binememe, silah taşıyamama gibi adaletsizliklere maruz kaldılar ancak unutulmamalıdır ki bunlar bu dönemlere göre normal şeylerdir, bizim asıl söylemeye çalıştığımız, ortada işgal yokmuş gibi davranmak da doğru değil, yaşananları bir soykırım gibi abartmak da, en kötüsü ise din farklılığının önem arz ettiği bu dönemlere bakarak, Bulgarların bugün Türk nefretiyle, kendi kökenlerini inkar etmesidir. SSCB Döneminde, Türkleri asimile ederek slavlaştıran Bulgarların, bugün kendi tarihçilerinin ağızlarından Türk olduklarını duymasının nasıl bir şok yarattığını tahmin edebilirsiniz. TÜRK OLDUĞUMUZU İNKAR ETMEYE GEREK YOK Stoyan Dinkow devam ediyor ve Çarların Türkçe konuştuğunu aktarıyor, Avarlarnı bir parçası olan Bulgarlardan, Bizans’ın İskitler diye bahsettiğini ve Avarlara da Batı Türk Prensliği dendiğini aktarıyor, bu dönemdeki Doğu Türk Prensliği ise Hazarlardır. Bulgarların içindeki çeşitli Türk unsurlarını ve bu unsurların nasıl zamanla Slavlaştığını ekleyerek de Slav Emperyalizminden, Panslavizmden kurtularak, kendi dillerini ve kökenlerini geri kazanmanın gerekliliğini ekliyor. Kendisi Macaristan’daki TURANCI Parti ile iç içe olmakla birlikte, Bulgaristan Yeşiller Partisinin de Siyasi Önderi. Stoyan Dinkow’a bir soru soruluyor. Bulgarların Türk olduğuna dair teorileriniz eleştiriliyor deniliyor ve savunması soruluyor. O ise basitçe aşağıdaki cümleleri kuruyor. ” Bu bir teori değil, gerçek, varsayımlardan bahsetmiyoruz, Bulgarlar, Türktür, neden Nagi Sent Mikloş hazinesinden bahsetmiyoruz, onun üzerinde dahi Türklüğün izlerini görüyorsunuz, Bulgar Çarları uzun süre Kağan Unvanını kullandılar, Hanedanlarımız Kuman yani Kıpçak Hanedanlarıydı, Hanlar Belgesinde bile soyumuz Hunlara dayanıyor, bazıları da uydurarak güya bu hazinenin üstündeki işaretler, Farsları işaret ediyormuş, üstünde güneş varmış, bu bir yalandır, üstünde apaçık şekilde hilal ve yıldız var, Türklerde bu iki gök şekli kutsaldır ve İslam ile ilgili değildir, bu simgeler Osmanlıda da vardır, Türkler, Müslüman olunca bu simgeler İslamın simgeleri haline gelmiştir.” Sözü size bırakıyoruz. Önce Macaristan’ın %21’i Turancı oldu, belki şimdi de sıra Bulgaristan’dadır.
Kubrat Kağan ve Osmanlının IYI olarak bilenen, Türk Mitolojik Ongusu.

 

Aslında biraz tarih okuyan ve bu okumaları da tarafsız kaynaklardan, kanıtlarıyla elde eden herkes, Bulgarların Türk olduğunu biliyor ancak Avrupa Merkezli tarih anlayışının nefret ettiği yegane şeylerden birisi, karşısında bütün dünyaya yayılmış ve sayısız devlet kurmuş bir Türk Uygarlığı bulmaktır, ikinci nefret ettiği şey ise kendisinin çıkardığı savaşlar ve sömürgeci faaliyetlerinin, geçmiş dönemlerdeki barbarlarla ilişkilendirilmesidir.

Bu yüzden de bu ikisine engel olabilmek adına 1930’larda Atatürk’ün tarih tezlerine gülerler, Türk tarihi diye bir şey yoktur derlerdi, Bozkırda dolaşan göçebeler olarak aşağıladıkları insanların bilimsel verileri ortaya çıkınca da kendilerini büyük bir hevesle bu milletin tarihini yazarken buldular ancak temel amaçları Türk Uygarlığına ait olan Babürler gibi devletlere Mugal diyerek Hintleştirmek, Avarları Moğollaştırmak, Eyyübileri ise Araplaştırarak tarihimizi paylaştırmaktı.

Neyseki Avrupa’da yetişmiş dahi olsa pek çok Alman ve Macar Türkolog günümüzde, Hunların ve İskitlerin Türk olduğunu, filolojiyi kullanarak kanıtlamakta ve bunu dillendirerek de geleneksel Avrupa merkeziyetçi anlayışı bilime ihanet etmeyerek yıkmakta.

