Atatürkçülük Bu Mu? Sömürgecilere Karşı Direnen Satırlar..!

Savunma İşbirliği Antlaşması’nın gündeme geldiği şu günlerde, Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün bu cumhuriyet’in temelindeki harcı tanımlayan sözlerini anımsatmak istiyoruz.

“Biz, Batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve bağımsızlığımızı korumakla yetinmiyoruz. Aynı zamanda, Batı emperyalistlerinin kuvvetleri ve bilinen her türlü aracı ile Türk ulusunu emperyalizme araç yapmak istemelerine de engel oluyoruz Böylece, bütün insanlığa hizmet ettiğimiz kanısındayız… !”

Savunma işbirliği Antlaşması, Ortadoğu’da İran’ın ABD güdümünden çıktığı bir döneme rastlıyor. Aynı dönemde petrol bunalımının doruk noktasına tırmanmış bulunması, Irak ve Suriye’de Baas rejimlerinin sarsıntılara uğraması,. Pakistan’da ABD’ye, Afganistan’da Sovyetler Birliği’ne bağlı uydu yönetimlerin kurulması, Savunma işbirliği Antlaşması’nın önemini büsbütün artırmaktadır. ; “Türkiye, bu sarsıntı ve çalkantı içinde, bölgede barış ve güvenliğin temel taşlarından biri olabilir mi? Savunma işbirliği Antlaşması’nın gerisinde 1974 Kıbrıs çıkartması, bunun hemen arkasında ABD tarafından konan “Silah Ambargosu” yatıyor…

“Ben her şeyden önce bir Türk Milliyetçisiyim.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk

NATO, bir Sovyet saldırısı olasılığına karşı kurulmuş bir savunma örgütüdür. Türkiye, ABD’nin patronluğunda kurulan NATO’nun üyesidir. Ancak bu antlaşmalara ve bağlantılara karşı, Kıbrıs çıkartması sonunda Türk Silahlı Kuvvetleri üzerine kurulan “silah ambargosu”nun anlamı nedir? Sovyetler’den bir işgal, bir saldın bekleniyorsa, bu silah ambargosunu nasıl yorumlayacağız? Yok, Sovyet saldınsını ciddi bir olasılık görmüyorsak, Türkiye’deki bu üslerin anlamını nasıl yorumlayacağız?

Çok karmaşık görünen Türk dış politikasının can alıcı noktaları bu sorularda saklıdır. Pentagon, Türkiye’ye bir Sovyet saldırısını olası görüyorsa, bu silah ambargosunun hiçbir şekilde konmaması gerekirdi. Demek oluyor ki, ABD, böyle bir saldırıyı ciddi bir olasılık olarak görmüyor. O zaman, Türkiye’nin, hiçbir NATO ülkesinin sırtına bindirilmeyen yükümlülüklerle donatılmış olmasına ses çıkarması gerekmiyor muydu?

Türkiye, öteki NATO ülkelerine göre, ABD’den en az yardım ve kredi alan ülkedir. Bunun böyle olduğu NATO belgeleriyle kanıtlanmıştır. Öyleyse bu bağımlılığın, bu teslimiyetçiliğin, Cumhuriyetimizin temelini oluşturan “Milli Mücadele Ruhu” ve “Millet Egemenliği” ile ilişkisi nedir?..

Her ihanet değil midir ki içeriden çıkmasın. Güneş batınca, gölgeler sarmasın…

“ Ortadoğu yeni kargaşalara, yeni savaşlara, yeni ihtilallere gebedir. Türkiye’yi, komşu İslam ülkelerine karşı bir Truva atı” gibi kulllanmak isteyen okyanus ötesi stratejiler ve planlar söz konusudur, bunu bilmeyen yok! Türkiye, yakın bir gelecekte siyasal coğrafyası yeniden çizilecek olan Ortadoğu’da Batı’nın “petrol bekçiliği”ne mi soyunacaktır, yoksa, bu bölgede bağımsızlık bilincinin bir meşalesi gibi, çevreye yeni ışıklar ve umutlar mı saçacaktır?”

ABD’nin, İran’daki Şah kalesi düştükten sonra, Mısır-İsrail, Türkiye üçgenine dayalı yeni bir ”Gizli CENTO” kurma girişimlerinde olduğu, gözle görülür, elle tutulur biçimde ortaya çıkıyor.

Yazılı antlaşmalara dökülmese bile, ABD’nin bölgede Mısır-israil-Türkiye üçgenine bağlı yeni bir “blok” oluşturmak istediği çok açıktır. ABD ile“ imZalanan ve parlamentoda onaylanması istenen Savunma İşbirliği Antlaşması, işte bu üçgenin köşe taşlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.

“Milliyetçilik” ve “Atatürkçülük” kavramları bugünler için söz konusudur. “Ey bu topraklar için toprağa düşen asker” edebiyatı yaptıktan sonra, bu toprakların bir kısmını, ilerde çıkacak bir sıcak savaşta, komşu İslam ülkelerine karşı kullanılacak birer “üs” olarak vermek, Atatürkçülükle, milliyetçilikle, milli mücadele ruhu ile nasıl, bağdaşacaktır? Ve Kıbrıs çıkartmasından sonra, Türk ordusunu silahsız ve gereçsiz bırakan ABD siyasetine nasıl güvenilecektir?

“Biz, Batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve bağımsızlığımızı korumakla yetinmiyoruz. Aynı zamanda Batı emperyalistlerinin kvvetleri’ ve bilinen her türlü aracı ile Türk ulusunu emperyalistlere araç yapmak istemelerine de engel oluyoruz” diye “Kuvay-ı Milliye” bayrağını eline alıp yükselten Mustafa Kemal’in kemikleri, bundan böyle her gün biraz daha sızlamayacak mıdır?

Uğur Mumcu
Şehit Türk Aydını
9 Mayıs 1980, Cumhuriyet

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*