Azerbaycan Nasıl Parçalandı? 21 Azer Harekatı Nedir?

Azerbaycan
Azerbaycan

Azerbaycan için 21 Azer Harekatı ve 12 Aralık tarihi ayrı bir öneme sahiptir. Ne yazık ki Türkiye sırtını doğuya ve kardeşlerine döndükten sonra Azerbaycan’da olup bitenlerden bihaberdir. 21 Azer, İran takviminde, 12 Aralık’a denk gelmektedir. Azerbaycan 1. Dünya Savaşında Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Killigil ile bir süre esaretten kurtulmuş olsa da çok geçmeden Farsların İngilizler ile olan birliği ve Rusların da desteği ile Bakü Muharebesinde işler Kafkasya’nın Türkleri için pek iyi gitmemişti. Azerbaycan Cumhuriyeti çok geçmeden SSCB tarafından işgal edildi ve sınırları değiştirilmeye başlandı. Bu dönemde Mustafa Suphi, Azerbaycan’ın sınırlarını geliştirmek ve büyütmek istediği için Kemalizmin ajanı olmakla suçlanmakta idi. Turancı Sosyalistler ve “Türkiye Komünist Partisi” Türklerin Yaşadığı yerlere Türkiye dendiği için bu bağlamda Azerbaycan da Türkiye kabul edilerek Kafkasyada kurulmuştu.

Birleşik Azerbaycan Sınırları
Birleşik Azerbaycan Sınırları

 

2. Dünya Savaşı bittikten sonra Azerbaycan’ın başkenti Tebriz idi, 33 milyon varillik üretim kapasitesi, Tebriz  gölü civarındaki Pamuk üretimi ile önemli bir konumdaydı. Türklerin yaşadığı bu bölge, Şah İsmail’in doğduğu şehir Erdebil’i de içinde barındırıyordu, Akkkoyunlulardan Karakoyunlulara, Avşar  Devletlerine kadar Türklerin beşiği idi. 21 Azer Harekatı da bu dönemde Kuzey Azerbaycanı Güney Azerbaycan ile birleştirme amacı taşıyan Ulusal kurtuluş hareketinin adı idi.

 

İran’ı  Kaç Ülke İşgal Etmişti?

Bu dönemde, SSCB, Polonya’yı Nazilerle birlikte işgal etmişti, Belarusya,Polonya ve Ukrayna birleştirilerek Batıda büyük bir eyalet yaratılmıştı, 1941 yılında ise  Britanya İmparatorluğu ve SSCB birlikte İran’ı işgal etmişti, bu dönemde SSCB Güney Azerbaycan’ı aldı ve bu durum Kafkasyadaki Türklerin bir kısmı için birleşme ümidi demekti. 1942 Yılında İran, Britanya ve SSCB karşıtlığı ile  Amerikan Ordusunu ülkesine çağırdı, sonraki dönemde ünlü Tahran Konferansı yapıldı. Konferansa göre üç taraf da ordularını  İran’dan savaşın bitiminden altı ay sonra çıkaracaktı. Savaş, 1945 yılı Eylülünde Japonya’nın teslim alınması ile bitmişti ancak 1946 Mart’ına kadar Rusya ordusunu geri çekmemek için direniyordu.

Bu sırada ise Ekim 1945 tarihinde, Azerbaycan Demokrat Partisi kurulmuştu. Onun da başkanı Mir Caferi Pişaveri idi, Kasım 1945’te ise Halk Meclisi Başkanı da Hacı Mirze Şebüsteri oldu. Aralık 1945’te Seyit Cafer Pişaveri önderliğinde Azerbaycan Milli Hükümeti kurulmuş olmakta idi. Bütün bu çabalar sonucunda sonunda Azerbaycan tek parça olarak “Muhtariyetini” ilan etmişti, özerk bir yapıdaki bu muhtariyetin temel amacının fırsat bulunduğunda bağımsız olmak olduğu da  çok derin bir bakış açısı gerektirmeden anlaşılabiliyordu.

Birleşik Azerbaycan’a Sonra Ne  Oldu?

İran bu dönemde Güney Azerbaycan’a etki edemiyordu, Milli Azerbaycan Hükümeti fedai ve savaşçı grupları oluşturuyor, SSCB’den gelen silahlarla güvenliğini teşkil ediyordu, Ocak 1946’da ise Azerbaycan Muhtariyetinin resmi dili Türkçe ilan edilmişti, her şey buraya kadar güzel gidiyordu, Türkiye ile yüz km’den fazla sınırı olan bir başka Türk Cumhuriyeti doğuyordu. Şubat 1946’da tarım kanunu onaylandı, karşılık beklemeden köylülere toprak dağıtıldı, halkın eğitilmesi ve kalkındırılması çalışmalarına hükümet kurulur kurulmaz hızla başlandı. Çok geçmeden, günler içerisinde İran, BMT’ye başvuru yaptı ve  BMT “SSCB ile İran’ın bu konuyu kendi aralarında çözmeleri” hükmüne vardı. Yani toprakalrı işgal altındaki İran’ın ABD’den medet ummaktan başka çaresi yoktu, Türklerin kendi kurdukları devleti koruyacak, söz geçirecek hali de pek yoktu, ne kadar bağımsızlık ateşi ile yansalar da bu dönemde Türkiye kendi sağlığının peşinde iken Doğu ve Batı Türkistan,  Ruslaştırmaya dahi zor direnmekte idi, parçalı ve güçsüz bir Türk dünyası mevcuttu. Pişaveri BMT’ye itiraz mektubu yazdı, Azerbaycan’ın tamamen Demokratik olarak BMT ilkelerine uygun şekilde kurulduğunu ve 1941 yılında Atlantik Partisinin ilkeleri ile de hareket ederek tanındıklarını belirtti.