Türklerin bir Boyu olan Bulgarlar hakkında söylenebilecek çok şey var ancak bu yazımızda, Avarlardan dahi bölgeye önce gelen Bulgar Türklerinden, Kubrat Kağan’dan onun oğullarından, Türkçe konuşan Çarlardan, Bizans’ı yenerek kendilerine bir Krallık kurmuş Bozkırın Çocuklarından bahsetmeyeceğiz.

Onun yerine günümüzde tarihini yeniden keşfeden ve AB’nin talepleriyle yazılmış Türk düşmanı bir tarih yerine, dinlere dayalı ayrımcılığı bırakarak, Ulusları Ulus yapan, tarihleri, dilleri ve kültürel bağlarına bakarak Turancı bir tarih yazan Prof. Dr. Stoyan Dinkow’dan bahsedeceğiz.

OSMANLI BULGARLARI YOK OLMAKTAN KURTARDI

Dinkow, Bulgaristan Resmi Tarihindeki gibi, Osmanlı döneminin, kölelik dönemi olarak adlandırılmasına karşı çıkıyor, Osmanlı İmparatorluğu olmasa idi Bulgarların, yok edileceğini ya da parçalanacağını, birbirine yabancılaşacağını ancak Osmanlı sayesinde dillerini ve varlıklarını koruduklarını söylüyor, hiç bir ulusun Osmanlı himayesinde de devşirilip eritilmediğini aktarıyor, buna da kölelik denmez diyor ancak ortada gene de apaçık bir işgal ve boyunduruk olduğunu da kabul etmek gerekir, belki Britanya ya da Fransa İmparatorlukları gibi acımasız ve kültürel yıkıma kadar giden bir sömürgecilik olmasa da ağır vergiler Hristiyan oldukları için Bulgarlara yüklenmişti ve pek çok dönemde renkli kıyafetler giyememe, Kilise çanlarını çalamama, ata binememe, silah taşıyamama gibi adaletsizliklere maruz kaldılar ancak unutulmamalıdır ki bunlar bu dönemlere göre normal şeylerdir, bizim asıl söylemeye çalıştığımız, ortada işgal yokmuş gibi davranmak da doğru değil, yaşananları bir soykırım gibi abartmak da, en kötüsü ise din farklılığının önem arz ettiği bu dönemlere bakarak, Bulgarların bugün Türk nefretiyle, kendi kökenlerini inkar etmesidir. SSCB Döneminde, Türkleri asimile ederek slavlaştıran Bulgarların, bugün kendi tarihçilerinin ağızlarından Türk olduklarını duymasının nasıl bir şok yarattığını tahmin edebilirsiniz.

TÜRK OLDUĞUMUZU İNKAR ETMEYE GEREK YOK

Stoyan Dinkow devam ediyor ve Çarların Türkçe konuştuğunu aktarıyor, Avarlarnı bir parçası olan Bulgarlardan, Bizans’ın İskitler diye bahsettiğini ve Avarlara da Batı Türk Prensliği dendiğini aktarıyor, bu dönemdeki Doğu Türk Prensliği ise Hazarlardır. Bulgarların içindeki çeşitli Türk unsurlarını ve bu unsurların nasıl zamanla Slavlaştığını ekleyerek de Slav Emperyalizminden, Panslavizmden kurtularak, kendi dillerini ve kökenlerini geri kazanmanın gerekliliğini ekliyor. Kendisi Macaristan’daki TURANCI Parti ile iç içe olmakla birlikte, Bulgaristan Yeşiller Partisinin de Siyasi Önderi.

Stoyan Dinkow’a bir soru soruluyor. Bulgarların Türk olduğuna dair teorileriniz eleştiriliyor deniliyor ve savunması soruluyor.

O ise basitçe aşağıdaki cümleleri kuruyor.

” Bu bir teori değil, gerçek, varsayımlardan bahsetmiyoruz, Bulgarlar, Türktür, neden Nagi Sent Mikloş hazinesinden bahsetmiyoruz, onun üzerinde dahi Türklüğün izlerini görüyorsunuz, Bulgar Çarları uzun süre Kağan Unvanını kullandılar, Hanedanlarımız Kuman yani Kıpçak Hanedanlarıydı, Hanlar Belgesinde bile soyumuz Hunlara dayanıyor, bazıları da uydurarak güya bu hazinenin üstündeki işaretler, Farsları işaret ediyormuş, üstünde güneş varmış, bu bir yalandır, üstünde apaçık şekilde hilal ve yıldız var, Türklerde bu iki gök şekli kutsaldır ve İslam ile ilgili değildir, bu simgeler Osmanlıda da vardır, Türkler, Müslüman olunca bu simgeler İslamın simgeleri haline gelmiştir.”

Sözü size bırakıyoruz.

Önce Macaristan’ın %21’i Turancı oldu, belki şimdi de sıra Bulgaristan’dadır.

Kubrat Kağan’ın IYI Ongulu Ünlü Yüzüğü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*