ABD’nin Soğuk Savaş Öğretisi; Dolaylı Saldırı Öğretisi Nedir?

Düşük Yoğunluklu Demokrasi Öğretisini, Türkiye’deki Muhalefet ve İktidar ilişkisini Amerikan Sömürgeciliği kapsamında ele alırken anımsatmıştık. Türkiye’deki politik ilişkilerin anlaşılabilmesi için bu iki doktrinin ayrı başlıklarda kısaca ele alınması gerekmektedir, Eşref Bitlis Cinayetini anlatırken benzer cinayetlerin ya da suikastlerin Latin Amerika Ülkelerinde yaşandığını örneklerle göstermiştik, özünde tüm bu yaşananlar Dolaylı Saldırı Doktrini kapsamındaydı.

Dolaylı Saldırı Doktrininin Kısa Bir Diyemi

Dolaylı Saldırı Öğretisine göre Amerikan Ulusal Çıkarlarına aykırı her hangi bir söz, cümle, poster, kişi, gazete yazısı, reklam parçası, şarkı, sinema filmi, haber sunumu, salata adı, yemek adı, yemek pişirme süresi, enstürman türü, politikacı, öğretmen, doktor ya da sendikacı, tanım manasında Amerikan Çıkarlarına ve doğrudan olmasa bile dolaylı anlamda ABD’ye saldırmaktadır. Yani,  her fırsatta ABD politikacılarının çeşitli anlamlarda “terör” sözcüğünü kullanması bu yüzdendir. Terör konusundaki filmlere milyarlar harcamalarının da nedeni budur. Toplumu tehlike altında hissettirerek, en ufak anlamdaki Amerikan karşıtı görüşü, diyemi, söylemi yok ederek,  Amerikan çıkarlarını dünyaya hakim kılmaktır. Bu bağlamda CIA, Soğuk Savaş döneminde “Ev Sahibi Ülke Yönetmeliği” hazırlamıştır, bu yönetmeliğe göre  o ülkenin politikacıları, ordusu ve istihbarat birimleri, CIA yetkililerine yardımcı olmak zorundadır, ev sahibi ülke milletvekilleri, başkanları dahi bu yönetmeliğin önceki türevlerine göre öldürülebilmektedir, daha sonraki dönemde gelen tepkilerle Devlet Başkanlarını öldürmeme koşulu gelmiş olsa da, uygulamada bu da gerçekleşmemiştir.

2. Dünya Savaşı sonrası, yardım sözcüğü ile İmparatorlaşacak olan Truman.

ABD, kendi çıkarlarını korumak için can atan bir sermayedar sınıfına ve o sınıf ile mücadele edebilen işçi sınıfına dayanmakadır, sınıflar arası çatışma içinden doğan bu dayanışma, Ulusal bilinç ile birlikte tüm dünyadaki çıkarlarını korumalarını gerektiren bir görüşte, işleyen bir mekanik yaratmıştır. Bu mekanikte, Basın Özgürlüğü yer yer Ulusal Güvenlik bağlamında baskı altına alınmaktadır, günümüzde ise ABD içerisinden pek çok Gazeteci bu mekanizmayı gerçeklerle delmektedir, kendi ülkesinde gerekli algı haritasını yaratamayan ABD ögeleri ister istemez ev sahibi ülkelerdeki üslerini ve egemenliğini korumak adına da zorlanmaktadır. Bu bağlamda Amerikan  İmparatorluğu, 2. ve 3. dünya devletlerindeki ulusal uyanışlarla sarsılmaktadır, buradaki savaştaki en büyük silahlar, Ulusal Bilinç, Ulusal Ekonomi ve Ulusal Ticaret Kanunlarıdır. ABD gibi bir sömürgeci imparatorluk, kendi ulusal çıkarlarını korumak adına Ulusal ve Sınıfsal dayanışmayı kaynaştırırken, sömürdüğü ülkelerde aksine “etnik bölücülük”, “sınıf ayrımcılığı”, “dini çatışmalar” körükleyerek, silah ticaretini, madeni sömürü, kolay iktidar değişimi ve bağlantılı olan Düşük Yoğunluklu Demokrasi doktrinini gerçekleştirmektedir. Bu düzlemde, ülkemizdeki, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy gibi şehit edilen Kemalistler, Dolaylı Saldırı Öğretisi gereği gerçekleştirilen suikastlerin sonucudur.