Atlantik Partisi, Atlantik Paktı idi, yani Rusya-ABD ve İngiltere. Şubat 1946’da İran’da iktidar değişti, Ahmet Kavan iktidara gelmişti. Moskova’ya ilk iş giden  Ahmet Kavan, Stalin ile bir görüşme gerçekleştirdi. SSCB Hala Tahran Konferansına aykırı olarak ordusunu bu bölgede tutuyordu ancak görüşme sonrası bir kaç şehirden Stalin kuvvetlerini çekme kararı aldı, gelecekteki tavizlerin ilk habercisi bu idi.1945-1949 Yılları arasında dünyada tamamen Nükleer Demokrasi mevcuttu. İran ABD Başkanı Truman’dan yardım istedi,  Japonyayı yerle bir eden ve dünyayı korkutan bu yeni güç Britanya’nın boşalttığı yeri alırken SSCB’den İran’dan hızlı şekilde çekilmesini istedi.

Truman mektubunda 3 gün içerisinde, İran’ı boşaltın diyordu.  24 Mart 1946’da İran, SSCB’yi yeniden BMT’ye şikayet etmekle tehdit ediyordu, uluslararası baskı giderek artıyordu. Bu yüzden de 24 Mart’tan önce SSCB ordusunun çekileceğini duyurmuştu. 4 Nisan 1946 günü, Rusya-İran sözleşmesi yapıldı ve petrol için SSCB, Azerbaycan Türklerini yalnız bıraktı, buna göre bölgeden birlikte petrol çıkaracaklardı ve SSCB de tamamen çekilecekti. Haziran 1946’da İran, Azerbaycan’ın dikkatini dağıtmak için 13 maddelik bir bildiri yayınladı. Bu bildiri,sözleşme ile Azerbaycan’ın elindeki pek çok yetki ve güç alındı, Güney Azerbaycan yavaş yavaş Ana Yurdundan kopuyordu.İran’ın güçlü bir askeri gücü yoktu, ABD bu yüzden onlara 40 uçak ve 55 Tank vermiş, mühimmat ve askeri eğitim de veriyordu. Kasım 1946’da İran, Güney Azerbaycandaki seçimler bahanesi ile ülkeye jandarma birliklerinin yollanacağını duyurdu. Azerbaycan itiraz etti ve  4 Aralık 1946 günü İran askeri gücü, Azerbaycan’a bu bahane ile giriş yaptı.

Pişaveri, Rusya’dan yardım istedi ancak Rusya istediğini çoktan almıştı. Çok geçmeden Pişaveri, Başkent Tebriz’den, Kuzey Azerbaycan’a göç etti. 14 Aralık’ta İran Ordusu Tebriz’i kontrol altına aldı. 20 Aralık’ta ise tüm Güney Azerbaycan kontrol altına alındı böylece 21 Azer Harekatı başarısızlığa uğratılmış oldu.

Azerbaycan Bayrağı ve Arması

Azerbaycan, ileride Türkiye ile birleşebilecek bir ülke idi, bu yüzden Mustafa  Suphi‘nin, Galiyev‘in, Çoros Çurkin‘in ya da Mağcan Cumabayev‘in öldürülme nedeni ile aynı nedenden Rusya tarafından yalnız bırakıldı, Osmanlı  İmparatorluğu’ndaki eyalet düzenlemeleri ile 19.yy’da oluşturulan Türkhia Eyaleti, Adriyatik’ten Hazar denizine ulaşırdı, eğer Misak-ı Milli uygulanabilse ve Azerbaycan başarılı olsa idi Türkhia hiç parçalanmadan güçlü bir yapı ile zengin petrol kaynakları ve Atalarının kültür mirası üstünde yükseliyor olabilirdi. Tarih sonsuz bir yolculuk ve ulusların jeopolitiği asla değişmez, belki bir gün, Resulzade, Killigil, Atatürk ya da Pişaveri gibi yetişecek olanlar ile giderek aydınlanan Türk Ulusu, bu utkusunu yeniden gerçekleştirebilecek güce erişecek ve biz göremesek de bu amaç için gelecek nesillere daha uygun bir ortam bırakabileceğiz.

Azerbaycan, ateşin ülkesi her zaman sağ olsun.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*