Keza bu isimler, PKK’yı ABD’nin kurduğunu ya da desteklediğini söylemektedir, İslamiyetin siyasete alet edilmemesini istemektedir, Laiklik ve Milliyetçilik taraftarıdır, bilimi öncü kabul etmektedir, özünde tüm bunlar  ABD’nin üstünde yükseldiği ilkelerdir, Jefferson, Hamilton ya da Franklin herhangi bir dine dahi inanmasa da bugün bile ABD’de “Katı bağımsız Yargıyı kuran” ve ABD’yi bağımsız kılan kurucu babalar olarak bilinirler, kurdukları ülke pek çok yobaz varlığına rağmen bile bugün, kendi bilimsel gücünü, çalışımını, inanç özgürlüğü kapsamında seküler uygulamalarla korumaktadır. ABD ya da Britanya, Laik olanlar yerine sömürgelerine her zaman etnik bölünmeler yaratabilecek, o ülkelerdeki bilim insanlarını çalmalarına yol açabilecek, izin verebilecek dini çatışmalar yaratacak kuklalar istemektedir, bunun bir örneğini ise kendi kurdukları ve bölüp parçaladıkları Arap Devletlerinde görürsünüz, her ülkeyi, birbirine düşman ailelere verirlerken, Demokratik olmayan unsurlarla da bu ülkelerin gelişiminin önünü kapatır, Din Devleti ile de bu tuzağın kapağını sıkıca kaparlar. İşte bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun da özetidir, birbirine düşman tarikatlarca, kukla gruplarca tutsak edilmiş bir ülke, bir kaç yerli işbirlikçi zengin olurken fakirleşmekte ve madenleri yurt dışına işçisinin emeği ile peşkeş çekilmektedir, bunu kanıtlamak isteyenler ise “Amerikan Ulusal Çıkarlarına dolaylı anlamda saldırı gerçekleştiriyor.” diyerek, ABD’ye saldırıyor addedilir ve elenmesi için gerekenler yapılır. Bu bağlamda, bahsettiğimiz ulussever, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ne diyorsa, bölgedeki CIA Saha Etki Ajanı yerli veya yabancı gazeteciler, gizmenler (ajanlar) tam tersini söyleyerek, karşıt tezler yaratarak gerçekliği bulandırır. Günümüzdeki, Atatürk’ü karalayan sözde tarih yazan özde tahrifçilerin varlığı da bundandır.

Türkiye, her hali ile bir Düşük Yoğunluklu Kurtuluş Savaşının içindedir, bu savaş ise doğrudan Ulusal Uyanış için Ulusu Uyandıran Bağımsız Milliyetçilerle halkı sömürmek isteyen İslamcı Sermaye ve efendisi Amerikan İmparatorluğu arasındadır. CIA Ajanı Graham Fuller’ın “Yeni Türkiye” isimli kitabından alıntılar yaptığımız Graham Fuller ve Erdoğan’ın Gölgesi CIA’in Söylemleri kitabını okuyabilir, böylece kast ettiğimizi daha iyi anlayabilirsiniz.

Burada ise bir noktayı düzeltmemiz gerekmektedir, ABD, kendi varlığını korumak ve güçlendirmek için gerekeni yapan bir Ulusun ülkesidir, bu bağlamda, bizim de yapmamız gereken, Sömürgeciler diyerek ağlamak değil, dünyayı gerçekleriyle yaşayarak uygun karşı çözümler üretmektir. Dolaylı Saldırı Öğretisinin bir üstünlüğü ise, yerli işbirlikçi hükümet, bağımsızlık taraftarları kendisini yargılayacağını bildiği için boğazına kadar suça batmış hali ile daha da vahşileşmesi ve kendi çıkarları ile Amerikan çıkarlarının zaman içinde birleşmesidir, bir süre sonra karşıtlar arttığında, ayak değiştirilir, eskiler yargılanır ve kötülenen eskilerin gölgesinde yeni bir Amerikancı iktidar yükselir.

Eğer, Dolaylı Saldırı Öğretsinin bir kurbanı olmaz isek, görüşmek üzere.

26 Temmuz 2017

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*